Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Bedensel Aktivite, Engellilik ve Bağımsız Yaşam Üzerine

spastik

Üye
Üyelik
15 Eyl 2005
Konular
47
Mesajlar
739
Reaksiyonlar
67
Bedensel Aktivite, Engellilik ve Bağımsız Yaşam Üzerine

Modern toplum, bedensel aktivite denildiğinde hâlâ büyük ölçüde spor salonlarını, yürüyüş bantlarını ve egzersiz programlarını düşünmektedir. Oysa insan bedeninin gerçek sınavı, çoğu zaman planlı egzersizlerde değil, gündelik yaşamın görünmez yüklerini taşıyabilme becerisinde verilir. Çünkü hareket etmek ile hayatı sürdürebilmek aynı şey değildir.

Son bir süredir evimin bütün sorumluluğu omuzlarımda. Bulaşık, çamaşır, yemek, genel temizlik... Bunlara iki kedimin günlük bakımı, sağlık kontrolleri, ilaçları ve yaşam alanlarının temizliği de ekleniyor. İlk bakışta bunlar sıradan ev işleri gibi görünebilir. Fakat özellikle serebral palsili bir birey açısından bakıldığında mesele yalnızca kasların çalışması değildir. Asıl mesele, beden ile zihnin aynı anda uyum içinde çalışabilmesidir.

Ev işleri, dışarıdan bakıldığında fiziksel bir uğraş gibi görünür. Oysa her biri görünmeyen bir zihinsel organizasyonu gerektirir. Hangi iş önce yapılacak? Marketten ne eksik? Kedinin ilacı hangi saatte verilecek? Çamaşır makinesi çalışırken yemek hazırlanabilir mi? Temizlik hangi sırayla daha verimli olur? Bütün bunlar, yürümekten ya da bir nesneyi kaldırmaktan çok daha karmaşık bilişsel süreçlerdir.

Nörobilim bize yürütücü işlevler olarak adlandırılan planlama, öncelik belirleme, dikkat yönetimi ve problem çözme becerilerinin, bağımsız yaşamın temelini oluşturduğunu söyler. Bedensel hareket bu sürecin yalnızca görünen yüzüdür; görünmeyen tarafta ise sürekli çalışan bir zihin vardır.

İşte tam da bu nedenle bağımsız yaşam, yalnızca kendi yemeğini yapabilmek ya da evini temizleyebilmek değildir. Bağımsız yaşam, hayatı organize edebilme kapasitesidir.

Bu durumun en dikkat çekici tarafı ise, ev içinde kazanılan bu becerilerin yalnızca evde kalmamasıdır. Günlük yaşamın onlarca küçük problemiyle sürekli karşılaşan kişi, zamanla belirsizlik karşısında daha sakin kalmayı öğrenir. Çatışmaları daha hızlı analiz eder, çözüm üretme refleksi gelişir ve beklenmedik durumlara uyum sağlama kapasitesi artar.

Başka bir ifadeyle, ev işleri yalnızca evi düzenlemez; insanın zihnini de organize eder.

Bu nedenle bağımsız yaşam deneyimi, iş hayatına doğrudan yansır. Aynı beceriler sosyal ilişkilerde de kendini gösterir. Sorumluluk almayı öğrenen birey, ekip çalışmalarında daha güvenilir olur; özel hayatında daha paylaşımcı davranır; kriz anlarında daha soğukkanlı kalabilir. Çünkü zihni, günlük yaşamın binlerce küçük problemiyle sürekli egzersiz yapmaktadır.

Ne yazık ki özellikle engelli bireyler söz konusu olduğunda toplumun en büyük yanılgılarından biri, korumayı gelişimin önüne koymasıdır. İyi niyetle yapılan aşırı koruyuculuk, çoğu zaman bireyin deneyim kazanmasını engeller. Oysa insan, sorumluluk üstlenmeden bağımsızlaşamaz.

Bu durum yalnızca engelli çocuklar için değil, bütün çocuklar için geçerlidir.

Yıllardır aynı şeyi ısrarla söylüyorum: Çocuklarınıza önce ev içinde sorumluluk verin. Sofrayı kurmalarına, odalarını toplamalarına, alışveriş listesi hazırlamalarına, yemek yaparken size yardım etmelerine izin verin. Ardından bu sorumlulukları kamusal yaşama taşıyın. Toplu taşımayı kullanmayı, alışveriş yapmayı, resmi işlemleri takip etmeyi, kendi kararlarını vermeyi öğrensinler.

Çünkü sorumluluk verilmeden özgüven gelişmez.

Engellilik alanında da gerçek rehabilitasyon yalnızca kasları güçlendirmek değildir. Asıl amaç, bireyin kendi yaşamının yöneticisi olabilmesini sağlamaktır. Fizik tedavi bedeni geliştirir; sorumluluk ise kişiliği inşa eder.

Bağımsız yaşamın özü de tam olarak budur: Hayatı başkalarının sizin yerinize düzenlemesi değil, kendi yaşamınızı mümkün olduğunca kendiniz yönetebilmenizdir.

Unutulmamalıdır ki bir insanın gerçek gücü, kaç adım atabildiğiyle değil; attığı her adımın sorumluluğunu ne ölçüde taşıyabildiğiyle ölçülür. Ve çoğu zaman insanı hayata hazırlayan en büyük okul, evinin mutfağı, çamaşır sepeti ve paylaşmayı öğrendiği günlük sorumluluklardır.
 
Son düzenleme:
Üst Alt