Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Şizofreni cezai ehliyeti var mı? [Hukuk]

Soru: ”Şizofrenisi olan bir kişi herhangi bir suç işlediğinde hapse girer mi?”
Cevap: Soru böyle sorulduğunda yanıt, evettir. Şizofrenisi olan bir kişi herhangi bir suç işlediğinde hapse girebilir. Yani, tutuklanabilir. Çünkü suçluyu yakalayan güvenlik güçleri savcı ve sorgu yargıcı kişinin hasta olup olmadığını bilemez.
Soru: ”Şizofrenisi olan bir kişi hapis cezası alır mı?”
Cevap: Soru böyle sorulduğunda - ki doğrusu budur - yanıt, hayırdır. Çünkü şizofreni rahatsızlığı olan kişi etrafında olup biten olayları kendi hezeyanları doğrultusunda yorumlar. Dış dünyayı yanlış algılaması sebebiyle giriştikleri eylemlerine karşı sorumlu değillerdir. Cezai ehliyetleri yoktur.
Soru: ”Peki, mahkeme kişinin şizofreni olduğu kararına nasıl varır? Ceza nasıl işleme konmaz?”
Cevap: Yargılama sırasında sanık, sanık yakınları ya da sanık avukatı kişinin hasta olduğunu ileri sürebilir. Bunun saptanması için mahkeme kişi hakkında gözlem kararına varır. Savcının isteği üzerine de olabileceği gibi sanığın duruşmalardaki davranışları nedeniyle de mahkeme doğrudan gözlem kararı verebilir. Gözlem sonucu adlı tıp ya da ruh ve sinir hastalıkları hastanesi sağlık kurulunca şizofreni tanısı kesin olarak konursa suç ne olursa olsun ceza verilimez.
Soru: ”O zaman şizofrenisi olan kişi suç işlediğinde serbest mi bırakılır?”
Cevap: Hayır. Ceza Kanunu'nun ilgili maddesi gereğince 'Şifa buluncaya kadar bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde muhafaza ve tedavi edilirler. Suç ağır cezayı gerektiriyorsa bu süre en az bir yıl olmalıdır.
Soru: ”Bu durumda şizofrenisi olanlar suç işlediklerinde ömür boyu akıl hastanesinde mi kalırlar?”
Cevap: Tehlikelilik riski olmayan, tedaviye uyum sağlayan, dışardaki hayata uyumu konusunda yeterli sosyal desteği olan şizofrenisi oan kişiler, sosyal şifaya kavuşunca haklarında rapor düzenlenir. Mahkeme de uygun görürse taburcu edilir. Ancak bu kişiler 15 - 20 yıl süreyle 3 ya da 6 ayda bir kontrol muayenesi kaydı konulur.
Soru: ”Şizofreni rahatsızlığı cezaevine girdikten sonra başlarsa ceza kaldırılır mı?”
Cevap: Bir kişi cezaevindeyken şizofreni rahatsızlığı başlarsa ailesi ya da avukatı cezaevi idaresine başvurur. Adalet Bakanlığı'ndan infaz tehiri istenir. Zira CMUK'una göre 'Akıl hastalığına tutulan mahkumlar hakkında hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı iyileştikten sonraya bırakılır'
Bu talep üzerine Adalet Bakanlığı bilirkişi kurumundan rapor ister. Kişinin şizofreni olduğu ve CMUK'un ilgili maddesinin uygulanması gerektiğine dair rapor verilirse, tedavisinin sağlanması amacıyla cezası ertelenir ve tahliye edilir. Ayrıca Anayasa'nın Cumhurbaşkanı'na tanıdığı yetkilerden biri de (madde 104) sürekli hastalık sebebiyle belirli kişilerin cezalarının kaldırılabileceği yönündedir. Bu maddeye göre Cumhurbaşkanı şizofrenisi olan bir mahkumun cezasını affedebilir
Şizofreni Dostları Derneği ve Psikiyatr Dr. Latif R. Alpkan'ın katkılarıyla...
 
normal bir kişi de hasta olan kişiye zarar verirse oda ceza almaz ozaman.
 
Peki şizofreniden engelli raporu alan ve şizofreni ilacı kullanan bir kişi kesinlikle şizofrenmidir ? Yoksa suçu işledikten sonra gözleme tabi tutup kardeşim sen şizofren değilmişsin diyip cezaevine gönderebilirler mi ?
 
Bu tamamen yargının kararına bağlı ama doktorların kararını da yargı gözardı edemez.
 
Bu hastalıklara diğer benzeri hastalıklarda dahil mı örneğin organik olmayan psikoz gibi ?
 
Mcan96 organik olmayan psikoz ve tüm psikotik bozuklukların hepsinin ceza ehliyeti yoktur adli tıptan alınan raporla 6aydan az olmamak kaydıyla hastaneye yatırılır
 
Burada kritik olan bir husus var. Bir kişi mümeyyiz ise, yani yapmış/yapacak olduğunuz davranışların neden ve sonuçlarını anlama ve bu yönde hareket etme, kendi fiil ve işlemleri ile hak ve borç sahibi olabilme yeteneğini kaybetmemişse o halde psikososyal bir nedenle teşhis alması onu cezadan muaf değildir.
 
Şizofreni hastalarının cezai ehliyeti, hastalığın suç anındaki şiddetine ve etkilerine göre değişir. Tam teşekküllü ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinden veya Adli Tıp Kurumu'ndan alınan heyet raporlarıyla belirlenir.

Cezai ehliyetin olup olmadığını belirleyen iki temel unsur vardır:
  1. Algılama Yeteneği: İşlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilme.
  2. İrade (Yönlendirme) Yeteneği: Bireyin davranışlarını bu algı doğrultusunda yönlendirebilme.
Değerlendirme Kriterleri ve Hukuki Sonuçlar

Ehliyet Yoksa (TCK Madde 32/1): Hastalığın akut alevlenme (hezeyan/halüsinasyon) döneminde suç işlendiyse ve kişi fiilin anlamını algılayamıyorsa ya da iradesini yönlendiremiyorsa cezai ehliyeti yoktur. Bu durumda ceza verilmez ancak şahıs güvenlik tedbiri olarak yüksek güvenlikli psikiyatri hastanelerinde koruma altına alınır.

Ehliyet Azalmışsa (TCK Madde 32/2): Hastalık belirtileri hafif seyrediyorsa ancak kişinin davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma varsa, cezada indirim yapılır veya kişi cezasını akıl hastalarına özgü bir güvenlik tedbiriyle infaz edebilir.

Ehliyet Tam İse: Şizofreni hastası tedavi altındaysa, remisyondaysa (belirtiler baskılandıysa) ve suçu işlerken algılama ile irade yeteneği yerindeyse cezai ehliyeti tam kabul edilir ve normal cezai sürece tabi tutulur.
 
@mehmet_ea, şizofren seviyesine bakilir % 70 ve uzeri ise cok buyuk ihtimalle ceza almaz ama bu şu demek değildir ki bu kişiyi evine gidebilirsin hayatina devam et demek degil ruh ve sinir hastanesinde yatar yillarca tedavi gormesi gerekebilir
 
Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) akıl hastalığı ve kusur yeteneğini düzenleyen maddeler üzerinde 24 Aralık 2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun (kamuoyunda bilinen adıyla 11. Yargı Paketi) ile çok önemli ve kritik değişiklikler yapılmıştır. 25 Aralık 2025 itibarıyla yürürlüğe giren bu değişiklikler, özellikle kısmi akıl hastalığı (ceza indirimi alanlar) ve güvenlik tedbirlerinin süreleri hususunda köklü yenilikler getirmiştir.

Yapılan değişikliklerin ana hatları şu şekildedir:

1. Kısmi Akıl Hastalığında Güvenlik Tedbiri Zorunlu Hale Geldi (TCK m.32/2)​

Eski düzenlemede, işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği tamamen kalkmamış ama azalmış olan (kısmi akıl hastası) kişilere ceza indirimi yapılıyor, ancak akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri uygulanıp uygulanmayacağı net bir zorunluluk taşımıyordu veya hakimin seçimine bağlı bir görünüm arz ediyordu.

  • Yeni Değişiklikle: TCK'nın 32. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi değiştirilmiştir. Artık kısmi akıl hastalığı (azalmış kusur yeteneği) tespit edilen kişilere ceza indirimi uygulanırken, mahkemenin ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine (tedavi/koruma) hükmetmesi zorunlu kılınmıştır. Yani sanık hem indirimli cezasını alacak hem de hastanede tedavi yükümlülüğüne tabi tutulacaktır.

2. Hastanede Kalış Sürelerine Alt Sınır Getirildi (TCK m.57/2)​

Önceki uygulamada, tam akıl hastalığı nedeniyle ceza almayan (TCK m.32/1) kişilerin yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında ne kadar kalacağı tamamen sağlık kurulunun "toplum için tehlikeliliği kalmamıştır" raporuna bağlıydı. Bu durum, bazen çok ağır suçlar işleyen kişilerin kısa sürede salıverilmesi eleştirilerine yol açıyordu.

  • Yeni Değişiklikle: TCK’nın 57. maddesinin 2. fıkrasına eklenen cümleyle, tam akıl hastası olduğu için ceza verilmeyen kişilerin sağlık kurumlarında kalacağı sürelere suçun ağırlığına göre asgari (alt) sınırlar getirilmiştir.
  • Buna göre, kurumda geçirilecek süre;
    • Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 1 yıldan,
    • Üst sınırı 10 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 6 aydan az olamaz.
Sağlık kurulu "iyileşti" raporu verse bile, kanunda belirlenen bu asgari süreler dolmadan infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılma gerçekleştirilemeyecektir.

Özet Tablo​

Eski UygulamaYeni Değişiklik (7571 s.K. - Aralık 2025)
Kısmi akıl hastalığında güvenlik tedbiri uygulaması hakimin takdirine veya net olmayan yorumlara bağlıydı.Kısmi akıl hastalığında ceza indiriminin yanında güvenlik tedbiri uygulanması zorunlu hale getirildi.
Tam akıl hastalarının hastanede kalış süresi tamamen sağlık raporuna bağlıydı, alt sınır yoktu.İşlenen suçun ağırlığına göre hastanede kalma süresine 6 ay ve 1 yıl gibi asgari alt sınırlar getirildi.
Not: Ceza sorumluluğu belirlenirken kişinin "suçun işlendiği andaki" ruhsal durumu esas alınır. Değişiklikle birlikte adli tıp kurumları ve tam teşekküllü ruh sağlığı hastanelerinden alınacak raporların önemi ve yargılamadaki seyrine yönelik denetimler daha da sıkılaştırılmıştır.
 
Üst Alt