Merhabalar, işitme kaybı tanısı almış ve doğru/tarafsız bilgi arayışında olanlar için kapsamlı bir yazı hazırladım. Üşenmeden okumanızı tavsiye ediyorum. işitme kaybı, insanı insana bağlayan önemli bir duyunun kaybıdır. Hangi frekanslarda hangi derecede meydana geldiğine bağlı olarak işitme duyusunun zayıfladığını görürüz. Evet, işitme kaybının ilk bulgusu doğal olarak çevresel sesleri duymada zorlanmaktır. Öte yandan Odyoloji kariyerimin neredeyse tamamı; işitme kayıplı bireyleri ve KBB doktorlarını, işitme kaybının karanlık yüzüne karşı uyarmakla geçti.
İşitme kaybının karanlık yüzü tanımı şahsıma aittir ve buz dağının görünmeyen yüzünü temsil eder. İşitme kaybı sahibi birey sesleri duyamadığında yanlış anlayabilir ve bu durum, yıllarca hatalı bir şekilde "sağır duymaz uydurur" gibi toplumsal söz deyişlere, Yeşilçam filmlerinde mizah konularına dönüştü. Oysa gerçek bu kadar masum değildir. Buz dağının görünmeyen kısmı derinlerdedir ve insanlığa tahmin edilenden fazla zarar verebilir. İşitme kaybı nadiren birden bire ani bir düşüşle başlar. Genellikle, yavaş ve sinsi bir şekilde "tiz" seslerin işitilmemesi ile yavaş ve derinden ilerler. Kişiler, işitmede meydana gelen bu yavaş düşüşü sıklıkla fark etmezler ve beyin bu duruma adapte olur. Öte yandan işitme sisteminde bozulmalar başlamıştır. İşitme kaybı "kulak"ta başlasa da hasar kulaktan beyne tüm işitme sisteminde yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Önce frekans ayrımı yani kalın ses, ince ses veya bas/tiz seslerin ayrımı ince ince bozulmaya başlar. Ardından seslerin "zamansal" işlenmesi bozulur. Normal şartlarda sıra ile işitme sistemine gitmesi gereken seslerde sıra bozulur ve salyangoz içerisinde, otobüse medeni bir şekilde binemeyen insanların hep birlikte binmeye çalışması gibi kaotik bir ortam oluşur. Ek olarak, seslerin dinamik aralığı daralır. Yani "çok hafif, hafif, orta , yüksek, çok yüksek duyuyorum" gibi geniş bir aralıktan "az, orta çok" gibi daha dar bir alanda sesleri duyarız. Bir diğer ifade ile seslerin ne kadar gür olduğunu anlamak zorlaşır. Tüm bu bozulmalar sonucunda buz dağının biraz daha altına itiliriz. Orada bizi şunlar karşılar; konuşmaları duysa bile anlamama, gürültüde konuşmaları anlamama, sesin yönünü ve mesafesini fark edememe, gün içerisinde dinleme eforu nedeniyle daha fazla yorulma, öğrenme ve anlama için gerekli olan beyinsel enerjinin işitme kaybı nedeniyle azalması gibi. Tüm bunların hem özel hem iş hayatında nelere sebep olduğunu, sosyal ve psikolojik sonuçlarını işitme kaybı yaşayanlar benden daha iyi bileceklerdir. İşin en kötü yanı; kaybedilen bu yeteneklerin daha sonra işitme cihazı kullanılsa da tamamen normale dönmemesidir. Yani, 10 yıl işitme kaybı ile yaşayıp sonra en pahalı cihazları aldığınızda hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Bunun için kendinize yapacağınız en büyük iyilik; 40'lı yaşlardan sonra yıllık işitme testleri ile işitmenizi kontrol ettirmektir. Pek çok işitme merkezinde ücretsiz olan bu uygulama ile işitme kaybını sinsice ilerlerken yakalayabilirsiniz. İşitme kaybını ne kadar erken yakalar ve hemen işitme cihazı kullanmaya başlarsanız anlama becerileriniz azalmadan olayı kapatmış olursunuz. Özetle olay işitme kaybı değildir, anlama, gürültüde anlama gibi becerilerin bozulmasını engellemektir. Bunun da en etkili yolu erken teşhis ve her iki kulakta da işitme cihazı kullanımıdır.
Öte yandan, son yıllarda işitme kaybının demans ile yakın ilişkisinin ortaya çıkması, işitme kaybına daha fazla dikkat çekmiştir. Bu durum, işitme cihazı kullanılmazsa demans olunur veya kullanılırsa demans önlenir boyutuna çekilmemelidir. Bilimsel sonuçlara göre; işitme kaybı demans sürecini negatif etkileyen bir süreçtir ve işitme cihazı kullanmak demans için bir önlem olarak ele alınabilir. Bir diğer ifade ile işitme kaybı olan ve cihaz kullanmayan herkes demans olacak demek çok bilimsel bir genelleme değildir.
Gelelim işitme cihazı uygulamasına. Bu noktada yıllarca işitme cihazı uygulaması yapan merkezlere eğitimler verdim. Ancak fitting" yani "işitme cihazının kişiye özel ayarlanması" noktasında gereken önemin verilmesini istediğim oranda sağlayamadım. Bunun en temel sebebi doğru işitme cihazı marka ve modelinin seçilmemesidir. Daha doğrusu, kullanıcının beklentisini, karşılaştığı sorunları dinlemeyen uzmanlardır. Hastaların korunması ve işitme merkezlerinin "standart" ve "kaliteli" bir hizmet alabilmesi için SİCUP isminde bir işitme cihazı uygulama protokolü geliştirdim. Makaleyi okumak için link: İŞİTME KAYIPLI YETİŞKİNLER İÇİN STANDART İŞİTME CİHAZI UYGULAMA PROTOKOLÜ - KBB-Forum: Elektronik Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Dergisi
Bu protokole göre adım adım yapılması gerekenler şöyle:
1. İşitme cihazı kullanıcı adayının öncelikle KBB hekimine görünerek tıbbi kontrolden geçmesi, çok küçük olsa bile kulak kirlerinin tamamen temizlenmesi
2. Adayın, işitme kaybı ve işitme cihazları hakkında bilgilendirilmesi. Adayın tıbbi hikayesinin alınması ve beklentilerin konuşulması.
3. Odyolojik değerlendirmenin işitme merkezlerinde yeniden yapılması. Özellikle; ara frekans denilen (750 Hz, 1500 Hz, 3000 Hz gibi... Bunlara genelde bakılmaz ancak işitme cihazı uygulamasında önemlidir) frekanslara da bakılması, kemik eşiklerinin görülmesi (işitme cihazı sadece hava değil aynı zamanda kemik yolu işitme eşiklerine göre de kazanç hesaplar), LDL yani her bir frekanstaki rahatsız olma eşiklerinin belirlenmesi (Bu testte sesler her bir frekansta kalından inceye doğru, yavaş yavaş yükseltilir ve hastanın rahatsız olduğu yer bulunur. Bu testin yapılmaması problemi çözülemeyen kullanıcıların %80 oranda problem yaşama sebebidir). Yine gerekli durumlarda "TEN" testi de yapılabilir. Detaya gerek yok.
4. İşitme cihazı ayarı mutlaka REM kullanarak yapılmalıdır. Gerektiği durumlarda ek değerlendirmeler yapılabilir. İşitme cihazlarında REM olmadan kulak zarına seslerin nasıl ve ne kadar ulaştığını asla bilemeyiz. İnternette "İşitme cihazı uygulamasında REM" yazarak bilgi sahibi olabilirsiniz. Açık konuşayım, REM yapmayan merkezden koşarak kaçın.
5. Doğru modelin seçimi çok önemlidir. İşitme cihazının modeli ve teknoloji kullanım seviyesi kişiye özel belirlenir. Modeller; RITE, Klasik kulak arkası BTE veya CIC,IIC gibi custom modeller sıkça kullanılır. Bu modellerin seçiminde medikal durumlar (kulak kanalının uygunluğu), odyolojik durumlar (kanalın genişliği, işitme kaybının derecesi/tipi), sosyal-psikolojik durumlar (iş hayatı, estetik kaygılar, cihazın küçük parçalarını görüp değiştirecek kadar görme becerisi, ellerde titreme durumu vs durumlar) göz önüne alınır. Öte yandan kişinin anlama becerisi durumu işitme cihazının hangi seviyede olacağı ile ilgili kararı etkiler. Şöyle ki, işitme kaybınız hafifse ve başlayalı çok uzun süre olmadıysa, konuşmayı anlama test skorlarınız %76 ve üzerindeyse ekonomik ve temel teknolojiye sahip modeller bile işinizi görebilir. Öte yandan uzun süredir işitme kaybınız varsa ve cihaz kullanmamışsanız, konuşmayı anlama beceriniz %40'ların altına düşmüş ise, o zaman yüksek teknolojili ürünleri kullanmanız mecburi hale gelmektedir. Çünkü, yapılacak tek şey, kaybettiğiniz fonksiyonların yerine teknoloji kullanmaktır. Bütçenizin elverdiği en teknolojik ürünleri kullanmak özellikle gürültüde veya çoklu kişili ortamlarda konuşmayı anlama için önemlidir.
7. İnce ayar süreci önemlidir ve bir kaç hafta içerisinde sizin geri bildirimlerinizle son hal verilir. Ama bu süreç 3 aydan uzun sürmemelidir.
8. İşitme cihazı uygulamasının ardından mesafe kontrolü, simetri kontrolü ve gürültüde konuşmayı anlama kontrolü yapılmalıdır. Mesafe kontrolünde uzman, yavaş yavaş sizden uzaklaşmalı ve ağzı kapalı olarak söylediği çeşitli kelimeleri anladığınızdan emin olmalıdır. Yaklaşık 10-15 metreden normal konuşmayı anlamanızı bekleriz. Simetri kontrolünde her iki kulaktan da eşit duyduğunuzu anlama çalışırız. Uzman arkanıza geçer ve çok hafif sağa veya sola kayarak konuşur ve sesleri daha çok hangi kulaktan duyduğunuzu anlamaya çalışır. İşitme cihazı kullanıcısı, uzman tam arka-orta hattan konuştuğunda "tam ortadan duyuyorum" cevabını vermelidir. Gürültüde konuşmayı anlama için ise en ideal yol sokak cadde gibi ortamlarda uzmanın ağzı kapalıyken konuşma testleri yapılmasıdır. Bu gerçek hayat deneyim testleri olmadan fitting eksik kalacaktır.
9. İşitme cihazları adaya detaylıca tanıtılmalı, kullandırtılmalı, takılıp çıkarttırılmalı. Pil değişim süreci, açıp kapatma gibi özellikler aktarılmalı. Bu tür bilgiler verilirken mutlaka video çekmelisiniz. Zira hepsini bir anda öğrenmek mümkün değildir.
10. İşitme kayıplı bireylerin yaptığı en büyük hata; bir sorun olduğunda işitme merkezine gitmekten çekinmektir. İŞİTME MERKEZLERİNDEN CİHAZ ALMIYORSUNUZ, İŞİTME SAĞLIĞI HİZMETİ ALIYORSUNUZ. doğal olarak bunu size sağlamak zorundalar. Bu amaçla verilen tüm kontroller ücretsizdir. Dahası, önerdiğim protokole göre 1. ay, 3. ay ve 6. ayda mutlaka kontrole çağrılmanız lazım, hiç bir sorun olmasa bile. Sonrasında ise yıllık kontrollerle takip edilmelisiniz.
11. İşitsel aksesuar önerilmesi. Özellikle telefon, televizyon ve bilgisayar için bağlantı özelliklerini, gerekirse ek aparat özelliklerini sormalısınız. Özellikle gece yatarken cihazlar çıkartıldığında, sabah sesli alarmları duymak zor olabilir. Bu amaçla üretilen titreşimli alarmlar satılmaktadır.
Aklıma gelen her şeyi yazdım. Sorularınız olursa, bana ulaşmaktan çekinmeyin lütfen.
Sevgilerimle,
İşitme kaybının karanlık yüzü tanımı şahsıma aittir ve buz dağının görünmeyen yüzünü temsil eder. İşitme kaybı sahibi birey sesleri duyamadığında yanlış anlayabilir ve bu durum, yıllarca hatalı bir şekilde "sağır duymaz uydurur" gibi toplumsal söz deyişlere, Yeşilçam filmlerinde mizah konularına dönüştü. Oysa gerçek bu kadar masum değildir. Buz dağının görünmeyen kısmı derinlerdedir ve insanlığa tahmin edilenden fazla zarar verebilir. İşitme kaybı nadiren birden bire ani bir düşüşle başlar. Genellikle, yavaş ve sinsi bir şekilde "tiz" seslerin işitilmemesi ile yavaş ve derinden ilerler. Kişiler, işitmede meydana gelen bu yavaş düşüşü sıklıkla fark etmezler ve beyin bu duruma adapte olur. Öte yandan işitme sisteminde bozulmalar başlamıştır. İşitme kaybı "kulak"ta başlasa da hasar kulaktan beyne tüm işitme sisteminde yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Önce frekans ayrımı yani kalın ses, ince ses veya bas/tiz seslerin ayrımı ince ince bozulmaya başlar. Ardından seslerin "zamansal" işlenmesi bozulur. Normal şartlarda sıra ile işitme sistemine gitmesi gereken seslerde sıra bozulur ve salyangoz içerisinde, otobüse medeni bir şekilde binemeyen insanların hep birlikte binmeye çalışması gibi kaotik bir ortam oluşur. Ek olarak, seslerin dinamik aralığı daralır. Yani "çok hafif, hafif, orta , yüksek, çok yüksek duyuyorum" gibi geniş bir aralıktan "az, orta çok" gibi daha dar bir alanda sesleri duyarız. Bir diğer ifade ile seslerin ne kadar gür olduğunu anlamak zorlaşır. Tüm bu bozulmalar sonucunda buz dağının biraz daha altına itiliriz. Orada bizi şunlar karşılar; konuşmaları duysa bile anlamama, gürültüde konuşmaları anlamama, sesin yönünü ve mesafesini fark edememe, gün içerisinde dinleme eforu nedeniyle daha fazla yorulma, öğrenme ve anlama için gerekli olan beyinsel enerjinin işitme kaybı nedeniyle azalması gibi. Tüm bunların hem özel hem iş hayatında nelere sebep olduğunu, sosyal ve psikolojik sonuçlarını işitme kaybı yaşayanlar benden daha iyi bileceklerdir. İşin en kötü yanı; kaybedilen bu yeteneklerin daha sonra işitme cihazı kullanılsa da tamamen normale dönmemesidir. Yani, 10 yıl işitme kaybı ile yaşayıp sonra en pahalı cihazları aldığınızda hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Bunun için kendinize yapacağınız en büyük iyilik; 40'lı yaşlardan sonra yıllık işitme testleri ile işitmenizi kontrol ettirmektir. Pek çok işitme merkezinde ücretsiz olan bu uygulama ile işitme kaybını sinsice ilerlerken yakalayabilirsiniz. İşitme kaybını ne kadar erken yakalar ve hemen işitme cihazı kullanmaya başlarsanız anlama becerileriniz azalmadan olayı kapatmış olursunuz. Özetle olay işitme kaybı değildir, anlama, gürültüde anlama gibi becerilerin bozulmasını engellemektir. Bunun da en etkili yolu erken teşhis ve her iki kulakta da işitme cihazı kullanımıdır.
Öte yandan, son yıllarda işitme kaybının demans ile yakın ilişkisinin ortaya çıkması, işitme kaybına daha fazla dikkat çekmiştir. Bu durum, işitme cihazı kullanılmazsa demans olunur veya kullanılırsa demans önlenir boyutuna çekilmemelidir. Bilimsel sonuçlara göre; işitme kaybı demans sürecini negatif etkileyen bir süreçtir ve işitme cihazı kullanmak demans için bir önlem olarak ele alınabilir. Bir diğer ifade ile işitme kaybı olan ve cihaz kullanmayan herkes demans olacak demek çok bilimsel bir genelleme değildir.
Gelelim işitme cihazı uygulamasına. Bu noktada yıllarca işitme cihazı uygulaması yapan merkezlere eğitimler verdim. Ancak fitting" yani "işitme cihazının kişiye özel ayarlanması" noktasında gereken önemin verilmesini istediğim oranda sağlayamadım. Bunun en temel sebebi doğru işitme cihazı marka ve modelinin seçilmemesidir. Daha doğrusu, kullanıcının beklentisini, karşılaştığı sorunları dinlemeyen uzmanlardır. Hastaların korunması ve işitme merkezlerinin "standart" ve "kaliteli" bir hizmet alabilmesi için SİCUP isminde bir işitme cihazı uygulama protokolü geliştirdim. Makaleyi okumak için link: İŞİTME KAYIPLI YETİŞKİNLER İÇİN STANDART İŞİTME CİHAZI UYGULAMA PROTOKOLÜ - KBB-Forum: Elektronik Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Dergisi
Bu protokole göre adım adım yapılması gerekenler şöyle:
1. İşitme cihazı kullanıcı adayının öncelikle KBB hekimine görünerek tıbbi kontrolden geçmesi, çok küçük olsa bile kulak kirlerinin tamamen temizlenmesi
2. Adayın, işitme kaybı ve işitme cihazları hakkında bilgilendirilmesi. Adayın tıbbi hikayesinin alınması ve beklentilerin konuşulması.
3. Odyolojik değerlendirmenin işitme merkezlerinde yeniden yapılması. Özellikle; ara frekans denilen (750 Hz, 1500 Hz, 3000 Hz gibi... Bunlara genelde bakılmaz ancak işitme cihazı uygulamasında önemlidir) frekanslara da bakılması, kemik eşiklerinin görülmesi (işitme cihazı sadece hava değil aynı zamanda kemik yolu işitme eşiklerine göre de kazanç hesaplar), LDL yani her bir frekanstaki rahatsız olma eşiklerinin belirlenmesi (Bu testte sesler her bir frekansta kalından inceye doğru, yavaş yavaş yükseltilir ve hastanın rahatsız olduğu yer bulunur. Bu testin yapılmaması problemi çözülemeyen kullanıcıların %80 oranda problem yaşama sebebidir). Yine gerekli durumlarda "TEN" testi de yapılabilir. Detaya gerek yok.
4. İşitme cihazı ayarı mutlaka REM kullanarak yapılmalıdır. Gerektiği durumlarda ek değerlendirmeler yapılabilir. İşitme cihazlarında REM olmadan kulak zarına seslerin nasıl ve ne kadar ulaştığını asla bilemeyiz. İnternette "İşitme cihazı uygulamasında REM" yazarak bilgi sahibi olabilirsiniz. Açık konuşayım, REM yapmayan merkezden koşarak kaçın.
5. Doğru modelin seçimi çok önemlidir. İşitme cihazının modeli ve teknoloji kullanım seviyesi kişiye özel belirlenir. Modeller; RITE, Klasik kulak arkası BTE veya CIC,IIC gibi custom modeller sıkça kullanılır. Bu modellerin seçiminde medikal durumlar (kulak kanalının uygunluğu), odyolojik durumlar (kanalın genişliği, işitme kaybının derecesi/tipi), sosyal-psikolojik durumlar (iş hayatı, estetik kaygılar, cihazın küçük parçalarını görüp değiştirecek kadar görme becerisi, ellerde titreme durumu vs durumlar) göz önüne alınır. Öte yandan kişinin anlama becerisi durumu işitme cihazının hangi seviyede olacağı ile ilgili kararı etkiler. Şöyle ki, işitme kaybınız hafifse ve başlayalı çok uzun süre olmadıysa, konuşmayı anlama test skorlarınız %76 ve üzerindeyse ekonomik ve temel teknolojiye sahip modeller bile işinizi görebilir. Öte yandan uzun süredir işitme kaybınız varsa ve cihaz kullanmamışsanız, konuşmayı anlama beceriniz %40'ların altına düşmüş ise, o zaman yüksek teknolojili ürünleri kullanmanız mecburi hale gelmektedir. Çünkü, yapılacak tek şey, kaybettiğiniz fonksiyonların yerine teknoloji kullanmaktır. Bütçenizin elverdiği en teknolojik ürünleri kullanmak özellikle gürültüde veya çoklu kişili ortamlarda konuşmayı anlama için önemlidir.
7. İnce ayar süreci önemlidir ve bir kaç hafta içerisinde sizin geri bildirimlerinizle son hal verilir. Ama bu süreç 3 aydan uzun sürmemelidir.
8. İşitme cihazı uygulamasının ardından mesafe kontrolü, simetri kontrolü ve gürültüde konuşmayı anlama kontrolü yapılmalıdır. Mesafe kontrolünde uzman, yavaş yavaş sizden uzaklaşmalı ve ağzı kapalı olarak söylediği çeşitli kelimeleri anladığınızdan emin olmalıdır. Yaklaşık 10-15 metreden normal konuşmayı anlamanızı bekleriz. Simetri kontrolünde her iki kulaktan da eşit duyduğunuzu anlama çalışırız. Uzman arkanıza geçer ve çok hafif sağa veya sola kayarak konuşur ve sesleri daha çok hangi kulaktan duyduğunuzu anlamaya çalışır. İşitme cihazı kullanıcısı, uzman tam arka-orta hattan konuştuğunda "tam ortadan duyuyorum" cevabını vermelidir. Gürültüde konuşmayı anlama için ise en ideal yol sokak cadde gibi ortamlarda uzmanın ağzı kapalıyken konuşma testleri yapılmasıdır. Bu gerçek hayat deneyim testleri olmadan fitting eksik kalacaktır.
9. İşitme cihazları adaya detaylıca tanıtılmalı, kullandırtılmalı, takılıp çıkarttırılmalı. Pil değişim süreci, açıp kapatma gibi özellikler aktarılmalı. Bu tür bilgiler verilirken mutlaka video çekmelisiniz. Zira hepsini bir anda öğrenmek mümkün değildir.
10. İşitme kayıplı bireylerin yaptığı en büyük hata; bir sorun olduğunda işitme merkezine gitmekten çekinmektir. İŞİTME MERKEZLERİNDEN CİHAZ ALMIYORSUNUZ, İŞİTME SAĞLIĞI HİZMETİ ALIYORSUNUZ. doğal olarak bunu size sağlamak zorundalar. Bu amaçla verilen tüm kontroller ücretsizdir. Dahası, önerdiğim protokole göre 1. ay, 3. ay ve 6. ayda mutlaka kontrole çağrılmanız lazım, hiç bir sorun olmasa bile. Sonrasında ise yıllık kontrollerle takip edilmelisiniz.
11. İşitsel aksesuar önerilmesi. Özellikle telefon, televizyon ve bilgisayar için bağlantı özelliklerini, gerekirse ek aparat özelliklerini sormalısınız. Özellikle gece yatarken cihazlar çıkartıldığında, sabah sesli alarmları duymak zor olabilir. Bu amaçla üretilen titreşimli alarmlar satılmaktadır.
Aklıma gelen her şeyi yazdım. Sorularınız olursa, bana ulaşmaktan çekinmeyin lütfen.
Sevgilerimle,
