Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Peyami Safa'nın "Yalnızız" Romanı Üzerine

ENGELLEKTUEL

Aktif Üye
Üyelik
8 Kas 2004
Konular
90
Mesajlar
1,428
Reaksiyonlar
177
1782564982014


Peyami Safa'nın "Yalnızız" Romanı Üzerine​


Bazı kitaplar vardır; okurken hikâyeyi takip edersiniz. Bazıları vardır; sizi takip eder. Peyami Safa'nın Yalnızız romanı ikinci gruba giriyor. Kitabı kapatıyorsunuz ama karakterler RAM'den silinmiyor. Arka planda çalışan bir Windows servisi gibi sürekli işlemci tüketmeye devam ediyor.


Modern insanın en büyük yanılgılarından biri yalnız olmadığını sanmasıdır. Çünkü cebinde sürekli titreşen bir telefon vardır. WhatsApp grupları, Teams toplantıları, Slack bildirimleri, LinkedIn'de başarı hikâyeleri, Instagram'da filtrelenmiş mutluluklar...


Her yer kalabalık.


Ama insanın içinde "No Internet Access" yazıyorsa, dünyanın en hızlı fiber bağlantısı bile işe yaramıyor.


İşte Peyami Safa bunu yaklaşık yetmiş yıl önce söylemişti.


Biz ise hâlâ modem resetliyoruz.




Romanın merkezindeki yalnızlık fiziksel değildir.


Bu, aynı evde yaşayıp birbirini anlamayan insanların yalnızlığıdır.


Bugün buna daha teknik bir isim verebiliriz:


Bağlantı var. Veri akışı yok.


Ping atıyorsunuz.


Reply geliyor.


Ama içerik boş.




IT sektöründe çalışan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:


Bir sunucunun CPU'su %100 çalışırken kullanıcı "sistem dondu" diyorsa, sorun çoğu zaman işlemcide değildir.


Arka planda görünmeyen bir süreç kaynak tüketiyordur.


İnsan zihni de tam olarak böyledir.


Dışarıdan bakınca gülüyor.


Kahvesini içiyor.


Toplantılara katılıyor.


Mail cevaplıyor.


Akşam eve geliyor.


Ama içeride "Background Process: Overthinking.exe" bütün kaynakları tüketiyor.


Sonra biri soruyor:


"İyi misin?"


Ve cevap otomatik geliyor.


"İyiyim."


Windows'un klasik hata mesajı gibi.


Gerçeği yansıttığı pek söylenemez.




Peyami Safa'nın romanındaki karakterler sürekli birbirlerini anlamaya çalışıyor.


Başaramıyorlar.


Çünkü herkes kendi işletim sistemiyle konuşuyor.


Biri Linux.


Biri Windows.


Biri hâlâ DOS.


Ortak protokol yok.


Sonra insanlar birbirine "beni anlamıyorsun" diyor.


Aslında doğru cümle şu olurdu:


"API dokümantasyonumuz farklı."




Yalnızlık bazen odada tek başına oturmak değildir.


On kişinin olduğu Teams toplantısında kameraların kapalı olmasıdır.


Herkes "Good morning" der.


Kimsenin gerçekten günü iyi değildir.


Mikrofonlar sessizdir.


Duygular daha da sessiz.


Toplantı biter.


Takvim boşalır.


İçiniz dolu kalır.




Roman boyunca insan sürekli şu soruyu soruyor:


İnsan neden yalnız hisseder?


Çünkü anlaşılmak ister.


Ama çoğu zaman anlatmaktan korkar.


Bugünün sosyal medyası bu korkuyu daha profesyonel hâle getirdi.


Artık insanlar mutsuz olduklarını bile estetik gösterebiliyor.


Siyah beyaz filtre.


Altına bir kahve fotoğrafı.


Bir Fernando Pessoa alıntısı.


Ve yorumlar:


"Abi ne kadar derinsin."


Hayır.


Sadece algoritma seni doğru kişilere göstermiş.




Bilgi güvenliğinde çok sevdiğim bir kavram vardır:


Least Privilege.


Hiç kimseye gereğinden fazla yetki verme.


İnsan ilişkilerinde ise tam tersini yapıyoruz.


Henüz tanımadığımız insanlara bütün duygularımızın Administrator yetkisini veriyoruz.


Sonra sistem çökünce şaşırıyoruz.




Peyami Safa'nın anlattığı yalnızlık aslında kimlik problemidir.


İnsan kendini tanımayınca, başkasının onu tanımasını bekliyor.


Bu biraz şuna benziyor.


Active Directory'de kullanıcı objesi yok.


Ama herkes onun login olmasını bekliyor.


Kim olduğunu sistem bilmiyor ki...




Modern çağın ironisi şurada.


Telefonlarımızın ekran süresi günlük sekiz saat.


Kendimizle konuşma süresi sekiz dakika bile değil.


Pilimiz yüzde yirmiye düşünce panikliyoruz.


Ruhumuz yüzde bire düşüyor.


"Güncelleme gelir geçer."


diyoruz.


Gelmiyor.


Çünkü o güncelleme App Store'da yayınlanmıyor.




Romanı okurken en çok dikkatimi çeken şeylerden biri şu oldu.


Karakterler sürekli bir yere ait olmaya çalışıyor.


Bugün de değişen pek bir şey yok.


Eskiden insanlar mahallelere ait olmaya çalışıyordu.


Şimdi Discord sunucularına.


Reddit topluluklarına.


LinkedIn ağlarına.


Telegram gruplarına.


İnsan değişmedi.


Sadece platform değiştirdi.




Siber güvenlikte "Zero Trust" diye bir yaklaşım vardır.


Kimseye varsayılan olarak güvenmezsiniz.


İnsanlar da zamanla bunu öğreniyor.


Birkaç hayal kırıklığından sonra...


Birkaç dost sandığı kişinin log kayıtlarını gördükten sonra...


Bir bakıyorsunuz.


Kalbiniz Firewall olmuş.


Her gelen paketi filtreliyor.


İzin verilmeyen bağlantılar otomatik reddediliyor.


Sorun şu.


Bazen gerçekten iyi insanlar da engelleniyor.




Yalnızız, bana göre yalnızlığı anlatmıyor.


İnsanın kendi içinde kurduğu labirenti anlatıyor.


Ve en acısı...


Çıkışı bildiğini sanırken aynı koridordan defalarca geçmesini.


Windows'ta aynı hatayı çözmek için Registry'yi kurcalayan sistem yöneticisi gibi.


Sorun aslında DNS'dedir.


Ama siz ekran kartı sürücüsünü güncellersiniz.




Belki de yalnızlık, insanın kendine "Administrator" yetkisi vermemesidir.


Sürekli başkalarının onayını beklemek...


Sürekli bir davet...


Sürekli bir mesaj...


Sürekli bir bildirim...


Oysa bazen telefon sessizdeyken insan ilk kez kendini duyar.




Peyami Safa'nın romanı bugün yazılsaydı muhtemelen karakterlerin elinde akıllı telefon olurdu.


Ama hissedecekleri boşluk aynı kalırdı.


Çünkü teknoloji mesafeyi kısalttı.


İnsanları değil.


Fiber kablolar gigabit hızına ulaştı.


Empati hâlâ çevirmeli bağlantı hızında çalışıyor.




Sonuç olarak Yalnızız, bana göre edebiyatın eski bir klasiği değil.


İnsan işletim sisteminin hiç kapanmayan hata günlüğü.


Ve o log dosyasında yıllardır aynı satır yazıyor:


Connection established. Understanding failed.


Belki de yalnızlık tam olarak budur.


Bağlantının kopması değil...


Bağlantının hiç kurulamamış olmasıdır.

https://aykaninal.com.tr/yalnizlik-cevrimdisi-kalmanin-en-eski-surumu/
Aykan İNAL - www.aykaninal.com.tr
 
Üst Alt