Yeni romanımı yazmaya başladım: iyimser senaryo 2027 ortalarına doğru yayınlanacak
ve ilk defa sinematografik şekilde yazmaya deniyorum
yazarken gukluyor üzülüyor kahkahalarla kayboluyorum , sheriddon likorlu kahve ile uykusuz geceler geçiriyorum.
aslında bir hikaye kitabıydı
hikayede tanrı yanlışlıkla evreni deploy ediyor ama geri alamıyor gibi konu vardı diyebilirim
yayınevi talebi üzerinebunu romana çevirererek tansı din teknoloji benzetmelerini dahada yumuşatarak kurguluyorum
Bu Evren Yanlışlıkla Yayına Alındı
Roman; bir sistem arızasıyla başlayan, zamanla hafıza, kimlik ve gerçeklik meselesine dönüşen tuhaf bir hikâyeyi anlatıyor. Çünkü bazen insan kaybolmaz; yalnızca sistemde görünmez, kayıtlardan silinir ve çevresindekiler tarafından yavaş yavaş unutulur.
Peki herkes sizi unutursa hâlâ aynı insan olarak yaşamaya devam eder misiniz?
Engellilik de bu hikâyenin önemli parçalarından biri. Ancak roman, engelli bir karakteri yalnızca yaşadığı zorluklarla tanımlamıyor; onu acındırmıyor, kahramanlaştırmıyor ve bütün kişiliğini engeline indirgemiyor. Engellilik burada hayatın doğal bir gerçeği; bazen bir kaldırımda, bazen insanların bakışında, bazen de insanı tanımayan bir sistemin içinde karşımıza çıkıyor.
Bu Evren Yanlışlıkla Yayına Alındı; görünür olmakla gerçekten görülmek, kayıtlarda bulunmakla birinin hafızasında yer etmek arasındaki farkı; mizah, absürtlük ve biraz da hayatın kendi arızaları üzerinden anlatıyor.
Henüz yolun başındayım. Fakat görünen o ki bu evrende hata çok, teknik destek ise şimdilik yalnızca benim.
ilk bölümden kısa bir örnek
Evren, cuma günü saat 17.59.49’da Aykan İnal’ın üzerine kaldı.
Bunun mistik bir açıklaması yoktu. Gökyüzünde yedi yıldız birleşmemiş, kör bir kâhin mezarından doğrulup onun adını söylememişti. Mesai arkadaşlarından iki yüz otuz biri çevrimdışı olmuş, Aykan ise faresini on bir saniye geç hareket ettirmişti. Kurumsal sistem bu on bir saniyeyi yetenek, cesaret ve gönüllülük olarak değerlendirdi.
Aykan’ın adının yanındaki yeşil nokta sönmedi.
O sırada Avcılar’daki Sonsuzluk Sitesi’nin onuncu katında, salonunun yarısını işgal eden çalışma masasındaydı. Üç ekrandan ikisini kapatmış, üçüncüsünde günün son destek kaydını tamamlıyordu. Bir kullanıcı, kaybolan dosyasının geri getirilmesini istemişti. İki saatlik inceleme sonunda dosyanın kaybolmadığı, hiç kaydedilmediği anlaşılmıştı. Kullanıcı bu sonucu kabul etmemişti; çünkü insanlar yokluğunu hatırladıkları şeylerin bir zamanlar var olduğuna inanma eğilimindeydi.
Aykan çözüm alanına kısa bir açıklama yazdı:
Dosyanın oluşturulduğunu gösteren herhangi bir kayıt bulunamamıştır.
“Kaderin teknik karşılığı,” diye mırıldandı. “Log yok.”
Kaydı kapattı.
Saat 18.00’e bir dakika vardı. Uzaktan çalışmanın en güzel tarafı eve dönüş trafiğinin olmamasıydı. En kötü tarafıysa insanın eve dönüp dönmediğini anlayamaması. Aykan’ın iş ile evi arasındaki mesafe, çalışma sandalyesinden kalkıp koltuğa geçene kadar sürdüğü için şirket bu yolculuğu mola sayıyordu.
Pencerenin altında sitenin havuzu görünüyordu. Akşam ışığı çekilirken su, gökyüzünden kesilip blokların arasına yerleştirilmiş mavi bir dikdörtgene benziyordu. Havuzun çevresinde kimse yoktu. İki şezlong ters çevrilmiş, kullanılmayan cankurtaran sandalyesi suyu koruyormuş gibi kıyıda bekliyordu. Sonsuzluk Sitesi’nin sonsuzlukla ilişkisi, müteahhidin otuz yıllık beton garantisinden ibaretti.
Aykan ayağa kalkmak için masanın kenarına dokundu. Denge onun bedeninde otomatik çalışan bir özellik değildi; her hareketten önce yeniden onaylanması gereken bir izin gibiydi. Acele ettiğinde hızlanmıyor, yalnızca hataya daha çabuk ulaşıyordu. Bu nedenle hareketlerini insanların sabırsızlığına göre değil, kendi bedeninin gerçeklerine göre düzenlerdi.
Tam mutfağa yönelecekken üçüncü ekranda kırmızı bir bildirim belirdi.
Yeni kritik olay size atandı.
Aykan olduğu yerde kaldı. Cuma günü 17.59’da gelen kayıtların teknik adı “acil”, duygusal karşılığı ise “hafta sonunun iptali”ydi.
Sandalyeye yeniden oturdu. Bildirimin üzerine tıklamadan önce gönderen adresi kontrol etti. Alan adı şirketin kullandığı NizamDesk sistemine aitti. Bağlantı doğru görünüyordu. Yine de yeni bir sekme açıp destek portalına kendisi girdi.
Listenin en üstünde kırmızı bir kayıt vardı:
INC-000000000001
Konu satırını okudu.
EVREN-01 / Yetkisiz Canlıya Geçiş
Aykan birkaç saniye ekrana baktı. Sonra çalışma masasının altına, monitörün arkasına ve pencereye göz gezdirdi. İnan’ın bir yere kamera yerleştirip yerleştirmediğini düşündü. İnan Derin’in şakaları genellikle insanı önce güldürür, sonra kişisel verilerini nereden bulduğunu düşündürürdü. Fakat bu kayıt onun sabrını aşacak kadar ayrıntılıydı.
Aykan kaydı açtı.
Müşteri: İnsanlık
Hizmet: EVREN-01
Ortam: Production
Öncelik: P0 – Kıyamet
Etkilenen kullanıcı: 8.243.917.106
Oluşturulma tarihi: 13.799.999.972 yıl önce
Durum: Açık
Sorumlu grup: Bulunamadı
Atanan uzman: Aykan İnal
Açıklama alanında tek paragraf vardı:
Test amacıyla oluşturulan ortam yanlışlıkla canlıya alınmış olabilir. Kullanıcılar üretim verisi oluşturmaya devam etmektedir. Onaylanmış geri dönüş planı bulunamadı.
Aykan metni yeniden okudu. Sonra kullanıcı sayısına baktı. Rakam, dünya nüfusuna rahatsız edici derecede yakındı.
“İnsanlık test verisi üretmiş,” dedi. “Sonunda ne olduğumuz belli oldu.”
Kayıt normal bir destek talebi gibi görünüyordu. Sorun da buydu. Evrenin yanlışlıkla canlıya alındığını söyleyen bir mesajın daha gösterişli olması gerekirdi. En azından siyah bir zemin, uğursuz bir ses veya beliren birkaç iskelet beklenebilirdi. Oysa sayfanın sağ üst köşesinde memnuniyet anketi bile vardı.
Bu kayıt deneyiminizi nasıl değerlendirirsiniz?
Aykan henüz yıldız vermedi.
Faaliyet geçmişini açtı. Kayıt milyarlarca yıl boyunca işlem görmemiş, ilk hareket birkaç saniye önce gerçekleşmişti:
17.59.38 — Nöbetçi grup aranıyor.
17.59.42 — Nöbetçi grup bulunamadı.
17.59.45 — Uygun uzmanlar kontrol ediliyor.
17.59.49 — Aykan İnal: Müsait.
17.59.50 — Kayıt atandı.
Ortada seçim, kehanet veya ilahi işaret yoktu. İnsanlığın kaderi, Aykan’ın çevrim içi durumuna bağlanmıştı. Onu kimse seçmemişti; yalnızca diğer herkes ondan önce çıkış yapmıştı.
Aykan kaydı başka bir gruba yönlendirmeyi denedi. Atama alanı kilitliydi. Üst birime aktar düğmesi görünmüyordu. Hizmet envanterinde EVREN-01 araması yaptı; sonuç çıkmadı. Şirketin kayıtlarına göre evren diye bir varlık bulunmuyordu. Sekiz milyardan fazla kullanıcısı olan bir sistemin envantere eklenmemiş olması şaşırtıcı değildi. Kurumlar bazen üç bin liralık monitörü seri numarasıyla takip eder, bütün iş süreçlerini üzerinde taşıyan sistemi “bir ara ekleriz” diyerek yıllarca görünmez bırakırdı.
Kurumsal mesajlaşma uygulamasında Cevdet Uysal’dan çağrı geldi.
Aykan görüşmeyi açtı. Cevdet’in kamerası kapalıydı. Profil fotoğrafındaki ölçülü tebessümü, insanlara güven vermekten çok yaklaşan bir prosedürü haber verirdi.
“İyi akşamlar Aykan Bey. Müsait miydiniz?”
“Sistem öyle olduğumu iddia ediyor.”
“Size hatalı bir kayıt yönlenmiş olabilir.”
“Henüz hatalı olduğundan emin değilim.”
“Adlandırmadan belli. Hizmet envanterimizde evren isminde bir ürün bulunmuyor.”
“İçinde yaşıyor olabiliriz.”
Cevdet bu cümleyi duymamış gibi yaptı.
“Muhtemelen test kaydıdır. Kapsam dışı olarak kapatabilirsiniz.”
Aykan ekranını paylaştı. Cevdet müşteri alanına, öncelik seviyesine ve etkilenen kullanıcı sayısına baktı. Yüzü görünmediği için ne düşündüğünü anlamak mümkün değildi.
“Kayıt on üç milyar yıl önce oluşturulmuş,” dedi Aykan.
“Tarih alanında bozulma olabilir.”
“Sekiz milyar kullanıcı etkilenmiş.”
“Yük testi yapılmış olabilir.”
“Öncelik kıyamet.”
“Testi hazırlayan arkadaş biraz abartmış.”
“Gönderen hesap görünmüyor.”
“İsimsiz kayıtların kapatılması gerekiyor.”
Aykan sandalyesinde geriye yaslandı.
“Güvenlik olayına çevirelim. Kaynağı bilinmeyen bir kayıt doğrudan üretim sistemimize düşmüş.”
“Mesai bitiminde yeni süreç başlatmanın gerekli olduğunu düşünmüyorum.”
“Bunu pazartesiye mi bırakalım?”
“Konunun ilgili uzman tarafından değerlendirilmesi daha doğru olacaktır.”
“İlgili uzman benim.”
“Bu nedenle size yönlenmiş zaten.”
Cevdet’in en büyük yeteneği, bir sorumluluğu karşısındakine bıraktıktan sonra onun zaten orada bulunduğuna inandırmasıydı.
“Kaydı kapatırsam işlem benim adımla görünecek,” dedi Aykan.
“Uzman değerlendirmesi sizin tarafınızdan yapılmış olacak.”
“Ya kapatmam yanlışsa?”
“Her teknik kararda belirli ölçüde risk bulunur.”
“Riski kim üstlenecek?”
Cevdet kısa bir sessizlikten sonra sesini biraz daha yumuşattı.
“Bu aşamada suçlayıcı bir dil kullanmayalım.”
Aykan ekrandaki kayda baktı. Dünya gerçekten sona erecekse bile Cevdet bunun geri bildirim toplantısında medeni biçimde konuşulmasını istiyordu.
“Önce kaydın bağlantılarını kontrol edeceğim.”
“Elbette. Ancak SLA ihlali oluşmaması için açık bırakılmaması uygun olacaktır.”
Görüşme sona erdi. Cevdet’in durumu birkaç saniye sonra çevrimdışına döndü. Aykan’ın yeşil noktası hâlâ yanıyordu.
Kaydın bağlantı adresini, sertifikasını ve oturum bilgilerini inceledi. Her şey şirket sistemine aitti. Yalnızca kaydın kendisi hiçbir veri tabanında görünmüyordu. Sayfa vardı ama onu oluşturan satır yoktu; kapısı bulunan, adresi bulunmayan bir ev gibiydi.
Saat 18.07 olmuştu.
Aykan çözüm seçeneklerini açtı:
Destek kapsamı dışı seçeneğini işaretledi. Çözüm alanına şunu yazdı:
İlgili hizmet kurum envanterinde bulunmadığından sahipliği ve teknik sorumluluğu doğrulanamamıştır.
Cümleyi okuyunca Cevdet’e benzediğini fark etti. Hiç kimse bir şey yapmamış, sonuç kendiliğinden oluşmuştu. Yine de kaydı kapatmadan önce açıklamanın sonuna adını ekledi:
İnceleyen: Aykan İnal
En azından cümlenin içinde bir insan bulunsun istedi.
Kaydı Kapat düğmesine bastı.
Ekran bir an karardı. Ardından daha önce NizamDesk’te görmediği bir pencere açıldı:
KAYIT KAPATILAMADI
Bu olay, 17.59.50’de otomatik olarak başlatılan üretim geri dönüş süreciyle ilişkilidir. Kaydı kapatma girişimi mevcut süreci başlatmaz veya durdurmaz. Atanan uzman, teknik sorumlu olarak kaydedilecektir.
Aykan metni yeniden okudu.
Geri dönüş süreci o düğmeye bastığında başlamamıştı. Kayıt kendisine atandığında zaten çalışmaya başlamıştı. O yalnızca, üzerine bırakılan şeyin ne olduğunu şimdi görüyordu.
Pencerenin altında yeni bir sayaç belirdi:
Sorumlu atamasına itiraz süresi: 00.00.30
Yanında tek bir düğme vardı:
İtiraz Et
Aykan düğmeye bastı.
İtiraz makamı: CREATOR
Hesap durumu: Ulaşılamıyor
Sayaç ilerlemeye devam etti.
Aykan bağlantıyı kesti. Pencere kapanmadı. Bilgisayarı kapattı; kasa sustu fakat sayaç ekranda kaldı. Monitörün güç düğmesine bastı. Düğmenin ışığı söndü, rakamlar eksilmeyi sürdürdü.
On.
Telefonunu alıp İnan’ı aramaya çalıştı. Arama başlamadı.
Dokuz.
Çoklu prizin düğmesine bastı. Salondaki bütün elektronik cihazlar kapandı.
Sekiz.
Ekran açık kaldı.
Yedi.
Havuzun ışıkları aynı anda söndü.
Altı.
Gökyüzündeki uçaklardan biri kayboldu. Belki bir bulutun arkasına girmişti. Aykan o anda gökyüzüne güvenlik kaydı açamayacağını düşündü.
Beş.
Telefon çaldı. Arayan Cevdet’ti. Aykan açtığında yalnızca kesik bir cümle duydu:
“Herhangi bir sorumluluk—”
Bağlantı koptu.
Dört.
Havuzun karanlık yüzeyinde küçük, beyaz bir ışık belirdi.
Üç.
Aykan başını kaldırıp gökyüzüne baktı. Işığın yukarıda karşılığı yoktu.
İki.
Ekranda kendi adı göründü:
Atanan uzman: Aykan İnal
Bir.
Sayaç sıfıra indi.
SORUMLU ATAMASI KESİNLEŞTİ
GERİ DÖNÜŞ SÜRECİ DEVAM EDİYOR
Kalan süre: 27 gün 23 saat 58 dakika
Kaydın bilgileri kendiliğinden güncellendi:
Müşteri: İnsanlık
Durum: Kullanıcıdan geri dönüş bekleniyor
Sorumlu: Aykan İnal
Aykan, havuzdaki sahipsiz yıldıza ve ekrandaki kendi adına baktı.
Bilgisayar dünyayı kapatmıyordu.
Yalnızca dünya kapanırken kimin suçlanacağını seçmişti.
ve ilk defa sinematografik şekilde yazmaya deniyorum
aslında bir hikaye kitabıydı
hikayede tanrı yanlışlıkla evreni deploy ediyor ama geri alamıyor gibi konu vardı diyebilirim
yayınevi talebi üzerinebunu romana çevirererek tansı din teknoloji benzetmelerini dahada yumuşatarak kurguluyorum
Bu Evren Yanlışlıkla Yayına Alındı
Roman; bir sistem arızasıyla başlayan, zamanla hafıza, kimlik ve gerçeklik meselesine dönüşen tuhaf bir hikâyeyi anlatıyor. Çünkü bazen insan kaybolmaz; yalnızca sistemde görünmez, kayıtlardan silinir ve çevresindekiler tarafından yavaş yavaş unutulur.
Peki herkes sizi unutursa hâlâ aynı insan olarak yaşamaya devam eder misiniz?
Engellilik de bu hikâyenin önemli parçalarından biri. Ancak roman, engelli bir karakteri yalnızca yaşadığı zorluklarla tanımlamıyor; onu acındırmıyor, kahramanlaştırmıyor ve bütün kişiliğini engeline indirgemiyor. Engellilik burada hayatın doğal bir gerçeği; bazen bir kaldırımda, bazen insanların bakışında, bazen de insanı tanımayan bir sistemin içinde karşımıza çıkıyor.
Bu Evren Yanlışlıkla Yayına Alındı; görünür olmakla gerçekten görülmek, kayıtlarda bulunmakla birinin hafızasında yer etmek arasındaki farkı; mizah, absürtlük ve biraz da hayatın kendi arızaları üzerinden anlatıyor.
Henüz yolun başındayım. Fakat görünen o ki bu evrende hata çok, teknik destek ise şimdilik yalnızca benim.
ilk bölümden kısa bir örnek
Evren, cuma günü saat 17.59.49’da Aykan İnal’ın üzerine kaldı.
Bunun mistik bir açıklaması yoktu. Gökyüzünde yedi yıldız birleşmemiş, kör bir kâhin mezarından doğrulup onun adını söylememişti. Mesai arkadaşlarından iki yüz otuz biri çevrimdışı olmuş, Aykan ise faresini on bir saniye geç hareket ettirmişti. Kurumsal sistem bu on bir saniyeyi yetenek, cesaret ve gönüllülük olarak değerlendirdi.
Aykan’ın adının yanındaki yeşil nokta sönmedi.
O sırada Avcılar’daki Sonsuzluk Sitesi’nin onuncu katında, salonunun yarısını işgal eden çalışma masasındaydı. Üç ekrandan ikisini kapatmış, üçüncüsünde günün son destek kaydını tamamlıyordu. Bir kullanıcı, kaybolan dosyasının geri getirilmesini istemişti. İki saatlik inceleme sonunda dosyanın kaybolmadığı, hiç kaydedilmediği anlaşılmıştı. Kullanıcı bu sonucu kabul etmemişti; çünkü insanlar yokluğunu hatırladıkları şeylerin bir zamanlar var olduğuna inanma eğilimindeydi.
Aykan çözüm alanına kısa bir açıklama yazdı:
Dosyanın oluşturulduğunu gösteren herhangi bir kayıt bulunamamıştır.
“Kaderin teknik karşılığı,” diye mırıldandı. “Log yok.”
Kaydı kapattı.
Saat 18.00’e bir dakika vardı. Uzaktan çalışmanın en güzel tarafı eve dönüş trafiğinin olmamasıydı. En kötü tarafıysa insanın eve dönüp dönmediğini anlayamaması. Aykan’ın iş ile evi arasındaki mesafe, çalışma sandalyesinden kalkıp koltuğa geçene kadar sürdüğü için şirket bu yolculuğu mola sayıyordu.
Pencerenin altında sitenin havuzu görünüyordu. Akşam ışığı çekilirken su, gökyüzünden kesilip blokların arasına yerleştirilmiş mavi bir dikdörtgene benziyordu. Havuzun çevresinde kimse yoktu. İki şezlong ters çevrilmiş, kullanılmayan cankurtaran sandalyesi suyu koruyormuş gibi kıyıda bekliyordu. Sonsuzluk Sitesi’nin sonsuzlukla ilişkisi, müteahhidin otuz yıllık beton garantisinden ibaretti.
Aykan ayağa kalkmak için masanın kenarına dokundu. Denge onun bedeninde otomatik çalışan bir özellik değildi; her hareketten önce yeniden onaylanması gereken bir izin gibiydi. Acele ettiğinde hızlanmıyor, yalnızca hataya daha çabuk ulaşıyordu. Bu nedenle hareketlerini insanların sabırsızlığına göre değil, kendi bedeninin gerçeklerine göre düzenlerdi.
Tam mutfağa yönelecekken üçüncü ekranda kırmızı bir bildirim belirdi.
Yeni kritik olay size atandı.
Aykan olduğu yerde kaldı. Cuma günü 17.59’da gelen kayıtların teknik adı “acil”, duygusal karşılığı ise “hafta sonunun iptali”ydi.
Sandalyeye yeniden oturdu. Bildirimin üzerine tıklamadan önce gönderen adresi kontrol etti. Alan adı şirketin kullandığı NizamDesk sistemine aitti. Bağlantı doğru görünüyordu. Yine de yeni bir sekme açıp destek portalına kendisi girdi.
Listenin en üstünde kırmızı bir kayıt vardı:
INC-000000000001
Konu satırını okudu.
EVREN-01 / Yetkisiz Canlıya Geçiş
Aykan birkaç saniye ekrana baktı. Sonra çalışma masasının altına, monitörün arkasına ve pencereye göz gezdirdi. İnan’ın bir yere kamera yerleştirip yerleştirmediğini düşündü. İnan Derin’in şakaları genellikle insanı önce güldürür, sonra kişisel verilerini nereden bulduğunu düşündürürdü. Fakat bu kayıt onun sabrını aşacak kadar ayrıntılıydı.
Aykan kaydı açtı.
Müşteri: İnsanlık
Hizmet: EVREN-01
Ortam: Production
Öncelik: P0 – Kıyamet
Etkilenen kullanıcı: 8.243.917.106
Oluşturulma tarihi: 13.799.999.972 yıl önce
Durum: Açık
Sorumlu grup: Bulunamadı
Atanan uzman: Aykan İnal
Açıklama alanında tek paragraf vardı:
Test amacıyla oluşturulan ortam yanlışlıkla canlıya alınmış olabilir. Kullanıcılar üretim verisi oluşturmaya devam etmektedir. Onaylanmış geri dönüş planı bulunamadı.
Aykan metni yeniden okudu. Sonra kullanıcı sayısına baktı. Rakam, dünya nüfusuna rahatsız edici derecede yakındı.
“İnsanlık test verisi üretmiş,” dedi. “Sonunda ne olduğumuz belli oldu.”
Kayıt normal bir destek talebi gibi görünüyordu. Sorun da buydu. Evrenin yanlışlıkla canlıya alındığını söyleyen bir mesajın daha gösterişli olması gerekirdi. En azından siyah bir zemin, uğursuz bir ses veya beliren birkaç iskelet beklenebilirdi. Oysa sayfanın sağ üst köşesinde memnuniyet anketi bile vardı.
Bu kayıt deneyiminizi nasıl değerlendirirsiniz?
Aykan henüz yıldız vermedi.
Faaliyet geçmişini açtı. Kayıt milyarlarca yıl boyunca işlem görmemiş, ilk hareket birkaç saniye önce gerçekleşmişti:
17.59.38 — Nöbetçi grup aranıyor.
17.59.42 — Nöbetçi grup bulunamadı.
17.59.45 — Uygun uzmanlar kontrol ediliyor.
17.59.49 — Aykan İnal: Müsait.
17.59.50 — Kayıt atandı.
Ortada seçim, kehanet veya ilahi işaret yoktu. İnsanlığın kaderi, Aykan’ın çevrim içi durumuna bağlanmıştı. Onu kimse seçmemişti; yalnızca diğer herkes ondan önce çıkış yapmıştı.
Aykan kaydı başka bir gruba yönlendirmeyi denedi. Atama alanı kilitliydi. Üst birime aktar düğmesi görünmüyordu. Hizmet envanterinde EVREN-01 araması yaptı; sonuç çıkmadı. Şirketin kayıtlarına göre evren diye bir varlık bulunmuyordu. Sekiz milyardan fazla kullanıcısı olan bir sistemin envantere eklenmemiş olması şaşırtıcı değildi. Kurumlar bazen üç bin liralık monitörü seri numarasıyla takip eder, bütün iş süreçlerini üzerinde taşıyan sistemi “bir ara ekleriz” diyerek yıllarca görünmez bırakırdı.
Kurumsal mesajlaşma uygulamasında Cevdet Uysal’dan çağrı geldi.
Aykan görüşmeyi açtı. Cevdet’in kamerası kapalıydı. Profil fotoğrafındaki ölçülü tebessümü, insanlara güven vermekten çok yaklaşan bir prosedürü haber verirdi.
“İyi akşamlar Aykan Bey. Müsait miydiniz?”
“Sistem öyle olduğumu iddia ediyor.”
“Size hatalı bir kayıt yönlenmiş olabilir.”
“Henüz hatalı olduğundan emin değilim.”
“Adlandırmadan belli. Hizmet envanterimizde evren isminde bir ürün bulunmuyor.”
“İçinde yaşıyor olabiliriz.”
Cevdet bu cümleyi duymamış gibi yaptı.
“Muhtemelen test kaydıdır. Kapsam dışı olarak kapatabilirsiniz.”
Aykan ekranını paylaştı. Cevdet müşteri alanına, öncelik seviyesine ve etkilenen kullanıcı sayısına baktı. Yüzü görünmediği için ne düşündüğünü anlamak mümkün değildi.
“Kayıt on üç milyar yıl önce oluşturulmuş,” dedi Aykan.
“Tarih alanında bozulma olabilir.”
“Sekiz milyar kullanıcı etkilenmiş.”
“Yük testi yapılmış olabilir.”
“Öncelik kıyamet.”
“Testi hazırlayan arkadaş biraz abartmış.”
“Gönderen hesap görünmüyor.”
“İsimsiz kayıtların kapatılması gerekiyor.”
Aykan sandalyesinde geriye yaslandı.
“Güvenlik olayına çevirelim. Kaynağı bilinmeyen bir kayıt doğrudan üretim sistemimize düşmüş.”
“Mesai bitiminde yeni süreç başlatmanın gerekli olduğunu düşünmüyorum.”
“Bunu pazartesiye mi bırakalım?”
“Konunun ilgili uzman tarafından değerlendirilmesi daha doğru olacaktır.”
“İlgili uzman benim.”
“Bu nedenle size yönlenmiş zaten.”
Cevdet’in en büyük yeteneği, bir sorumluluğu karşısındakine bıraktıktan sonra onun zaten orada bulunduğuna inandırmasıydı.
“Kaydı kapatırsam işlem benim adımla görünecek,” dedi Aykan.
“Uzman değerlendirmesi sizin tarafınızdan yapılmış olacak.”
“Ya kapatmam yanlışsa?”
“Her teknik kararda belirli ölçüde risk bulunur.”
“Riski kim üstlenecek?”
Cevdet kısa bir sessizlikten sonra sesini biraz daha yumuşattı.
“Bu aşamada suçlayıcı bir dil kullanmayalım.”
Aykan ekrandaki kayda baktı. Dünya gerçekten sona erecekse bile Cevdet bunun geri bildirim toplantısında medeni biçimde konuşulmasını istiyordu.
“Önce kaydın bağlantılarını kontrol edeceğim.”
“Elbette. Ancak SLA ihlali oluşmaması için açık bırakılmaması uygun olacaktır.”
Görüşme sona erdi. Cevdet’in durumu birkaç saniye sonra çevrimdışına döndü. Aykan’ın yeşil noktası hâlâ yanıyordu.
Kaydın bağlantı adresini, sertifikasını ve oturum bilgilerini inceledi. Her şey şirket sistemine aitti. Yalnızca kaydın kendisi hiçbir veri tabanında görünmüyordu. Sayfa vardı ama onu oluşturan satır yoktu; kapısı bulunan, adresi bulunmayan bir ev gibiydi.
Saat 18.07 olmuştu.
Aykan çözüm seçeneklerini açtı:
- Yanlış alarm
- Tekrarlanan kayıt
- Kullanıcı hatası
- Destek kapsamı dışı
- Çözüldü
Destek kapsamı dışı seçeneğini işaretledi. Çözüm alanına şunu yazdı:
İlgili hizmet kurum envanterinde bulunmadığından sahipliği ve teknik sorumluluğu doğrulanamamıştır.
Cümleyi okuyunca Cevdet’e benzediğini fark etti. Hiç kimse bir şey yapmamış, sonuç kendiliğinden oluşmuştu. Yine de kaydı kapatmadan önce açıklamanın sonuna adını ekledi:
İnceleyen: Aykan İnal
En azından cümlenin içinde bir insan bulunsun istedi.
Kaydı Kapat düğmesine bastı.
Ekran bir an karardı. Ardından daha önce NizamDesk’te görmediği bir pencere açıldı:
KAYIT KAPATILAMADI
Bu olay, 17.59.50’de otomatik olarak başlatılan üretim geri dönüş süreciyle ilişkilidir. Kaydı kapatma girişimi mevcut süreci başlatmaz veya durdurmaz. Atanan uzman, teknik sorumlu olarak kaydedilecektir.
Aykan metni yeniden okudu.
Geri dönüş süreci o düğmeye bastığında başlamamıştı. Kayıt kendisine atandığında zaten çalışmaya başlamıştı. O yalnızca, üzerine bırakılan şeyin ne olduğunu şimdi görüyordu.
Pencerenin altında yeni bir sayaç belirdi:
Sorumlu atamasına itiraz süresi: 00.00.30
Yanında tek bir düğme vardı:
İtiraz Et
Aykan düğmeye bastı.
İtiraz makamı: CREATOR
Hesap durumu: Ulaşılamıyor
Sayaç ilerlemeye devam etti.
Aykan bağlantıyı kesti. Pencere kapanmadı. Bilgisayarı kapattı; kasa sustu fakat sayaç ekranda kaldı. Monitörün güç düğmesine bastı. Düğmenin ışığı söndü, rakamlar eksilmeyi sürdürdü.
On.
Telefonunu alıp İnan’ı aramaya çalıştı. Arama başlamadı.
Dokuz.
Çoklu prizin düğmesine bastı. Salondaki bütün elektronik cihazlar kapandı.
Sekiz.
Ekran açık kaldı.
Yedi.
Havuzun ışıkları aynı anda söndü.
Altı.
Gökyüzündeki uçaklardan biri kayboldu. Belki bir bulutun arkasına girmişti. Aykan o anda gökyüzüne güvenlik kaydı açamayacağını düşündü.
Beş.
Telefon çaldı. Arayan Cevdet’ti. Aykan açtığında yalnızca kesik bir cümle duydu:
“Herhangi bir sorumluluk—”
Bağlantı koptu.
Dört.
Havuzun karanlık yüzeyinde küçük, beyaz bir ışık belirdi.
Üç.
Aykan başını kaldırıp gökyüzüne baktı. Işığın yukarıda karşılığı yoktu.
İki.
Ekranda kendi adı göründü:
Atanan uzman: Aykan İnal
Bir.
Sayaç sıfıra indi.
SORUMLU ATAMASI KESİNLEŞTİ
GERİ DÖNÜŞ SÜRECİ DEVAM EDİYOR
Kalan süre: 27 gün 23 saat 58 dakika
Kaydın bilgileri kendiliğinden güncellendi:
Müşteri: İnsanlık
Durum: Kullanıcıdan geri dönüş bekleniyor
Sorumlu: Aykan İnal
Aykan, havuzdaki sahipsiz yıldıza ve ekrandaki kendi adına baktı.
Bilgisayar dünyayı kapatmıyordu.
Yalnızca dünya kapanırken kimin suçlanacağını seçmişti.
Son düzenleme:
