Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Özel eğitim nedir ve hangi özel eğitim?

spastik

Üye
Üyelik
15 Eyl 2005
Konular
33
Mesajlar
719
Reaksiyonlar
45

HANGİ ÖZEL EĞİTİM?

Özel eğitim alanında yıllardır konuşulan ama yeterince tartışılmayan bir konu var:

Bir çocuğu ya da genci dört duvar arasında, sınırlı materyallerle ve hayatın gerçeklerinden kopuk bir şekilde ne kadar eğitebiliriz?

Daha da önemlisi:

Gerçekten eğitiyor muyuz, yoksa sadece öğretim mi yapıyoruz?
Bu iki kavram çoğu zaman birbirine karıştırılıyor.
Öğretim bilgi aktarmaktır.
Eğitim ise insanı hayata hazırlamaktır.
Aradaki fark sanıldığından çok daha büyüktür.

Bir özel eğitim sınıfına giriyorsunuz.
Masanın üzerinde kartlar.
Etkinlikler.
Çalışma kâğıtları.
Boyamalar.
Eşleştirmeler.
Bunların hepsinin elbette bir değeri vardır.
Ancak şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu çocuk ya da genç, birkaç saat sonra gerçek hayatın içine çıktığında bunları nasıl kullanacak?
Çünkü hayat çalışma kâğıdı dağıtmıyor.
Hayat çoktan seçmeli sınav da yapmıyor.
Hayat bir gün markette para üstü hesaplatıyor.
Bir gün minibüse bindiriyor.
Bir gün hastanede sıra aldırıyor.
Bir gün komşuyla konuşmak zorunda bırakıyor.
Bir gün yalnız kaldığında kendi yemeğini hazırlamasını istiyor.

Ünlü eğitim filozofu John Dewey'in çok önemli bir sözü vardır:
"Eğitim hayata hazırlık değildir; eğitim hayatın kendisidir."
Bu cümle aslında bütün meseleyi özetliyor.
Çünkü eğitim hayatın dışında gerçekleşen bir faaliyet değildir.
Hayatın içinde gerçekleşmelidir.
Özellikle de özel eğitim söz konusu olduğunda.

Bugün birçok özel eğitim uygulamasında çocuklara para kavramı öğretiliyor.
Peki nerede?
Masanın üzerinde plastik paralarla.
Karton market görselleriyle.
Resimlerle.
Tamam.
Bunlar başlangıç için faydalıdır
Ama gerçek öğrenme nerede gerçekleşir?
Bakkalda.
Market kasasında.
Fırında.
Manavda.
Gerçek para kullanırken.
Gerçek insanlarla iletişim kurarken.
Gerçek hata yaparken.

Matematik öğretmek mi istiyorsunuz?
Bakkala gidin.
Alışveriş yaptırın.
Para üstünü hesaplatsın.
İndirimleri değerlendirsin.
Ürünleri karşılaştırsın.
Çünkü matematik yalnızca rakam değildir.
Hayatı yönetme becerisidir.

Bağımsız yaşam becerisi öğretmek mi istiyorsunuz?
O zaman yalnızca sınıfta anlatmayın.
Mutfağa girin.
Yumurta kırsın.
Çay demlesin.
Masa hazırlasın.
Çamaşır makinesini kullansın.
Banyoda kişisel bakımını öğrensin.
Çünkü bağımsız yaşam becerileri PowerPoint sunumlarından öğrenilmez.
Yaşanarak öğrenilir.

İletişim becerileri mi kazandırmak istiyorsunuz?
Mahalle esnafıyla konuşsun.
Sipariş versin.
Otobüste şoföre soru sorsun.
Komşuya selam versin.
Kütüphaneden kitap alsın.
Çünkü iletişim becerisi yalnızca "Merhaba" demek değildir.
İnsan ilişkilerinin içinde yoğrulan bir beceridir.

Ne yazık ki bazen özel eğitim, hayatı simüle etmeye çalışırken hayatın kendisinden uzaklaşabiliyor.
Öğrenciye market resmi gösteriyoruz.
Ama markete götürmüyoruz.
Otobüs kartı gösteriyoruz.
Ama otobüse bindirmiyoruz.
Para resmi öğretiyoruz.
Ama alışveriş yaptırmıyoruz.
Sonra da neden öğrendiklerini günlük hayata aktaramadıklarını sorguluyoruz.

Burada acı ama önemli bir gerçeği söylemek gerekiyor:
Hayatla bağlantısı kurulmamış özel eğitim, çoğu zaman öğretim faaliyetinden öteye geçemez.
Belki müfredat tamamlanır.
Belki dosyalar doldurulur.
Belki formlar eksiksiz hazırlanır.
Belki imzalar atılır.
Ama öğrenci hayatın içinde aynı yerde duruyorsa, dönüp kendimize şu soruyu sormalıyız:
Gerçekten neyi başarmış olduk?

Özel eğitimin amacı yalnızca bilgi öğretmek değildir.
Asıl amaç bireyin yaşam kalitesini artırmaktır.
Kendi kararlarını verebilen,
Toplumun içinde var olabilen,
Sorumluluk alabilen,
İletişim kurabilen,
Kendi ihtiyaçlarını mümkün olduğunca karşılayabilen bireyler yetiştirmektir.
Bunun yolu da hayatın içine çıkmaktan geçer.

Bir öğrenciye yüz kez "karşıdan karşıya geçme kuralları" anlatabilirsiniz.
Ama güvenli koşullarda gerçek bir yaya geçidinde deneyim yaşamadıkça öğrenme eksik kalacaktır.
Bir öğrenciye yüz kez "alışveriş yapma" etkinliği yaptırabilirsiniz.
Ama markete gitmedikçe öğrenme yarım kalacaktır.

Özel eğitim bazen fazla güvenli alanlara sıkışabiliyor.
Oysa gelişim çoğu zaman kontrollü risklerin içinde gerçekleşir.
Hata yaparak.
Deneyerek.
Yanılarak.
Yeniden deneyerek.

Çünkü hayatın kendisi steril değildir.
Hayat gürültülüdür.
Karmaşıktır.
Belirsizdir.
Ve eğitim bireyi tam da bu hayatın içine hazırlamak zorundadır.

Sonuç olarak şunu söylemek gerekiyor:
Eğer matematik dersi bakkalla buluşmuyorsa,
Bağımsız yaşam becerileri mutfakla buluşmuyorsa,
İletişim becerileri mahalle esnafıyla buluşmuyorsa,
Toplumsal yaşam becerileri sokağa çıkmıyorsa,
Ortada eğitimden çok müfredat takibi vardır.
Dosya vardır.
Form vardır.
İmza vardır.
Ama hayat yoktur.
Oysa özel eğitimin gerçek sınavı sınıfta değil, hayatın içinde verilir.
Ve bir öğrencinin en büyük diploması da bağımsız yaşayabildiği ölçüde yazılır.
 
Üst Alt