Aslında uzun zaman bunu düşündüm. Ankara'da gecekondu mahallesinde büyüdüm. İlkokul arkadaşlarımdan üniversite okuyan kimse olmadı, sadece birkaç kişi meslek lisesinden 2 senelik bölümlere geçiş yaptılar o kadar. Akrabalarımda da okuyan kimse yok. Ben engel durumum nedeniyle kendimi biraz düşünce olarak geri planda tuttum açıkçası. Allah nasip ederse 3 ay sonra iyi bir üniversiteden onur öğrencisi olarak mezunum ve birkaç iş buldum bile. Şimdi düşünüyorum, engelli olmasaydım ne olurdu. Kişi kendini iyi bilmeli, ben kendimi ve ne kadar kolay vazgeçeceğimi biliyorum. Büyük ihtimalle arkadaşlarım gibi meslek lisesine giderdim ve tekniker olurdum. Beni hayatının her anında örnek alan tek erkek kardeşim de benimle aynı işi yapardı, annemin babamın yanında Ankaranın en pis mahallesinde gecekonduda sürünürdük (Çinçin mahallesi tarafı, günün 24 saati silahlı kavga, uyuşturucu satıcılığı falan). Şimdi güzel bir işim olacak, kardeşimin güzel bir işi olacak. Aileme güzel bir hayat yaşatabileceğim. Avrupayı gezebileceğim mesela, üst düzey insanlarla güzel muhabbetler kurdum,kurabileceğim, güzel kız arkadaşlarım oldu

en önemlisi de empati kurmayı çok iyi öğrendim. Güzel bir unvanım olacak. ve 8 sene.. Allah izin verirse 8 sene sonra Muğla veya İzmir den bahçe alarak hedefime ulaşmış olacağım. belki sonra istifa ederim

Bazen hayatın zorlukları peş peşe geliyor. İnce noktalar insanın sinirini bozuyor mesela .Ehliyet raporu gibi, özürlü kelimesi gibi, değişik bir bakış, insan dışı hareketler gibi gibi. Bunda da malesef imanım zayıf olduğu için isyan noktasına çabuk varabiliyorum ve diyorum ki "Lan sağlıklı olsaydım da asgari ücretle geçinseydim" daha sonra bencil olduğumu düşünüyorum. Benim mutsuzluğumun bana kazandırdıkları başta annemi, babamı, kardeşimi mutlu edecek. Daha sonra belki kardeşimin eşini, çocuklarını, benim eşimi, çocuklarımı... Sadece benim mutsuzluğum bu kadar kişinin rahat içinde yaşamasını ve mutlu olmasını sağlayacaksa ne mutlu deyip devam ediyorum hayatıma..