SENİN DE BAŞINA GELEBİLİR ARABESKİ
Son dönemde özellikle Serebral Palsi ile ilgili, alay etme amacı taşıyan ya da engelli bireyleri bir mizah nesnesine dönüştüren video içeriklerine oldukça sık rastlıyoruz. Bu içerikleri üretenlerin dünyaya bakışları, kültürel sermayeleri ve insan ilişkilerini kurma biçimleri üzerine uzun uzun konuşulabilir. Ancak benim dikkat çekmek istediğim asıl mesele, bu içeriklere karşı çıkarken kullanılan dil ve savunma biçimidir.
Çünkü çoğu zaman engelli bireyleri savunmak adına ortaya konulan argümanlar da en az eleştirilen davranış kadar problemli olabilmektedir. Bunların başında ise artık neredeyse bir klişeye dönüşmüş olan şu ifade gelir:
"Dalga geçme, senin de başına gelebilir."
İlk bakışta insani ve duyarlı gibi görünen bu cümle, aslında engelliliği anlamak konusunda ciddi bir zihinsel soruna işaret etmektedir. Çünkü bu yaklaşımın merkezinde insan onuru değil, korku vardır. İnsanlara, "Bu davranış yanlış çünkü bir insanı aşağılıyorsun" denilmez; bunun yerine, "Yarın aynı şey senin başına da gelebilir" denilerek onları kendi çıkarları üzerinden ikna etmeye çalışılır.
Oysa Serebral Palsi ya da herhangi bir engellilik durumu, kişinin başına gelmiş bir bela, bir lanet ya da bir felaket değildir. Elbette bireyin hayatını etkileyen birtakım sınırlılıklar ve güçlükler vardır. Ancak bunlar, insanın değerini azaltan ya da yaşamını otomatik olarak trajediye dönüştüren durumlar değildir. Engellilik, insan çeşitliliğinin bir parçasıdır; insanın dünyadaki varoluş biçimlerinden biridir.
Sorun tam da burada başlıyor. "Senin de başına gelebilir" söylemi, engelliliği başlı başına korkulması gereken bir durum olarak kodluyor. Böylece engelli bireyi eşit bir insan olarak görmek yerine, ona karşı duyarlılığı korku üzerinden inşa ediyor. Bu yaklaşım, görünürde savunucu olsa da özünde engelliliği olumsuzlayan bir bakış açısını içinde taşıyor.
Dahası, bir meseleye duyarlı olmak için o meseleden doğrudan etkilenme ihtiyacı duymak zaten insan olmanın anlamına aykırıdır. Eğer insan hakları, adalet ve vicdan yalnızca kişisel risk hesapları üzerinden kurulacaksa, o zaman bütün etik değerler anlamını yitirir.
Bir kişinin hayvan haklarına duyarlı olması için hayvan olması gerekmez. Kadına yönelik şiddete karşı çıkması için kadın olması gerekmez. Irkçılığa karşı mücadele etmesi için ayrımcılığa uğrayan etnik grubun üyesi olması gerekmez. Çünkü insanı diğer canlılardan ayıran temel özelliklerden biri, kendi deneyim alanının dışındaki gerçeklikleri de kavrayabilme ve onlara karşı ahlaki sorumluluk hissedebilme yeteneğidir.
Bu nedenle bir engelli bireye yönelik aşağılayıcı davranışlara karşı çıkarken kullanılacak temel argüman, "Yarın sen de engelli olabilirsin" olmamalıdır. Asıl söylenmesi gereken şudur:
"Bu davranış yanlış; çünkü karşındaki insanın onurunu zedeliyorsun."
İnsan onuru, sağlık durumuna, bedensel yeterliliğine ya da üretkenlik kapasitesine bağlı değildir. İnsan olduğu için değerlidir. Bu değer de gelecekte başına gelebilecek ihtimallerden değil, doğrudan insan olmasından kaynaklanır.
Türkiye'de engellilik meselesine ilişkin dilin önemli bir kısmı hâlâ acıma, merhamet ve mağduriyet ekseninde kuruluyor. Engelli birey ya "yardım bekleyen mağdur", ya "ilham veren kahraman", ya da "her an herkesin başına gelebilecek talihsiz kişi" olarak sunuluyor. Oysa bunların hiçbiri engelli bireyi sıradan bir insan olarak görmüyor.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Bir engelli bireyin haklarını savunabilmek için neden sürekli bir felaket senaryosuna ihtiyaç duyuyoruz? Neden bir insanın onuruna saygı duymanın gerekçesini, onun durumuna düşme ihtimalimizde arıyoruz?
Gerçek duyarlılık, korkudan değil bilinçten doğar. Gerçek empati, "Benim de başıma gelebilir" düşüncesiyle değil, "Bu kişi de benim kadar insan" bilinciyle kurulur. Bu nedenle "senin de başına gelebilir" söylemi, iyi niyet taşısa bile engelliliği bir yaşam biçimi olarak değil, bir felaket ihtimali olarak gören anlayışın ürünüdür.
Ve tam da bu yüzden, toplumsal farkındalık üretmekten çok, toplumun acıma ve korku duygularına seslenen bir arabesk dilin yansımasıdır.
