Hiçlikler içinde kendini yaşıyordu. Elinde kahvesi, kahvenin dumanında kalabalıkların içindeki yalnızlığın kokusu. Nerede duyumsarsa tanırdı onu. Masada kalem ve kağıt iki dost ironi bu ya; biri öyle kırılgan ve yine sır tutmaya meyilli, affedici ve unutur gerekirse, öteki atılgan, savruk ister ki dilinin bağı çözülsün öyle bir aksın gürül gürül harflere vuslattır gayesi. Bir kader örer onları bir arada ilmek ilmek... Kalemin ve kağıdım kaderi nasıl 'biraradalık' ise, onunkisi bir garip 'tek başınalık'. Erimek yalnızlıkta, belki sorgusuz sualsiz bir çekimlik nefes... Sonrası mı? Son'suz bir susmak...