Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

3 Ocak Dünya Uyku Günü’nde Uyanması Gereken Şey: Erişilebilirlik

ENGELLEKTUEL

Aktif Üye
Üyelik
8 Kas 2004
Konular
86
Mesajlar
1,404
Reaksiyonlar
157
3oc-832x400.png

3 Ocak sabahı. Alarm çalıyor ama kimse gerçekten uyanmıyor.

Telefonu elime alıyorum. Ekran aydınlanıyor, dünya başlıyor. Bildirimler var, mesajlar var, bir de o tanıdık his: Her şey çalışıyor gibi… ama ben biraz dışındayım.

IT’de uyku modu diye bir şey var. Sistem kapanmaz, sadece tepki vermez. Aslında tam olarak böyle hissettiriyor erişilemeyen dünya: Var ama dokunamıyorsun.

Bir web sitesine giriyorum. Buton var, tıklayamıyorum. Metin var, okunmuyor. Video var, sesi var ama anlam yok. Kimse fark etmiyor, çünkü sistem onlar için “normal”.

Engellilik çoğu zaman bedende aranıyor. Oysa benim yaşadığım şey çoğu gün bir arayüz problemi. Birinin “bunu herkes kullanır” diyerek tasarladığı bir ekran. Herkes dedikleri, kendilerine benzeyenler.

Bir keresinde biri şöyle demişti: “Abi sistem çalışıyor ya.” Evet, çalışıyor. Ama beni login ekranında bırakıyor.

3 Aralık’ta herkes bir şeyler paylaşıyor. “Farkındayız.” “Yanınızdayız.” Güzel cümleler. Ama ertesi gün yine alt etiketsiz görseller, Yine klavyeyle ulaşılamayan menüler, Yine sessiz videolar.

Sistem tekrar uykuya alınıyor.

Oysa erişilebilirlik zor bir şey değil. Bu bir “özel talep” de değil. Bu, baştan düşünülmesi gereken bir şey. Tıpkı elektrik gibi, internet gibi, güvenlik gibi.

IT’de şunu bilirsin: Bir bug’ı görmezden gelirsen, O senden vazgeçmez. Sadece daha karmaşık bir yerde patlar.

Erişilebilirlik de öyle. Bugün “az kişi” diye görmezden gelinen şey, Yarın herkesin başına gelir. Çünkü herkes yaşlanır, yorulur, sakatlanır, değişir.

Ben bazen şunu düşünüyorum: Dünya aslında fena tasarlanmamış bir sistem. Ama erişilebilirlik ayarları kapalı. Ve kimse ayarlara girmeyi sevmiyor.

3 Ocak belki de bir hatırlatmadır. Bir günlüğüne değil. Bir postluk değil. Gerçekten uyanmak için.

Çünkü bazı insanlar için mesele uyanmak değil, Hiç uyumamaktır zaten. Sistemin içinde kalabilmek için.

Ve belki bir gün, Erişilebilirlik konuşulmaz. Çünkü artık varsayılandır.

İşte o gün, Sistem gerçekten uyanmış olur.

Aykan İnal
 
Son düzenleme:

Erişilebilirlik: Kimse Konuşmuyor Ama Herkesin Başına Geliyor

Erişilebilirlik denince çoğu kişinin aklına hâlâ aynı şey geliyor:
“Engelli bireyler için yapılan ekstra işler.”

Yani biraz lüks.
Biraz opsiyonel.
Olmasa da olur… ama olursa da güzel olur gibi.

Kurumsal karşılığı ise daha da net:
“Bunu bir ara ele alalım.”


Gerçek Hayat

Sonra hayat devreye giriyor.

Bir gün elin dolu oluyor.
Bir gün yorgun oluyorsun.
Bir gün o küçük yazıyı seçemiyorsun.

Ve o an fark ediyorsun:

Her şey aslında o kadar da kullanılabilir değilmiş.


Kısa Bir Anı

Bunu en net anladığım anlardan biri çok basitti.

Bir yere gittim.
Her şey kağıt üstünde kusursuzdu: giriş var, kapı var, sistem çalışıyor.

Ama o kapıyı kullanamadım.

Kimse fark etmedi.
Çünkü onlar için sorun yoktu.

Ama benim için çok netti:
Orası herkes için yapılmamıştı.


En Güzel Yalan

En sevdiğim cümle şu:
“Herkes kullanabiliyor.”

Gerçekten mi?

Yoksa kullanamayanlar zaten uğraşmayı bırakıp sessizce vaz mı geçiyor?

Çünkü genelde olan bu:
İnsanlar zorlandıkları şeyi raporlamıyor, terk ediyor.

Ve biz de sanıyoruz ki sistem çalışıyor.


Herkesin Konusu

Erişilebilirlik sadece “bir grup insan” için değil.

Bugün değil belki ama
yarın, bir gün, bir an…

Sen de bir şeylere erişemediğin bir noktaya geliyorsun.

Elin doluyken, yorgunken, dikkatin dağılmışken.

Ve o an anlıyorsun:

Bu konu aslında hepimizin konusu.


Net Gerçek

Erişilebilirlik bir “jest” değil.
Bir “iyilik” değil.
Bir “ekstra” hiç değil.

Bu işin doğru hali bu.

Ve daha net söylemek gerekirse:

Erişilemiyorsa, eksiktir.


Soru

En son ne zaman bir yerde
“Ben bunu neden yapamıyorum?” dedin?

Ve gerçekten…

Sorun sende miydi?



Aykan İnal
www.aykaninal.com.tr
 
Üst Alt