YAŞAMIN İKİNCİ MİMARİSİ
Richard Tedeschi ve Lawrence Calhoun'un ortaya koyduğu Travma Sonrası Büyüme kuramı, insanın yalnızca yaralarını değil, o yaraların ardından kurduğu yeni yaşamı anlamaya çalışır. Çünkü bazen insanı değiştiren şey yaşadığı acı değil; o acının ardından kendisini yeniden kurma cesaretidir.
Bu kavramı düşündüğümde zihnim beni engelli bireyin yaşam deneyimine götürüyor. Elbette engellilik başlı başına bir travma değildir. Ancak ayrımcılık, ötekileştirme, erişim engelleri, düşük beklentiler ve önyargılar, birçok engelli bireyin yaşamında derin psikolojik izler bırakan gerçekliklerdir.
Asıl mesele de burada başlar.
İnsan, maruz kaldığı engellerin toplamı mıdır; yoksa onlara rağmen kurduğu yaşamın kendisi mi?
Travma Sonrası Büyüme bize şunu söyler: İnsan bazen eski hayatına dönmez; eski hayatın yerine daha anlamlı bir hayat inşa eder.
Engelli bireyin yaşam mücadelesi de çoğu zaman tam olarak budur. Amaç, kaybedilen bir "normal"e ulaşmak değildir; kendi gerçekliği içinde yeni bir yaşam estetiği, yeni bir başarı tanımı ve yeni bir varoluş biçimi kurabilmektir.
Büyüme, yaşanan acıyı inkâr etmek değil; acının hayatın tek hikâyesi olmasına izin vermemektir.
Belki de en büyük dönüşüm, "Neden ben?" sorusundan "Bundan sonra nasıl bir yaşam kurabilirim?" sorusuna geçebilmektir. Çünkü insanı değiştiren, yaşadığı kırılma değil; o kırılmadan sonra kendisiyle kurduğu yeni ilişkidir.
Yaşam bazen devam ettirilmez; yeniden inşa edilir. Ve yeniden inşa edilen hayatlar, çoğu zaman en sağlam temeller üzerine kurulur.
İnsanı büyüten, başına gelenler değil; başına gelenlerden sonra kurmayı seçtiği hayattır."
Richard Tedeschi ve Lawrence Calhoun'un ortaya koyduğu Travma Sonrası Büyüme kuramı, insanın yalnızca yaralarını değil, o yaraların ardından kurduğu yeni yaşamı anlamaya çalışır. Çünkü bazen insanı değiştiren şey yaşadığı acı değil; o acının ardından kendisini yeniden kurma cesaretidir.
Bu kavramı düşündüğümde zihnim beni engelli bireyin yaşam deneyimine götürüyor. Elbette engellilik başlı başına bir travma değildir. Ancak ayrımcılık, ötekileştirme, erişim engelleri, düşük beklentiler ve önyargılar, birçok engelli bireyin yaşamında derin psikolojik izler bırakan gerçekliklerdir.
Asıl mesele de burada başlar.
İnsan, maruz kaldığı engellerin toplamı mıdır; yoksa onlara rağmen kurduğu yaşamın kendisi mi?
Travma Sonrası Büyüme bize şunu söyler: İnsan bazen eski hayatına dönmez; eski hayatın yerine daha anlamlı bir hayat inşa eder.
Engelli bireyin yaşam mücadelesi de çoğu zaman tam olarak budur. Amaç, kaybedilen bir "normal"e ulaşmak değildir; kendi gerçekliği içinde yeni bir yaşam estetiği, yeni bir başarı tanımı ve yeni bir varoluş biçimi kurabilmektir.
Büyüme, yaşanan acıyı inkâr etmek değil; acının hayatın tek hikâyesi olmasına izin vermemektir.
Belki de en büyük dönüşüm, "Neden ben?" sorusundan "Bundan sonra nasıl bir yaşam kurabilirim?" sorusuna geçebilmektir. Çünkü insanı değiştiren, yaşadığı kırılma değil; o kırılmadan sonra kendisiyle kurduğu yeni ilişkidir.
Yaşam bazen devam ettirilmez; yeniden inşa edilir. Ve yeniden inşa edilen hayatlar, çoğu zaman en sağlam temeller üzerine kurulur.
İnsanı büyüten, başına gelenler değil; başına gelenlerden sonra kurmayı seçtiği hayattır."
