Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

[Video]: Sağlamcılık da ırkçılık gibi bir ayrımcılık mı? | Sibel Y. Süleyman A.

OturanBoğa

Yönetici
Üyelik
9 Ocak 2003
Konular
671
Mesajlar
57,807
Reaksiyonlar
196
Editörün Defteri'nde Mesut Varlık'ın konukları Sosyolog, MSGSÜ Öğretim Görevlisi Sibel Yardımcı ve TOHAD Genel Başkanı Süleyman Akbulut

14 Mayıs 2022


Editörün Defteri'nde Mesut Varlık'ın konukları Sosyolog, MSGSÜ Öğretim Görevlisi Sibel Yardımcı ve TOHAD Genel Başkanı Süleyman Akbulut
Dünya Engelliler Haftası: 10-16 Mayıs
Engelli mi? Sakat mı?
Biz size ne diyorduk?
Sakatlık, fonksiyon kaybı; engellilik, yetenek kaybı.
Sakatlık evrensel, engellilik tarihsel bir durum.
Türkiyede Sakatlık Çalışmaları
Sağlamcılık da bir ayrımcılıktır
Beden politikaları bağlamında çalışmalar
Sağlamcılık da ırkçılık gibi bir ayrımcılıktır
Sakatlık ayrımcılığın atası gibi...
Kurtuluş yok tek başına
Normal insan, çok soyut bir şeydir, kırılgandır.
Sakat insan, tam insan kabul edilmiyor.
Bugün acıyan yarın öldürebilir de.
Ayrımcılığa uğrayan farklı gruplar birbirlerini görüyorlar mı?
Şiddete açıklığımız bizi ortaklaştırmıyor.
Merhamet, hiyerarşiyi bozmuyor.
Devlet, 10.000'lerce engellinin maaşlarını kesiyor.
Engellilerin rapor oyunlarındaki durumu.
Neden kardeşim deniyor ama vatandaş denmiyor?
Hak olarak kayıt altına alınmayınca uygulayıcıların lütfuna kalınıyor.
Verildiği gibi geri de alınabiliyor.
Sakatları hep insandan eksik bir şey gibi görüyoruz.
Konumuz hepimizin engelli adayı olması değil ki!
Erişilebilirlik sadece merdiven meselesi midir?
Bizim sakat arkadaşlarımız yok, karşılaşmıyoruz çünkü.
Erişimden bahsederken haklara erişimden bahsediyoruz.
Yardım temelli çalışınca destek var ama hak temelli çalışınca yok.
Engelliler haklarını kaybediyor.
Sakat camiası bütün olanlardan katmerli etkileniyor.
Sakatlık, artık sonsuz yoksulluk haline mi geldi?
Yoksulluk sınırındaki sakatlar, açlık sınırına itiliyor.
Sakatlara, insanlık onuruna yakışmayan koşullar sunuluyor.
Sakatsız değil ama engelsiz bir dünya mümkün.
 
toplumsal olarak engelli bireyin karşılaştığı mobing, ayrımcılık, erişilebilirlik sorunları
ve politikalardan kaynaklı sorunların tümünün bizlere yansıyışı ırkçılık ötesi
daha vahim adı konulmamış bir durum zira tehşis yoksa tedavi de yok

SAKAT, ÖZÜRLÜ, ENGELLİ AYRIŞTIRMASI

Nedendir bilmiyorum bizim toplumumuzda sakat sözcüğü hemen her kalıpta sıkça kullanılıyor. Bu işte bir sakalık var, aman sakatlık olmasın, sakatlıklar bizi buldu gibi. Bir sakatlık imidir gidiyor. Burada sakat bir şeylerin ters gidişi, aksaklık, bir nevi yanlış olanın en basit anlatımı. Diğer bir anlamıyla vücudun hasta veya eksik olan bir yanı. Sakat sözcüğünde olmaması gerekenin vurgusu, dolaysıyla mahvedici bir soyutlama sezinlenebiliyor.
Özürlü sanki içerik açısından daha yumuşak; her ne kadar defolu mal yerine konma fikri insanlığa sığmasa da: Özürlü olan, hatalı, kusurlu, olağan dışı kısacası defolu olandır. Diğer bir ifadeyle, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme, hoşgörü istemi. Burada sorunsal olansa, özürlü olarak hitap ettiğimiz grup, her ne kadar defolu da olsam bu benim suçum değil. Dolaysıyla hoş görünüze sığınıyorum, aranıza karışır giderim, demeye gelmesi. Neden varoluşumuzdan utanalım?
Lütfen dikkat edelim; Sakat olan %de yüz işe yaramaz, mutlak gözden çıkarılması gerekendir, dışlanır. Özürlü olan ise defo derecesine göre pekala değerlendirilebilir olandır. Meta olma durumunu korur.
Diğer yandan içerik, yani (asıl) anlam formuna bakıldığında engelli daha insanlık onuruna yakışır ve gerçekçidir. Engel, bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, müşküldür. WHO nun (dünya sağlık örgütünün) da tanımıyla, engellilik (Handikap: Bir yetersizlik veya özür nedeniyle yaşa, cinsiyete, sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak, kişiden beklenen rollerin kısıtlanması veya yerine getirilememesi.) Burada yetersizlik zaten Avrupada geniş kapsamlı bir kavram olarak kullanılan yapamayanlar yerine kullanılmıştır. Özür kelimesiyle ise toplumsal suç veya uyumsuzluk sonucu, bir nevi sözel (folklörik) yasaların vurgusu yapılmıştır. Kaynağı her ne olursa olsun; aslolan, engeli en aza indirgeme söz konusudur. Kavram olarak güzel olanda budur.
Toplumsal açıdan bakıldığında, engelli olan bireyle, diğer bireyler arasında asla eşitlikten bahsedilemese de, kendi iç barışı için, engelli olmak asıl sorun değildir. Çünkü Engelli: bireye, bireyin birey olmaktan gelen haklarını küçümsemeyen, daha esnek bir görüngü ile değerlendirme olanağı veren bir kavramdır. Engelli kavramı: sakat veya özürlü tanımlamalarında olduğu gibi, yalnızca bireyin içinde bulunduğu olumsuzluğu kapsayan yıkıcı bir kavram değildir. Aynı zamanda engelli kavramı şu yada bu şekilde o engeli oluşturan mimari yapılarla veya rehabilite edilerek medikal destekle en aza indirgenmeliyken, aksine devamlı yerine yenilerini ekleyen mevcut sisteme bir gönderme yapar. Çünkü engelli olma durumu ve engel, toplumsal bir olgudur ve ayrı ayrı bireylerin sorunu olarak düşünülemez. Burada sorunun ismi pekala engel olarak konulmuşsa, toplum olarak engelleri birlikte aşalım diyedir. Engelleri birlikte aşmak yerine, engel yaratmak, engelini engellinin yüzüne vurmak değildir de nedir? İşte engelli bu can alıcı temanın vurgusudur.
Not:Yukardaki yazım, yürüyorum dergisinin 2002, 6. sayısında yayınlanmıştır.
Artık bu paradoksal, kof tatışmanın sonlanması dileğiyle..
Nurten Aktaş


Sakat, Özürlü, Engelli ayrıştırması Şiiri - Nurten Aktaş
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Güzel bir söyleşi olmuş. Özellikle Süleyman abiyle gerçekten oturup sohbet etmek isterdim. Diğer taraftan engellilere ne deneceği üzerinde çok fazla duruluyor. Engelli mi, özürlü mü, sakat mı, handikaplı veya özel gereksinimli birey mi vesaire. Aslından bizlere bir sıfat bulma gereksinimi veya "yarışı" diyelim, kendi içinde ayrı bir ayrımcılık konusu. Özellikle insanların bu konudaki takıntılarını anlayamıyorum.

Diğer taraftan sosyal haklar olarak hala istenilen seviyede değiliz maalesef, bu konuda öz eleştiri yapmak gerekirse biraz sesimizi duyurmakta pasif kaldığımızı söyleyebilirim. Zaten hak verilmez, alınır diye boşuna dememişler. Birilerinden bir şeyler beklemektense kendi mücadelemizi kendimiz yürütebiliriz. Tek yapmamız gereken şey birlik olabilmek ama bu konuda da çok eksiklerimiz var.
 
Sağlamcılar aşırı üretimin devamlılığını sağlamak isteyenlerdir bu kadar basit

Yani evet ırkçılık gibi sağlamcılık da egemen sınıfın ideolojisidir
 
Engelliler haklarını kaybediyor.
Hem de her alanda... Ne yapmalı bilmiyorum. Siyaset bilmem. Tanıdıklarım yok. Zengin ve güçlü bir ailenin ferdi değilim. 50 yaşına ayak basmak üzere olan biriyim. Son yirmi yılı gözlerimin önünde geçen süreç hakkında hangi yüzleştirmeyi yapsam makas değişir bilmiyorum.
Güzel ülkemin insanları hak kaybına uğruyor hem de acımasızca...
 
Üst Alt