Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Hayatın hızlıca akıp gitmesi beni strese sokuyor!

Üyelik
10 Tem 2024
Konular
73
Mesajlar
335
Reaksiyonlar
136
Ruhsal duygusal veya psikolojik herhangi bir rahatsızlığım yok. Fakat Gündüzleri uyuyor geceleri oturuyorum.
Psikolojik hastalığım yok ama gündüzleri çok hüzünlü oluyorum hayatı kaçırdığımı düşünüyorum. Özellikle uyumadığım günlerde dışarıda işim varsa dışarıya çıktığımda hızlıca akıp giden hayatı ve insanların koşuşturmasını görünce kendimi manevi anlamda ortada kalmış gibi hissediyorum. Ve galiba sanırım gelecekten çok korkuyorum.
 
Jet lag sendromuna benzer. Vücudunun sirkatiyen ritmine uy. Geceleri uyu gündüzleri gez
 
@Beylane,

34 yaşındayım artık gezmekte gelmiyor içimden. Bugün erken kalktım diye kötü hissettim kendimi dedim sinemaya giderim belki doğru düzgün film bulamadım. Demledim çayımı Güllü dinliyorum şimdi
 
@furkander33,
Hangi şarkısını dinliyorsunuz.Benim sevdiğim bir şarkısı var mesela.Sesi de iyi sestir güllü nün :)
Dışarda yağmur var aldırmıyorum.
Masamda resmin var kaldırmıyorum.
Sevdiğin şarkıyı çaldırmıyorum.
Duyacaksın diye ödüm kopuyor.
 
@furkander33,
O şarkısını bilmiyordum ama sesini beğendiğim bir sanatçı güllü :)
Bu arada gelecekten korktuğunuzu yazmışsınız.Tam olarak niçin korktuğunuzu anlamadım ama korkmak dozunda olursa iyidir.İnsanı korktuğu şeye karşı tetikte tutar.
Gelecekten korkmayın,geleceğinizin istediğiniz gibi şekillenmesini sağlamak amaçlı adımlar atın.Böylece kendinizi daha güvende hissedersiniz.
 
tek basına kalma durumunu ne cıhat e cıcek yatırım felsefesı ne de boks calısmaları yenemedı şair dogru soyler
 
@furkander33,

Bazen ben de bu engelli halimle tek başıma ortada kalmaktan korkuyorum ama düşünmemeye çalışıyorum.Bizler ne kadar çabalasakta bazı zamanlar başımıza gelecek olumsuz olaylardan kurtulamayız.Çünkü kader denen birşey var bence fakat bizlerin yapması gereken herşeye rağmen hayatımızın iyi yönde ilerlemsi için çabalamaktır.Gerisi kadere kalmıştır.
Siz elinizden gelen çabayı gösterin.Böylece birgün korktuklarınız başınıza gelse bile vicdanınız,kafanız rahat olur.Şöyle yapsaydım böyle olmazdı diyerek kendinizi suçlamazsınız.
 
Son düzenleme:
20'li yaşlara geçtiğimden beri sanki kısa süre içinde birden 40 olucam gibi hissediyorum.
21 yaşındayım.
 
@Pickle,
Ben de kendimi çoğu zaman 100 yaşında bir ihtiyar gibi hissediyorum.Vücut yaşı başka,beyin yaşı başka,nüfus kağıdında görünen yaşımız başka oluyor.Beyin yaşlandıkça zaman hızlı geçiyormuş gibi gelebilir.
 
Bazen ağzımızdan çıkanlar dua yerine geçebiliyor.

Yıllar yıllar önce dilimden düşmezdi bu cümle. "ALLAH KURTARSIN BENI BU EVDEN"

Ben, annem babam kardeşim dedem. Babamın başkasından olma üvey abim. Aynı evin içinde 6 kişi yaşardık. Ne kadar kavgada etsek geçinemesekte, iyi kötü bir aile idik.

Dedemin ve üvey abimin evden gitmesini isterdim. Huzursuzluk çıkarırdım. Üniversite okurken eve gitmemek için arkadaşlarımda kalırdım. Orası ev değil cehennem derdim.

Yıllar sonra kendi cehennemimi hazırlıyor muşum meğerse.

Annem babam boşandı.
Babam üvey abimin annesi ile evlendi.
Üvey abim de babamla gitti. Daha sonra evlendi yuvasını kurdu.
Kardeşim de evlenip evden ayrıldı.
Annem de evini bana bırakıp Tekirdağ'a annesinin yanına yerleşti.

6 kişilik evde yapayalnız kaldım.

İlk zamanlar herşey toz pembeydi. Ta ki geçim sıkıntısı ve bir evin sorumluluğu başlayana kadar.

Çalıştığım dönemlerde iyi kötü idare ediyordum.

Daha sonra yalnızlığın etkileri başladı.
Kimsesizlik ver terk edilmişlik hissi.

Az önce tek başıma yemek yerken aklıma geldi.

Allah beni bu evden kurtarsın diye dua ederdim.

Meğersem Allah herkesi bu evden kurtarsın diye dua ediyor muşum.
 
Bu hayatta bazı tezler, teoriler çürütülemez ama genel olarak insanlar bütün tezleri antitezlerle çürütüyor. A desen B diyor Ali desen Veli diyor vs.
 
18 yaşımdan beri ömrüm güzel günlerin gelmesini beklemekle geçti!

Sene 2010. Liseden yeni mezun olmuşum. Gözlerimin içi gülüyor. Hayata karşı aşırı umutlu ve heyacanlıyım. Yıllarca sürecek toksik arkadaşlıklarım başlamış. Tabi gençlikte anlamıyor insan farkına varamıyor. Nerede akşam orada sabah düzeniyle geçen yaz tatili sona eriyor. Sonbahar geliyor. Üniversiteye başlıyorsun. Derken yeni arkadaşlar ediniyorsun, fakat yine kendi toksik arkadaşlarından kopamadığın için üniversitede yalnız kalıyorsun. Sonbaharda istanbul'un büyüsüne ve özgürlüğüne kapılıp daha ilk dönemde tökezliyorsun. Kyk bursu yattığı gün en mutlu günün oluyor. Soluğu ya taksimde ya kadıköyde alıyorsun en sevdiğin toksik arkadaşınla beraber. Halinden o kadar memnunsun ki okul falan umrunda olmuyor belli zamandan sonra. Seneler seneleri kovalıyor. Göz sağlığın kötüye gidiyor. Bu sefer hastane hastane gezmeye başlıyorsun. Gözünle ilgili tüm detaylara hakim oluyorsun. Okul öyle böyle uzantılı olsada bitmiş Toksik arkadaşınla bir küs bir barışık hayatına devam ediyorsun. İş deneyimlerin oluyor muaaffak olamıyorsun. Engelli raporu çıkarıp maaşa bağlanıyorsun. Bazen maaşın kesiliyor bazen ise giriyorsun bazen is degistiriyorsun falan derken tam dikis tutturdum derken 4 senelik is yerin kapı önüne koyuyor. Seviniyorsun tazminat alacağın icin. Aldığın para ile borclarının yüzde seksenini kapatıyorsun. Kalan paraylada yarınlar yokmuşcasına takılıyorsun yalnızlığını bastırmak icin. Yasın 33 oluyor bir gece yarısı içine derin bir sızı çöküyor. Ben ne olacağım diye?

Yanında ne o toksik arkadasın var destek olacak ne de halinden anlayacak ailen.
 
Belli yaştan sonra çoğu insan evli , çoluk çocuk sahibi oluyor ,bekar insan zor tabi sap gibi yalnız ara yerde gezmek zor ,hele birde işsizse insan yandı
 
Daha 15 gün kadar önce Güllü den bahsetmiştik.Allah rahmet eylesin.
Ne kadar ömrümüz kaldı belirsiz.Her vakti güzel ve iyi değerlendirmek gerek.
 
Az önce hastaneye diye çıktım evden, göz tansiyonu damlası yazdıracaktım. Sonra sokaktaki insanların bi yerlere yetişme telaşını görünce vazgeçtim döndüm eve. Boşverdim galiba herşeyden bıktım ve vazgeçtim.
 
@furkander33, Özgüvenini kazanmaya çalış, hiçbir şeyden vazgeçmeden mücadele et. İçinden zaten canlı çıkamayacağımız bir hayat için kendini bu heba edip, strese girme. Neyzen Tevfik'in dediği gibi "Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer, içsen de tükenir içmesen de. Ondan dolayı hayattan tat almaya bak, çünkü yaşasan da bitecek, yaşamasan da. "
 
@furkander33, ben de lisedeki arkadaşlarıma bakıp hayata küsüyorum. Hepsinin işi tıkırında çoğu yurtdışına göçtü iyi bir hayatları var. Aklıma geldikçe neden böyle oldum diye beynim kurcalanıyor
 
Hızlıca aksın bitsin gitsin işte daha ne istiyon ! 😃
 
Bende bu sorunu yaşıyorum. Örneğin keşke covid dönemi üniversiteler ara verdiğinde keşke yabancı dil öğrenseydim diyorum. Şimdi hayatın hengamesinde birden fazla alana yoğunlaşmak zor oluyor. Ama akıp giden zamanı hiçbir şey geri getirmiyor.
 
Hızlıca akıp giden zaman, düşündürdü beni dediğin. Zaten geberecem, hiçbir şeyin önemi yok diye. Camus un Yabancı adlı romanını okudun mu bilmem, orada her şeye kayıtsız, ki annesinin ölümünü bile "bugün anne öldü ya da dün bilmiyorum." diye karşılayan bir adam vardır. Bazen o adam ben miyim ya da o adam olmak istesem olur muyum diye düşünüyorum. Benim için naçizane Schopenhauer un dediği de doğrudur , kişi can sıkıntısı ve acı arasında bir sarkaç gibi gider gelir der, bundan kurtulmanın tek yolu da sanatla haşır neşir olmaktır der. İşin özü bunları düşünen yani senin ve benim düşündüklerimi düşünen ilk biz değiliz. Ben roman ya da güzel bir kitap okurken unutuyorum dünyanın derdini, sen de bunu bulmalısın bence, seni acıdan ve can sıkıntısından uzaklaştıracak şeyi, sence bu ne olabilir ?
 
Ben de bunu fark ediyorum son zamanlarda. Eskiden zamanımı çok bonkörce harcardım, şimdiyse zamanın hızlı aktığını görüyorum.
 
Üst Alt