Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Engellilik ve Varoluş: Bize Verilen Hayatla Ne Yapacağız?

spastik

Üye
Üyelik
15 Eyl 2005
Konular
40
Mesajlar
730
Reaksiyonlar
57

Engellilik ve Varoluş: Bize Verilen Hayatla Ne Yapacağız?​


İnsanlık tarihi boyunca cevaplanamayan soruların başında şu gelir: Dünyaya neden geldik? Bir amaç uğruna mı yaratıldık, yoksa kendimizi anlamlandıramadığımız bir evrenin içine mi fırlatıldık? Bu sorunun kesin cevabını bugün de bilmiyoruz. Ancak varoluşçu düşünürlerin dikkat çektiği önemli bir nokta vardır: Nasıl geldiğimizden çok, geldikten sonra ne yaptığımız önemlidir.

Engelli bireyler açısından bakıldığında bu soru daha da çarpıcı bir hâl alır. Çünkü kişi dünyaya işitme, görme, bedensel ya da başka bir engelle gelebilir. Bunlar bireyin seçmediği gerçekliklerdir. Kimse doğmadan önce hangi bedene, hangi yeteneklere ya da hangi sınırlılıklara sahip olacağını belirlememiştir. Hayatın ilk adaletsizliği belki de burada başlar.

Fakat varoluşçu düşünce tam da bu noktada devreye girer. İnsan, başına gelen her şeyi seçemez; ancak başına gelenlere nasıl yaklaşacağını seçebilir. İşte özgürlük de tam olarak burada başlar.

Serebral palsiyle, görme engeliyle, işitme engeliyle ya da başka bir farklılıkla yaşamak kolay değildir. Toplumun önyargıları, fiziksel engeller ve sosyal dışlanma çoğu zaman bireyin önüne kendi engelinden daha büyük duvarlar örer. Ancak insanı yalnızca maruz kaldıkları tanımlamaz. İnsan aynı zamanda verdiği cevaplardan oluşur.

Fransız filozof Jean-Paul Sartre, "İnsan seçimlerinin toplamıdır" der. Bu söz engellilik bağlamında düşünüldüğünde oldukça anlamlıdır. Çünkü mesele yalnızca hangi engelle yaşadığımız değil, o engelle nasıl bir hayat kurduğumuzdur. Kimimiz öfkeyi seçer, kimimiz kabullenişi; kimimiz mücadeleyi, kimimiz teslimiyeti. Hayatın anlamı çoğu zaman tam da bu tercihlerde gizlidir.
Elbette burada romantik bir iyimserlikten söz etmiyoruz. Engellilik ne bir kahramanlık hikâyesidir ne de insanı otomatik olarak bilgeleştiren bir deneyimdir. Acıları, yorgunlukları, kayıpları ve hayal kırıklıkları vardır. Ancak bütün bunların ortasında insanın elinden alınamayan son bir özgürlük kalır: Kendi tavrını belirleme özgürlüğü.

Viktor Frankl, Nazi toplama kamplarında yaşadığı korkunç deneyimlerden sonra şu sonuca ulaşmıştı: "İnsanın elinden her şey alınabilir; fakat bir şey hariç: Herhangi bir durumda kendi tutumunu seçme özgürlüğü." Bu düşünce engelli bireyler için de güçlü bir anlam taşır. Çünkü bedenin bazı sınırları olabilir; fakat insanın hayatına vereceği anlam, çoğu zaman bu sınırların ötesinde şekillenir.
Belki de hayatın en önemli muhasebesi, ömrün sonuna yaklaşıldığında yapılır. İnsan geriye dönüp baktığında ne görecektir? Sürekli ertelenmiş hayaller mi? "Keşke"lerle dolu yıllar mı? Yoksa bütün zorluklarına rağmen yaşanmış, üretilmiş, sevilmiş ve mücadele edilmiş bir hayat mı?

Dünyaya gelmeyi seçmedik. Dünyadan ne zaman ayrılacağımızı da büyük ölçüde seçemiyoruz. Fakat bu iki bilinmezlik arasında kalan zaman bize ait. Asıl soru şudur: Bu zamanı nasıl kullanacağız?

Engellilik, insanın hikâyesinin tamamı değildir; yalnızca bir bölümüdür. İnsan, sahip olmadığı yetilerden ibaret olmadığı gibi, sahip olduğu imkânların toplamı da değildir. İnsan, kendisine verilen şartlar içinde kurduğu anlamdır.

Sonuçta hepimiz bir gün hayatın son sayfasına geleceğiz. O gün önemli olan kaç adım attığımız, kaç merdiven çıktığımız ya da kaç engeli aşamadığımız olmayacak. Önemli olan, bize verilen hayatın hakkını verip vermediğimiz olacak.

Çünkü insanı belirleyen şey, hangi şartlarda yaşadığı kadar; o şartların içinde kim olmayı seçtiğidir.
 
Dünyaya neden geldiğimizi bilmiyoruz ve bilemeyeceğiz, bu soruyla zaman geçirmek ölümü düşünmek gibi boşa giden zamandır.
Özgürlük ise -anarşistler ve filozoflar hariç- silahlı bir gücün olmadığı sürece hayaldir. Özgür olmak çok pahalıdır, sanmak ise bedava.
Herkes kendini özgür sanar, Demokritos'un dediği gibi gerçek derindedir halkın derine inip kendini tanımaya, hakikatı aramaya, gerçeği kabul etmeye isteği yoktur çünkü yorgun ve korkaktırlar.

"İnsanın elinden her şey alınabilir; fakat bir şey hariç: Herhangi bir durumda kendi tutumunu seçme özgürlüğü."
İnsanlar tek başlarına yaşamıyorlar bir toplum içerisindeler. Toplumun büyük kesimi(%99.99999) için geçerli değildir bu çıkarım çünkü toplum bir çobanın koyunları seslenip yönlendirmesi gibi medya tarafından yönlendirilir.

Ben engelliyim fiziksel bir engelim yok, ben biliyorum ki özgür değilim. Bu hakikattir.
Devletin 1 milyon silahlı adamı var, benim silahlı adamım yok.
Devletin dikta ettiği yasalar içinden istediğimi seçebilirim buna özgürlük diyemem dersem kendimi kandırırım, tıpkı yasaklanan kitapları okuyamayıp devletin basımına izin verdiği kitapları okuyup kendime "entelektüel" diyemediğim gibi.
 
@caner7777, tamam işte yukarıda yazdığın tutumu seçme özgürlüğünü elinden alamamış
 
hadid suresi
﴾22﴿Yeryüzünde vuku bulan veya başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılı olmasın. Kuşkusuz bu Allah’a göre kolaydır.
﴾23﴿Kaybettiklerinize üzülmeyesiniz ve O’nun size verdikleriyle şımarmayasınız diye (böyle yapmıştır). Allah kendini beğenen, böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

https://kuran.diyanet.gov.tr/…82/31-40-ayet-tefsiri
insan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanır?

mülk suresinde de
allah mülkü dilediğine verir, dilediğinden çeker alır ifadesi geçiyor mealen
hakedene/dileyene şeklinde çevirenler de var

ankebut suresi:
insanlar, denenip sınavdan geçirilmeden, “iman ettik” demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?
andolsun ki biz, onlardan öncekileri de sınamıştık. allah, elbette doğru olanları ortaya çıkaracaktır; kezâ o, yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.

https://kuran.diyanet.gov.tr/…5242/1-5-ayet-tefsiri
hanginizin davranışça daha iyi olduğunu denemek için ölümü ve hayatı yaratan o’dur. o, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.

-
allah her şeyi bilendir, bizim irademizi ne şekilde kullanacağımızı bilmesi de buna dahildir elbette
kötülük yapmak isteyene engel olabilir ama iyililik yapmak isteyene engel olmaz diye inanıyorum
-

özetle
asr suresi
iman et, salih amel işle, hakkı ve sabrı tavsiye et

dua, zikir (allah'ı anmak, kuran okumak), ibadet, sadaka, emirlere uymak ve yasaklardan sakınmak (takva) dünyamızı ve ahiretimizi güzelleştirir

"Yemin olsun ki biz bu Kur’an’da insanlara her türlü örneği çeşitli şekillerde anlattık...."
 
Üst Alt