Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Benim Dostlarım Sizin Uzak Durduklarınız: birkaç kedi, emek işçileri, travestiler, hayat kadınları, sabıkalılar, dışlananlar…

ENGELLEKTUEL

Aktif Üye
Üyelik
8 Kas 2004
Konular
86
Mesajlar
1,404
Reaksiyonlar
157
Bazen insanlar soruyor:
“Kimlerle takılıyorsun sen?”

Cevap veriyorum… ama pek hoşlarına gitmiyor.

Çünkü benim çevrem CV ile anlatılacak bir yer değil.
LinkedIn bağlantısı gibi eklenmez kimse.

Benim çevrem biraz daha… hayatın kendisi.

Kediler var mesela.
Kimseye ait olmayan, ama bağ kurunca senden vazgeçmeyen.
Zorla sevemezsin. Zorla yaklaşamazsın.
Sınır koyar.

Garip olan şu:
İnsanların çoğu bunu bile anlamıyor.

Emek işçileri var.

Hayatın görünmeyen motoru.
Onlar çalışır, sistem döner.

Ama kimse onların performansını ölçmez.
Kimse teşekkür etmez.

Sunucu çökünce herkes bağırır,
ama sistemi ayakta tutanlar hep sessiz kalır.

Travestiler var.

Toplumun görmek istemediği insanlar.

Ama aslında en net olanlar onlar.

Çünkü rol yapma lüksleri yok.
Hayatta kalmaya çalışan biri, imaj yönetemez.

Kurumsal hayatta herkes maske takar,
onlar hiç takamamış.

Hayat kadınları var.

Herkesin hakkında konuştuğu,
ama kimsenin gerçekten konuşmadığı insanlar.

Yargı çok.
Anlayan az.

Ama işin garibi şu:
Hayatın dibini görmüş insanlar, çoğu “saygın” insandan daha az sahte.

Şiddet görmüş kadınlar var.

Kırılmışlar.
Ama yok olmamışlar.

Bazıları hala gülüyor mesela.
Ve o gülüş… kolay kazanılmamış.

Sabıkalılar var.

Evet, “dosyası olan” insanlar.

Toplumun tek bir hataya indirgediği hayatlar.

Ama bazen şunu düşünmeden edemiyorsun:
Bazıları hata yapmış insan,
bazıları sadece yakalanmamış.

Dışlananlar var.

Sebepsiz.
Bazen sadece “farklı” oldukları için.

Toplum anlamadığı şeyi iter.
Anlamaya çalışmak… biraz zahmetli çünkü.

Ben de o listenin içindeyim.

Engelliyim.

Ama mesele bu değil aslında.

Mesele şu:
İnsanlar seni ya fazla acıyarak görüyor
ya da hiç görmüyor.

İkisi de aynı şey.

Gerçekten görmek… nadir bir özellik.

Sonra bir noktada fark ediyorsun:

Benim etrafımdaki herkes bir şekilde hayat tarafından test edilmiş.

Ve o testten geçmiş.

Bazıları kırılmış,
bazıları değişmiş,
ama çoğu… gerçek kalmış.

“Temiz insanlar” diye bir şey var ya…

Genelde hayatla hiç temas etmemiş olanlar için kullanılıyor.

Ama ben başka bir şey gördüm:

Hayata değmemiş insanlar temiz değil,
sadece dokunulmamış.

Dışarıdan bakınca garip bir tablo olabilir:

Bir engelli,
birkaç kedi,
emek işçileri,
travestiler,
hayat kadınları,
sabıkalılar,
dışlananlar…

Ama içeriden bakınca?

İlk defa rol yapılmayan bir yer burası.

Ve açık söyleyeyim:

Ben “düzgün” görünen insanların arasında,
buradaki kadar insanlık görmedim.

Çünkü bazı insanlar…
her şeye rağmen insan kalıyor.

Bazıları ise sadece düzgün görünmeyi başarıyor.

Aykan İNAL
 
@ENGELLEKTUEL,

Dönersen Islık Çal filmini izlemiş miydin? Yer altına itilmiş "ucubelerin" nasıl da birbirine iyi geldiğine dair çok çok çok çok iyi bir filmdir. Yazını okuyunca aklıma bu geldi. Eline sağlık

 
Kediler hariç ki onlarda bit pire bulaştırır.Diğerleri iyi davrandığın için problem çıkartabilir.Olabildiğince sevmiyormuş gibi yapmak lazım.İnsan sevdiğini incitir mantığında sorun çıkabilir.
 
@NewDay, Ben öyle düşünmüyorum ben biraz farklı bakıyorum.

Benim anlattığım şey “iyi davran = sorun yaşamazsın” değil.
Zaten hayat o kadar basit değil.

Benim söylemek istediğim rol yapmadan, gerçek olduğun yerde insanlar daha net oluyor.

İyi davranınca biri problem çıkarıyorsa…
o zaten içinde var.

Bir de genişten bakınca,
dinlerin ortak noktası da sevgi.

Ama ben bunu “saf olmak” gibi değil de
gerçek olmak olarak görüyorum.

dilimizin ve dinimizin sevgi oldugu günler dilerim
 
Üst Alt