Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

[kadimcan] Şair Bilal Yavuz'dan şiirler

Maraş Depremi

Gözler avizelerde gece ayaz
Dalgalanıyor zemin
Kaynıyor yerin yedi kat dibi
Birbirinin omzuna yaslanmış
Yaralı harabe binalar sessiz
Gökdelenlerin çatlakları sıvalanıyor
Namussuz müteahhitler o an bile
Kandırma derdinde ve paraya köle
Yağmacılar yağmalıyor ne varsa
Hırsızlar ölüleri soyuyor
Niceler göçükler altında
Asırlık depremden bile kurtulmuş
Donmaktan, susuzluktan, korkudan
Yetişememesinden kardeşlerinin
Ağlayarak can veriyor
Büyük felaketlerde duyarsızlığımız
Hazırsızlığımız nasıl da aşikar
Biz bu kadarız işte görün
Yalancı dizilerde anlatılan değiliz
Kendinizi kandırmayın kardeşlerim
Değişim gerçeği görmekle
En başta kendimize dürüst olmakla
Başlayacak buna inanın
Rabbimiz affetsin cümlemizi
Malzemden çalan cümle müteahhitleri
Dükkanı için kolonlar kesenleri
Makamının hakkını vermeyenleri
Rabbimiz mahşerde mahveylesin amin
Yanlarına kalmasın katillikleri
Seri katillerle beraber yargılansınlar
Rabbimiz affetsin cümlemizi
Adaleti dünyada sağlayamadık
Bu vebal hepimizin kardeşlerim
Tek bir gerçek kahraman işte hayatta
Onlar da enkazda mücadelede şimdi
Allah, peygamber, vatan, hakikat aşkıyla
Çocuklar, anneler, babalar aşkına
Birleri bin olsun inşallah daima
Rabbimiz bağışlasın bizleri
 
İsterdim dünyanın en zengini olmak
Hakk yolunda harcamak bütün hepsini
Cümle mazlumların yaralarını sarmak
Camiler, çeşmeler, medreseler yaptırmak
Şifalara vesile gür hayırlar isterdim
Gönlümüzce hayırlar yapamadık uktedir
Durur bağrımızın tam ortasında hey ey mey
Şimdiden geleceğe bizi seven tüm
Dostlarımıza gönülden bin selam olsun
Ardımızdan en güzel hediyedir
Adımıza hayırlar, hayırlar, hayırlar yapmak
Yetimi sevindirmek, çocuklara sarılmak
İyilikte yarışmak ne özeldir
Yarışan güzellerin ömrü hep güller açsın
Güzeller güzeli iyiler ey can
Birbirine sevdalansın, israf olmasın

Bilal Yavuz
 
Ey müslüman cemaatler
Ey müslüman tarikatler
Hurafelerden, bidatlerden
Arınsın arınması gerekenler
Hep birlikte Mehdi'nin
Sancaktar kardeşleri olun
Şeriat İslam demektir
Çekinmeden haykırın
Şeriatten ancak şeytanlar
Rahatsız olur unutmayın
İslam Devletinin güneşiyle
Aydınlatın bütün insanlığı
Ey ahir zaman nesli uyan
Bencil münafıklara aldanma
Sahtekar hocaları sustur
Gerçek alimlerle işe koyul
Ameliyle konuşana ne mutlu
Lafbazların akıbeti ne acı
Hilafetin gölgesinde davet
Çağır dindaşları birliğe durma
Siyonistler can atmakta bak
Cesur eller altında ölmek için
Kavuşturalım onları hayallerine
Bir savaşta haklayalım hepsini
Dağlar taşlar ifşa etsin kirleri
Yeryüzünde temizlik vaktidir
O dem gelince bir gün mutlaka
Sahih hadisler gerçekleşecektir
Rasulullah aleyhisselam
Elbette doğru söylemiştir
Ne söylemişse hepsi olacak
Yüce Rabbimizin izniyle
Aydınlıklar karanlığı boğacak
Batıllar batışlara mahkumdur
Batmayan doğumlara ne mutlu
Gel kardeşim öncü
Birer asker olalım
Baharın günlerine
Yetişemesek bile
Kışın bahçıvanlarından olalım
Ekelim yarının fidanlarını
Ki o gün çiçeklensin
Bütün umutlarımız
Koca çınarlara dönüşsün
Sevgimiz, hayalimiz, ahdimiz
Selam olsun size yürekten
Ey asırlardır beklenen selam
Siz o son mutlu deniz
İnsanlığa hoşgeldiniz

1444 / Ramazan
Kadir Gecesi
Fuadoğlu
 
Yazar Bilal Yavuz şiirleri

Ali Babacan

Türkiye çok yorgun
Kandan, gözyaşından, ırkçılıktan, yolsuzluktan, kamplaşmadan
Türkiye tükenmekte
Haksızlıktan, hayınlıktan, fitne fesattan
Aziz Millet perişan
Haramiler kesmiş yolunu her koldan
Emeğidir, alın teridir heba olan, israf edilen, yutulan
Mazlumun ahı sarmış yeri göğü hey
Yutulmuş yetimin hakkı
Kaybolmuş katrilyonlar
Bu ülkeye bir başkan gerek
Senin gibi dürüst ve şeffaf
Sayın Ali Babacan
Ahlaklı, vicdanlı, sözünün eri liderlere hasret kalmışız
Yalancılar sarmış her tarafımızı, bitkiniz, usanmışız
Sen varken en rahat dönemini yaşamıştı Türkiye
Daha iyisini dahi yapabilirsin güveniyorum
Ülkenin tarihinde bir ilkti gayretin
Sensiz geminin hali ortada ey can
Efkârlı anneler, dertli babalar hatrına
Gülüşü, geleceği çalınmış çocuklar aşkına
Mesulsün ve mesulüz, davran
Çek çıkar ecdadın mirası vatanı şu bataktan
Çıkar ki dualar bahtını arşa değdirsin
Çıkar ki biz yiğitler omuz verip dağ olalım
Çıkar ki zalimleri tahtından söküp atalım
Şanlı ceddin şerefli nesli köleliği hak etmiyor
Karın tokluğuna seherden geceye kadar bir toplum zulüm görüyor
Ev almak işe girmek hayal olmuş, gençler hapsolmuş odasına, evlenemiyor
Aile kurumu çökmüş, şu yoksullukta boşanmalar zirvede
Çocuklar hep yarı yetim kalmış
Zümreler adalete susamış
Bu bir yürek mektubunun şiirleşmiş halidir
Öyle bir dağılmış ki Anadolu
Toplasan bir sen toplarsın vaktindir
Onar kırgın kanatlarını ülkemizin
O kartalı yeniden ancak sen uçurursun
Bu ülkeye bir başkan gerek
Senin gibi onurlu, namuslu
Bizi yalnız bırakma
Çevir dümeni yeniden gülsün Türkiye
Gülsün güzel insanlar, pekişsin kardeşlikler, erisin kalleşlikler
Herkes kendi dilinde, kendi renginde
Türkiye sevdasına içten sevgi taşısın
Rengarenk olmanın kıymetini tatsın gönüller
İhlasın, birliğin tadına varsın
Bu ülkeye bir başkan gerek
Senin gibi güler yüzlü bir kaptan
Sayın Ali Babacan
Türkiye bahçesi umutla yeniden yeşermek ister
Lazımdır bir usta bahçevan
Hakk aşkına, hakikat aşkına, hakikiler aşkına
Zülfikârın adalet ve hürriyet olsun
Deva ol dertlilere
Türkiye dönsün öze
Sarayın dualı yüreklerde inşa edilsin
Deva ol dertlilere
Adalet gelsin dile
Solanlar baharla yeniden açsın
Deva ol dertlilere
Anadolu insanlığa bir kıta olsun
Kavuştur elleri
Barıştır gönülleri
Buluştur hayalleri
Adnan Menderes gibi
Sen de aslına döndür
Büyük Cevheri
Doğunca barışın cesur güneşi
Savaşın tüm karanlığı kaybolur
Meşale senin elindedir
Tutuştur sevda ateşini
Aydınlık yarınlar
Düşlerimizin olsun
Huzurlu baharlar
Gerçeklerimiz olsun

Bilal Yavuz
Daha önce puan vermişsiniz.
Yeniden puan vererek puanınızı değiştirebilirsiniz.
Şiiri Değerlendirin
 
Ey müslüman cemaatler
Ey müslüman tarikatler
Hurafelerden, bidatlerden
Arınsın arınması gerekenler
Hep birlikte Mehdi'nin
Sancaktar kardeşleri olun
Şeriat İslam demektir
Çekinmeden haykırın
Şeriatten ancak şeytanlar
Rahatsız olur unutmayın
İslam Devletinin güneşiyle
Aydınlatın bütün insanlığı
Ey ahir zaman nesli uyan
Bencil münafıklara aldanma
Sahtekar hocaları sustur
Gerçek alimlerle işe koyul
Ameliyle konuşana ne mutlu
Lafbazların akıbeti ne acı
Hilafetin gölgesinde davet
Çağır dindaşları birliğe durma
Siyonistler can atmakta bak
Cesur eller altında ölmek için
Kavuşturalım onları hayallerine
Bir savaşta haklayalım hepsini
Dağlar taşlar ifşa etsin kirleri
Yeryüzünde temizlik vaktidir
O dem gelince bir gün mutlaka
Sahih hadisler gerçekleşecektir
Rasulullah aleyhisselam
Elbette doğru söylemiştir
Ne söylemişse hepsi olacak
Yüce Rabbimizin izniyle
Aydınlıklar karanlığı boğacak
Batıllar batışlara mahkumdur
Batmayan doğumlara ne mutlu
Gel kardeşim öncü
Birer asker olalım
Baharın günlerine
Yetişemesek bile
Kışın bahçıvanlarından olalım
Ekelim yarının fidanlarını
Ki o gün çiçeklensin
Bütün umutlarımız
Koca çınarlara dönüşsün
Sevgimiz, hayalimiz, ahdimiz
Selam olsun size yürekten
Ey asırlardır beklenen selam
Siz o son mutlu deniz
İnsanlığa hoşgeldiniz

1444 / Ramazan
Kadir Gecesi
Bilal Yavuz Fuadoğlu

Şeriat Adalettir

Bir an için olsun dur ve düşün!
Aileni, eşini, evladını...
Dostlarını öldürüyorlar.
Ve 5 yıl, 10 yıl, en fazla 15 yıl!
Modern hapislerde ağırlanıp,
Kolayca dışarıya salınıyorlar.
Ömründe birkaç defa katil olup içeriye giren,
Seri katiller bile var yakın tarihte...
Haydi dur ve düşün!
İşte bu yüzden şeriat, adalettir!
Senin sevdiklerini de biz düşünüyoruz!
İşte bu yüzden kısasta hayat var!
Her yıl binlerce insan katil oluyor.
Oysa can tatlıydı eğer kısas olsaydı,
Korkaklar korkardı, katil olamazdı.
Sana rağmen sevdiğinin hakkını,
Bizler gözetiyoruz kardeşim...
Unutma şu adaletsiz batıl sistemlerde,
Sıradaki kurban sensin kardeşim,
Sıradaki kurbanlar, sevdiklerindir.
Kendisine dokunmayan yılanı yaşatan,
Sahtekar hümanistler,
Er ya da geç sokulacak,
Bu yılanlar tarafından...
Ve mesuller mazlumların ahından!
Bir an olsun bırak kardeşim,
Önyargıyla kibirlenişi...
İslam hukuku bir ırkın yasası değildir!
Zalimleri korumak merhamet değildir!
Ancak mazlumlara ihanettir!
Ateşin evine düşmesini bekleme...
Yananlar aşkına yak,
Karanlığın puştlarını.
Adalet, kısası gerektirir.

Yazar Bilal Yavuz
 
Mertliğin, dürüstlüğün, adamlığın dilaverleri… Onlar Kürd ve Türk şiirini yaşatan kadim mısraların cengaverleri.

Şiiri surların sırlarından, Dicle’nin serinliğinden, Hevsel’in asaletinden, Mardinkapı mezarlığının ferasetinden, Kırklardağı’nın basiretinden öğrendiler.

İslam’ın, insanlığın, merhametin, kardeşliğin; adil, onurlu ve eşit yaşamın yılmaz sözcüleri oldular.

Bazen dilden dile ve kulaktan kulağa, bazen kâğıttan ağıda, asırları aşan beyitler bıraktılar zamanın rüzgarına…

Sazları kalem, kalemleri saz oldu. Kâh söylediler, kah yazdılar. İçlerini başaklar gibi döktüler insanlığın, halkının aç ruhuna.

Türkülere, dengbejlere ilham oldular.

Binlerce yıl haksızlığa susmamayı birbirlerinden miras aldılar. Kadim şehrin, selim evliyası oldular.

Şair ruhlu bir halkın şair evlatları, romanların ve öykülerin ulaşamayacağı derin anlamlara ulaştılar, ulaştırdılar.

Çiçek, böcek edebiyatına takılı kalıp yerlerinde saymadılar. İnsanı, çiçeği, böceği yaşatmaya çağırdılar, adaletin ve mücadelenin izinden gittiler.

Zaman oldu, nicesi zalimlerin zindanlarında bedel ödedi ama yılmadılar. Kimi siyasi, kimi içtimai, kimi sivil alanlarda özgürlüğün, sevdanın, barışın destanını yazdılar, sılasını çığırdılar.

Diyarbakır şairleri, tarihimizin ve edebiyatımızın gözbebeğidir. Birkaç müzeye, kütüphaneye sığmaz onların şanlı hikayeleri.

Bilal Yavuz der ki...

Bir avuç da değillerdir. Avam, nicesini tanıyabilmiş, nicesine de sadece havas erişebilmiştir.

Şehrinin şairlerini iyi tanı. Nice ünlü alimden, filozoftan alamayacağın hayat dersleri kentinin şairlerinde saklı.

Hayatın anlamını arayanlara ne özel kılavuzdur onlar. Merhumlara rahmet, sağlara hayırlı ömür nasib olsun.

Yüreği Diyarbekir gibi atan görklü şairlerimize bin selam olsun…
 
AHENAH

Aşktır aşk vefalı yoldaşımız canlar
Özenerek asıp keser nefesimizi
Arama kıyısızdır şu ruhlar denizi
Bu gönül ateşinde dal odun yoktur
Issız çölde kupkuru dudaklar bereketi

Küçüklüğün bilen bilir bu dergahta
Bu mecliste boyun eğdikçe uzar can
Bu toprağa yakın oldukça göktesin
Derinlere indikçe dağ olur insan
Gönüllere girdikçe ulaşabilirsin

Candır can esaslı yareniniz aşklar
Sunulur cevherler ziyafet çekiniz
Yürek kadehlerinde kendinizden geçiniz
Ne güzel bahçedir şu alevler bilmezler
İbrahim olmayana aşılmaz zincirler
Magmaya atılsa hür esrarın erenleri

Uçamaz düşmeyi göze alamayanlar
Yüzmeyi bilmeyenler boşlukta tutunamaz
Adıyla alemleri oku da öğren yolcu
Hazineler haznedar olabilenlerindir

1444
Şair Bilal Yavuz
 
HANZEHREMAH

Bir düşünsene yüceler yücesi Allah
Bizi kulları etmekle şereflendirmiş
Yoktan var etmekle onurlandırmış
Sayısız nimetiyle ayaktayız ey can
Sonsuz kusursuz Rabbimizi tanımaktan
Daha muhteşem ne olabilir ey Masiva!
Sayısız ihsanların üstünde yüzüyoruz
İçimizde evrenler, dışımızda evrenler!
Teşekkür et şükredebildiğin için bile!
Bir düşünsene eşref-i mahlukatı insan
Alçaklar alçağına düşen yine nice insan
Yaşamak savaşmaktır gardını düşürme
Kötüler gecesinde bir hilaldir iyiler
Bir düşünsene yürek çıldıracak gibi ey
Öyle bir Rabbin kuluyum ki daha ne isterim!
Rızasına ermektir en muhteşem başarı!
En görkemli hürriyet O'na köle olmaktır.
Cümlemiz aciz kalır O'nu anlatmaklara...
Alemler kalem olsa yetmez hiçbir mürekkeb!
O yine kendisini anlattığı gibidir!
O'nu yine yalnızca kendisi bilebilir.

1444



SEMAHİYAH

Alçakları alçaklığıyla başbaşa bırak
Sen yüceye bak, gördükçe yüksel ey cevher
Güzelliği yaratandan daha güzeli yoktur!
İhtişamı yaratandan daha muhteşemi yok!
Teslim ol ve boyun eğ: sonsuz mutluluğa er...
O kusursuz huzura kavuş muhabbetiyle
Mukaddes rızasıyla ulaş tamamlanışa
Dinsin yarım kalmanın hazin çağlayanları
Dünyaların dolduramayacağı boşluğun
Sonuna kadar dolsun ilahi hoşnutlukla
Anne, kardeş, evlat, yar! Sevdiğini O verdi!
Katrilyonlarca ihsan içinde yüzer ömrün
Farkına var göklerin, kurtul sığ zindanlardan!
Nefsine hapsolmanın köleliğinden kurtul!
Özgürlüğü yaratana kullukla özgürleş!
Nereye dönersen dön karşındadır kudreti...
Varlıklarla yokluklar emrine amadedir
Tümü yoktan var eden elbette tüme hakim
Kımıldamaz atomlar dahi izni olmadan
Cümlemiz tarife utanır acizlikten
Harflerimiz yetersiz kalır anlatışlara

1444



HÜMAHİYEH

Sonsuz kusursuz saltanatı önünde
Gücüne boyun eğen bütün herşeyle
Beraber, O'na teslim olduğunu hisset!
Bütün secdelerinde, cümle rükularında!
Yüceliği yaratan mutlak büyük Rabbine...
Eğildikçe yükselir yaratılan!
Şerefle dizini var edene diz çökmekten
Daha şerefli işin zinhar olamaz ey can!
Kimseler geçemez diklenerek bu kapıdan!
Edeb ile gelmeyen rahmet ile gidemez
Haddini bilen adil yüreklere ne mutlu!
Ne mutlu ihtirasa esir düşmeyenlere!
Kıskançlık zindanına hapsolana ne acı!
Ne acı doruk varken çukura düşenlere!
Derinlere indikçe tırmanabilir insan...
Canı kaslı olmayan varamaz bu zirveye!
Kanatlan, Allah’ın aşkıyla kanatlan da gör
Kanat bile şaşırır bunca uçabilmeye
Kadim sevda öyle bir uçurur ki inceyi
Sevda dahi bilemez uçanların yerini

1444
Bilal Yavuz
 
Kim adım adım dediyse dünyevi siyasette, sonunda gücü ele geçirince azdı, saptı, zalim leşti.

Muhammedî milleti ancak kökten dönüşüm kurtarır.

Her vebale girdiler, günün sonunda hukukta mutsuzlar, adaletsizlik dünyada alıp başını gitmiş...

Cümle Müslümanlar 1 sene tam İslam Hukukuna dönse tüm sorunlar çözülecekti oysa...

14 asır evvelki gibi tarih ortada ayan beyan!

Kısmi olsa bile İslam Hukukuyla şereflenenince dünyaya nizam veren Abbasi, Eyyubi, Selçuklu, Osmanlı imparatorlukları ortada...

Zalim krallarına rağmen Arabistan bugün böyle, bak üstlerine nimet yağıyor, Cuma vakti kimse olmadan dükkanlar açık!

Güven ve huzur ortamına bir bak!

Denemeye kimim yüreği yeter?

Şundan emin olun canlar...

Rabbimizin kusursuz devletini, dininin eksiksiz hukukunu savunanlar seferden sorumlu, halis olanları mahşerde ışıl ışılken, İslam yerine batılı savunan süslümanlar hep zelil ve rezil olacak...

Siz kimsiniz de ulu Rahman'a karşı geliyorsunuz, haşa kurallarını beğenmeyip kurallar çıkarıyorsunuz, aslında çıkardığınızı sanıyorsunuz, andolsun hesabını vereceksiniz...

Dünyada bu yüzden mutsuzsunuz, ötelerde bu yüzden çılgınlar gibi hüzünlerde olacaksınız, yüreklerinize hasret çökecek bir cehennemlik olacak azgın sapkınlarınız!

Taptıkları deccallar, şeytanlar ayağına dolanacak bütün münafıkların da...

Dünyanın sonuna doğru ilerliyoruz, biz müminler, Muhammedî neferler olarak, Mehdi ve İsa askeriyiz, İslam ordusuyuz, o altınçağa ulaşamasak da öncü neferleriz, en talihliler belki olamasak da din kardeşlerimiz gelecek inşallah; tüm putlarını yıkacak cahillerin, gafillerin ve bütün pisliklerin...

Şu vahim çağdan sana bağrı yanık bir mektuptur bu ey Mehdi...

Gelince zinhar affetme münafıkları, onlar müminlere çok çektirdi.

Bebekleri yakan Siyonistleri kuyulara doldurun, cesetleri dünyayı kirletmesin, kuzgunlara, sırtlanlara, akbabalara dahi eziyet leşleri...

Esad ve Sisi ve Rafızi İran mollaları gibi yezitlerin soyunu kurutacak yiğitlere ne mutlu!

Ne mutlu şu alçak ortamları adaletle dolduracak altın nesillere...

Selam olsun gökten inip Muhammedî şeriat ile hükmedecek ve yalanlara gerçekleri gösterecek, haçı kıracak İsa peygambere... Selam olsun cihad ehli Mehdi kardeşine, hayırlı ordulara...

Rasulullah Aleyhisselam ne demişse doğru demiştir, müjdeler elbette gerçekleşecektir.

Adalet ne imiş dünya âlem son birkez daha inşallah görecektir.

Sevkimiz zaten kusursuz sonsuz ilahi adaletedir.

Varlığın zerreleri adedince elhamdülillah...

Ahmed Bilal Yavuz
 
Ruhların muhteşem güneşi - Bilal Yavuz
1. Kur'an öyle bir nur ki, ümmetin gökyüzünde cümle arif yıldızlar aydınlığını onun ışığından alır.

2. Mushafta öyle muhteşem ayetler vardır ki, insanı kendisinden daha iyi tanır, tanıtır.

3. Furkan anlam çınarıdır, ilim ve hikmet ve sırlar ve erdemler bu kusursuz çınarın ancak dallarıdır, ötenin ötesinin ötesidir.

4. Yeryüzünde insanlık unutulmuşken, insanlığı insanlığa yeniden Kur'an öğretti.

5. O gün Nuh gemisine binen kurtuldu, bugünse Kur'an'a sarılana kurtuluş...

6. Ey Arapça bilmeyen kardeşlerim, Kur'an güneşi sadece orjinalinden okunmak için inmedi, anlamak okumak gibi farzdır, en azından bir defa sahih bir meal ve tefsiri okuyarak bitirmeden şu dünyadan göçmek ne acı.

7. Furkan pınarından anlam suyu içen ruhlar zinhar susuz kalmazlar.

8. Hakk rızasına hasret ruhlara ne özel arkadaş Furkan, ne güzel şifa, ne müthiş yoldaş...

9. Zırhı Mushaf olan ruhu kimse yaralayamaz!

10. Kur'an'a dost olana alemler dost olur, sadık olana alemler sadık olur.

11. Kur'an ile yeşeren fidanın özü arşın ferşine ulaşır.

12. Altı yöne altı yönden bak, Kur'an'sız arayışlar hep batıl, hep hüsran, hep insanlık dışı...

13. Zaman ve dünya yaşlanıyor, Furkan ise devamlı gençleşiyor.

14. Yeryüzünde tazeliğini hiç yitirmeyen eksiksiz hakikat Kur'an ve ona itaat eden sahih sünnet...

15. Nice Furkan mucizelerine bak, bilim adamları bugün daha yeni keşfediyor, delil için daha neyi beklersin!

16. Furkan sevdasının sofrasına diz çöken yürek, ilim ve hikmet kadehlerinde mana pınarlarına dalar durur, aşkın nehrine kanar durur.

17. Furkansız gençliğin sonu fırtınada savrulan fidan çöplüğüdür, gençliğini anlamsız kalarak israf etme!

18. Ey Furkan güneşinden kaçan yarasalar! Aydınlığı tadamamak, ondan mahrum kalmanın acısı bile cümlenize hasret olarak yeter!

19. Ağlayan ruhları hisset, anlamsız inliyorlar, Kur'ansız olmanın ızdırabında, o büyük ayrılık boşluğunda savruluyorlar, birine dahi vesile olan ne harika bir kârda...

20. Furkan ile yükseleni kimse indiremez!

21. Gerçek aşkın en büyük görevi, Kur'an'ın sevdiğine dost, sevmediğine düşman olmaktır.

22. Yoldaşın Kitabullah olursa, seni öldürmeye gelen niceleri, Hakk izniyle sende hayat bulur, özüne döner.

23. Kur'an öyle kopmaz bir ip ki, kendisine samimiyetle sarılanı en kör kuyulardan çıkarıp cennetlere kadar taşıyabilir, muhatabını en güzel zirvelere çıkarır, yeter ki gönlünü aç, aç ki enginleşsin ey dost!

24. Arapça bilmiyorsan, öğrenemiyorsan, tefsir ve meali dost edin ruhuna, ki aklının ve kalbinin hakkını ver, hür tefekkürle cevherini israf etmemiş ol, anlam deryasında deryalaşan bir damla ol, öze dön, asıl yurduna dön!

25. Kur'an gibisi yok! Mucize için daha neyi beklersin! Her ayet bir mucize! Zincilerinden kurtul da oku...

26. Dünyanın en zengin ülkeleri intihar ve bunalımın en çok olduğu yerler, işte bunlar hep Furkansızlık!

27. Furkanda öyle muhteşem bir sanat ve ilim var ki, tekrar ettikçe yepyeni hikmetlere erebiliyorsun, sahiden zeki olanlar, kalbi akıllı olan canlar, Mushafın beşeri olmadığını rahatça görüyor.

28. Dünyanın her yerine git bak, Kur'an gibi bir güneş asla bulamazsın, cümle kelamlar Kelamullah için feda olsun, yeryüzüne ne muhteşem bir nimettir elhamdülillah...

29. Furkan ile bakan görür bütünü, gerçekleri, arz ve arşın, ulu Sahibine olan secdelerini!

30. Kur'an hep en şereflidir, okuyarak ve anlayarak ancak biz şerefleniriz, okuyup anlayıp yaşayana ne mutlu, o ki hayatın anlamını bulmuş gayrı ne keder!

31. Gördüğüm en muhteşem alem, Kur'an'ın anlam evreni... Bu fezada soluklananlara kainat bir sergi, nicelerin bir ömür hasretini çektiği sırlara ermek ancak o rehberle...

32. Hakk kitabına dost olana herşey dost olur, kardeş olur, aile olur. Sübhanallah...

33. Karanlığa gömülmüş gezegenler gibi nice cevher, ancak Kur'an nuruyla parlayabilirler, susuzları suya erdiren müminlere ne mutlu!

34. Sen bırakmadıkça Furkan seni asla bırakmaz, ahlakıyla ahlaklan, ahlakta zirveye ulaş.

35. Allah, Kur'an ile kuluna muhteşem bir değer ihsan ediyor, ki ervaha şifa üstü şifa, ilim üstü ilim, huzur üstü huzur...

36. Kur'an öyle zarif ve sağlam bir kale ki, mümin askerlerini de birer zarif kale kılar.

37. Furkan en sanatlı en doğru en hakiki en zengin en üstün kelam!

Doğruluğu yoktan var edenin sözünden daha doğru söz ne olabilir!

38. Furkan öyle muhteşem ki, başka lisanlarda meallere baktığında bile o mealler o lisanlarda en tesirli en faziletli kitab!

39. Kur'an öyle harika ki, mukaddes kudretini meallerde, tefsirlerde dahi hissedersin, bir de orjinalinden anlamayı düşün!

40. Kur'an öyle ihtişamlı ki, kulları Rabbini onunla görmeden sever, öyle ki candan ve maldan ve aileden geçer, hakikiler için Rablerinin kelamı yetiyor!

41. Ruh anlama öyle susuz ki, Furkan ruhumuza anlam ihsanıdır, lütuf üstüne lütuf!

42. Furkan ile ahlaklanan gönülden zengini var mı alemde!

43. Ve insan, ancak Kur'an ile insan olabilir, insan kalabilir.

44. Kur'an ile yediğin lokmanın dahi tesbihini boğazında duyarsın, çınarlara sarılasın gelir, çiçekleri koparmaz başlarını okşarsın...

45. Hiç bencil olmadan gerçek bir merhamet ancak Mushaf ile içine yerleşebilir.

46. Anadili Arapça olmamasına rağmen ve Arapça dünyanın en kalabalık dillerinden biri iken Arapça bilmeyen müslüman çocukların kolayca hafız olması ne özel rahmet ne güzel mucize!

47. Makam ve tahsil farketmeksizin her seviyede insanın Mushafı okuyunca rahatça anlaması, meal ve tefsirde dahi o lisanlarda Kur'an'ın benzerinin asla bulunmaması ve meal ile tefsirlerde bile ilahi kelamı hissedebilmemiz, hepsi Kur'an mucizesi, Hakk rahmeti elhamdülillah...

48. Kur'an ile bakan ölümü arkadaş görür, zira ölüm vuslat yolunda bir yoldaştır Kur'an sadıklarına, sonsuzluğun kıymetini bildiren bir ibret ve hikmettir.

49. Furkan nuruyla bakınca cehennemi bir aşık gibi gördüm, Rabbi için düşmanları sonsuza dek kavuracak, vazifeyi şeref görecek bir Hakk aşığı... Cenneti ise Hakk dostlarına Hakk için güzelliklerini saçacak bir Hakk sevdalısı olarak...

Allahualem! Ve zerreler adedince elhamdülillah...

50. Ervaha alemde en aydınlık güneş, Kur'an nurudur. Rahmân ve Rahîm Allah adıyla... Mushaf ziyası ile tutuşan, mümin gönül kandiline ne mutlu...

Ahmed Bilal Yavuz
 
Özlü közler - Bilal Yavuz
1. Defnedişten sonra gelen ölümün o soğuk sessiz rüzgarları insana ne de çok sır fısıldıyor.

2. Hakk'ın lütuf güneşinin bir aynasıdır dünya, aynaya vurulanlar, ışıklar güneşine dönünce, ziyadan hep mahrum kalacaklar, ne acı.

3. Hakk rızasını en üstün lütuf olarak görenlere, o rızaya aşık hasret çekenlere, o rıza için hayırda yarışan gerçek aşıklara ne mutlu.

4. Irkçılık niceler için bir putperestlik biçimi, ırkını putlaştıran ins ve cin şeytanları ne akılsız!

5. Kötü düşünceler fazlalıklardır, arın da gör! Can nasıl da kaslanıyor.

6. İçi çirkin olan ancak karanlığa takıntılı, gerçek yüzünü zulmet gecesiyle örtmek ister.

7. Ne harap bedenlerde ne özel can hazineleri var, kabuğa takılanlar, nice güzelden mahrum kalır. Yüze bakma öze bak! Yüz gider, öz kalır. Ten erir, ruh gençtir!

8. Allah razı oldu mu insandan, dilerse bir anda nice boyutlar aşabilir can, Hakk'ın herşeye gücü kuşkusuz yeter.

9. Belki de bu dünya da bir ergenlik dönemi, Hakk'ın izniyle olgunlaşmayı başaran ruhlara ne mutlu...

10. O mutlak sonsuz kusursuz tek yüce Rab... O'nu övmekle ancak biz şerefleniriz!

11. Hakk yolunda paylaşınca güzel paylaş, yiyemeyeceğin ve giyemeyeceğin çürüğü değil.

12. Annen bile şimdi ölsen seni mezara koyup döner. Rab rahmeti ise doğruların daima üzerinde olacak! Ki anne şefkati de O'nun rahmetinden bir zerre... Dostların ki, en yüce dost Rabbinin ihsanından ötürü dost sana zinhar unutma... Gönül gözünü aç...

13. Ruhunu ve tenini rızıklandırmak için nice alemleri sana hizmetkar kılan Hakk'a şükret, bak milyarlarca canlı biz insanlık için feda ediliyor, ibret al, vefa nöbetinden asla ayrılma!

14. Bir balta hiçbir ormanın kalabalığından ürkmez, ateşi ateşle de söndüremezsin, kötülüğün yegane celladı samimi iyilik...

15. Suyun güzelliğine bak, içine aldığını eritmez, ihya eder, deniz altı ülkeler ne güzel delil, halklara yuva, canlara dünyalar, canlılara rızık madeni, ateşten dostunu sakınan...

Su ol yaşamda, eritmek kolay, bitirmek kolay, merhametle yapmak zor, tamir etmek zor, yuva olmak zor!

16. Her hikmet ruha bir nefes, sırdaş oldukça sırlan, soluklan... Dolu dolu sahiden yaşadım diyebil.

17. Sarayda mücevher olsan ne fayda, toprak ol bağrında çiçekler, yaşamlar yeşersin!

18. Toprak, su, ateş, hava asıl mücevher! İyi bir canlı cevher, nice cansızlardan yeğdir.

19. İnsanlığı arıyorsan eğer Hakk rızası için Afrika çocuklarından sokak kedilerine, serçelerden karıncalara kadar canlıları düşünen ince nazik yüreklere bak...

20. Mekke, Medine, Kudüs, Diyarbekir, İstanbul bugün insanlığın başkentlerindendir, elhamdülillah...

21. Unutsak da özlediğimiz çocukluklar var, hasret kaldığımız çocuk hisleri, ne aziz nimetler tatmışız ve tatmaktayız, daim elhamdülillah, la ilahe illallah... Büyüdükçe yaşlanıyor çocukluk!

22. Çocukluğu yıkmak bazen bin bazen milyon mazluma sebeb olmaktır, Hitler zalimini de çocukken ezmişlerdi, çocuğu ezenlerin vay haline!

23. Uzay içre boşluk içre dünya içre insan içre yürek içre cevher içre öz, özlerdeki aşk ateşi bir, sübhanallah...

24. İyiler hep mazlumdur, dünya kötülerin dünyası şimdi, lakin unutma, zulüm devam etmemekle meşhurdur.

25. Cihanda hep birlikte yalnızız ve ıssızlığımız ancak Hakk rızasıyla diner.

26. Müminlere vadedilen gözlerin görmediği nimetleri tefekkür et, İslam muhteşemliğine bir delil daha! Diğer hiçbir sapkın inançta böyle bir hadise bulamazsın! Sadece İslam, Hakk'ın sonsuz kusursuzluğunu haykırır, sahiden ilahlığa yakışacak eksiksiz ilah anlatımı yalnızca dinimizde var, hakikatin zerreleri adedince elhamdülillah... Gör artık ey arayan!

27. Yoktan var eden Hakk'a hiçbir hadise zor değil, O öyle büyüktür ki büyüklüğünü ancak kendisi hakkıyla bilebilir, O'nun izin verdiği kadar idrak testimiz...

28. Mazinin ehline acıyana acırım, maddi gelişim yoksa ne gam, manevi gelişim vardı, insan kendini evlerle ekranlara hapsetmemişti, doğayla arkadaşlık vardı, kutu içinde kutuyla vakit öldürmek yoktu, ufuklarla vakti kazanmak vardı!

29. Ruhunu özgürleştir, tene zincirler vurulsa ne gam! Ruhu tutsak olanın ise teni serbestmiş neye yarar.

30. Haksızca biriktirip paylaşmamak kadar kötü bir fakirlik mi var? Milyar canlının hakkını çalıp zerresinden faydalanarak göçüyorlar, milyar kul hakkına girenlerin mahşerde vay haline!

31. Batıl felsefeler hep birbirini yalanlamakta haklı, bin felsefe bir tefekkür etmez!

32. Değerini fani yüzlerde arama, önemli olan senin kıymetin ne kadar Alemlerin O Tek Rabbinin katında?

33. Hakk'a salih kul olan varlığın incisi, olamayan niceleri en alçakların kölesi, dilencisi...

34. Fidanlar lisanlarınca duada, kiminin nasibi koca çınar, kiminin kısmeti koca çınarlardan da kıymetli ilim sayfaları...

35. Varlık kitabını canla oku, kalbinle dinle olmaklar denizini, masivanın zerreleri dahi tesbihte... Hakk kudretine boynun eğmekte herşey, katıl alemlerin şükür halkasına...

36. İmanla sulanan bir tohum ol daima, dallarıyla cennete kadar uzansın inşallah samimi yolculuğun...

37. Rabbini inkar etmek ihanetlerin en kötüsü en alçağıdır. Sonsuza dek cehennem cezası nasıl da adil elhamdülillah... Hakk adaleti kusursuz sonsuz... Allah imanla yaşayıp imanla yolunda şehid olmayı nasib eylesin cümlemize, amin...

38. İnsana küçücük bir kurttan ipekler giydirten, zehirli bir arı böceğinden şifalı bal yedirten yüce Hakk hazretlerinin şanı ne yücedir.

39. Ateistler her kurumda hazır soyut bir devletçiğe inanıyor da, herşeyde gücünü gördükleri ulu Rahmân'ı inkar etme hadsizliğinde, gafletinde, akılsızlığında neden bulunuyor, ne yazık! Ne hazin zekasızlık!

40. Masiva ne sanatlı senfoni, tefekkür sergisi, mikrodan makroya her nağmede, Kudretullâh'ın o sonsuz kusursuzluğu, kusursuz sonsuzluğu duyulur. Rahman ve Rahim Allah...

41. Gözler avizelerde, zeminler dalgalanıyor, birbirinin omzuna yaslı harap binalar, dünya hırsları ne boş!

42. Mümin yürekler ayrı durdukça, boşlukları acılar, belalar dolduracak!

43. Kale sandığın binada kendini güvende sanıp günaha dalma, yerin yedi katından yakalanmana, içindeki o aciz şahdamarını koparmaya, şahdamarından yakın Rabbinin bir emri yeter.

44. Hakk'ın bir zerre muhabbeti tüm varlıktan daha önemli olmalı kalbine, sana evrenlerin verilmesinden daha değerli...

45. Sonsuza dek en güzel övgülerle her saniye şükredebilseydik dahi Hakk'ın ihsan ettiği bir gözün zerresinin bile karşılığı olamazdı.

46. Amelinle bir atomunu bile kurtaramazsın, amel ancak eylemsel dua, ancak amelimizden ve niyetimizden razı olursa Hakk hazretleri, sonsuz rahmetiyle sararsa, işte ancak o zaman kurtuluşa erebiliriz.

47. Depremlerde ne anılar, acılar, heyecanlar, sevinçler de hep enkaz altında kalıyor. Nice masum güzel hikayeler de enkazla beraber kaldırılıyor.

48. Enkazlar, dokunaklı hatıraların mezarlığı...

49. Siyonistler öyle alçak şeytanlardır ki, büyük depremlerde bile yardım diyerek tarihi eser hırsızlığına gidiyor.

50. Bazı aşklar ateşin ateşe dokunmasıdır, bazıları mumlara alev olmak ve ateşin ateşi yakmasıdır bazıları...

51. Kardeşlik imandandır, ırkçılık şeytandan!

52. Ve ölüm en hızlı öğretmen, bazen bir gecede hayatı öğretir.

53. Yoktan var ettiği hiçbir canlıyı ihmal etmiyor, her an herşeyle ilgileniyor, yıldızları kalem yapsan yetmez, O'nun sonsuz kusursuz hükümranlığını anlatmaya...

54. Ey halklar, en fazla bir müddet küresel mafyaların saldırmasından ötürü belki ekonomik sıkıntı çekersiniz faizi bitirerek, sonrasın da ise sömürgeci zenginler biter, onların bitmesi sizin hayalinize kavuşmak için başlamanız demek, kalıcı refah ancak böyle gelir.

55. Yaradan neden bir yaradılanı çocuk edinsin! Haşa ve kella! Ne akılsız yalan ne cahil iftira! Aklınızı neden kullanamazsınız? Sahiden gerçek zekiler imanlarından belli... Hakikati inkar eden akılsız, sözde bilim adamı olsa ne fayda!

56. Maraş ve Marmara depremi yıllarca yüreklerde titreşmeye devam edecek... Acıyı fırsata çevir... Kendini düzeltmene vesile kıl... İbret ehli ol...

57. Aklını sahiden kullanan, İslam'ın diğer batıl dinlerden uzakta nasıl da gerçeklerin fezası olduğunu çok iyi görüyor.

58. Yahudilikte ırkçılık, hristiyanlıkta insana tapınma, putperestlikteki taşa tahtaya tapınış, budizmdeki putperest heykele inanış, dinsizlikteki ispatsız boş avuntular... Tüm batıllar, hal diliyle İslam hilalinin karanlıkta aydınlatışını haykırıyor. Sahteler gerçeği gösteren levhalar, kalbiyle görmeyi başaranlara...

59. Doğrunun yalanlara ihtiyacı yok, ancak dikkatli bak, yalanlar bile doğruyu gösteren bir levha, doğruluğun kıymeti yalanların içinde daha çok belli oluyor.

60. İçindeki arayıştan belli aradığının ötelerde bulunacağı, asıl mesele bulmayı hak edecek misin?

61. Bir gün dünya rahmi yırtılacak senim için ve maveraya doğacaksın, menzili sadece Hakk rızası olanlara ne mutlu, asıl hayat işte orada!

62. Din kardeşine kibirle korku salanın vay haline, unutma en büyük korkaklar haksızlardır. Rabbinden başkasına korku duymayan müminden cesuru yok insanlıkta!

63. Hakikat yolunda sürünen yatalak, duran tembel kaslılardan daha cesurdur, yiğittir, hayırlıdır.

64. Uzunluk yarışı var binalarda, deprem gerçeği olduğu halde, bile bile büyük riskler en pahalı fiyatlarla satın alınıyor, hırslı insanlar ki celladına koşmakla meşhur...

65. Dünya ülkeleri, kötülüğü bitirmek istiyorsa, özellikle ABD ve Rusya ve Çin şeytanlarının bölünmesi için çalışsın! En mühimi de elbette lanetli siyonistleri bitirmek...

66. Neden bu beton aşkı? Birbirimizin üstünde böylesi yaşamak hırsı? Oysa toprağa yakın olmak erdeme yakınlaştıran!

67. Meteorun yanardağa düşebildiği dünyada neyin garantisinden bahsediyorsun?

68. Depremde enkazdan hayatlar çıkaran kahraman madenciler, ecdadına layık birer yeniçeri gibiydi, şühedamız gibi... Onlar seni unutmadı, onları unutma, patronlara ezdirme, sadıklara candan sadık ol...

69. Şeriat, İslam Hukuku demektir. Şeriatten ancak şeytanlar rahatsız olur. Hakkı haykırmaktan zinhar korkmayın, susarak Rabbinize vereceğiniz hesaptan korkun...

70. Lut kavmi sapıklarıyla dolup taşan dünyayı Ömersiz, Hamzasız, Alisiz, Fatımasız, Aişesiz, Haticesiz bırakma Allah'ım...

71. Günah özgürlüğü peşinde terör estirenlere karşı zinhar boyun eğmeyin, kaybolacak çocuklar aşkına ülkeyi bataklığa batırmalarına izin vermeyelim.

72. Irkçı zalimler saldırınca mazlum din kardeşini onlara karşı korumakla mesulsün, linç kültürüne karşı baskın olmalıyız, Hakk aşkına ve mazlumlar için...

73. Ümmet 13 asır İslam Devleti ile şahlandı, son bir asırdır Hakikat Devleti dışında herşeyi denediler, hiç başarılı olamadılar, şimdi dünyanın en gerisinde mutsuzlar, gelin özümüze dönelim, ancak böyle yeniden şahlanabiliriz, tek yol belli...

74. Ecdada layık olmanın yolu birlikten geçer, onlar da ancak gerçek bir kardeşlikle birlik olup Hakk rahmetini üzerlerine çekerek, Hakk izniyle, Hakk lütfuyla başarmıştı.

75. İstersen bin dil bil, kalbi sağıra duyuramazsın.

76. İçimizde en sevgili kullar olan peygamberler dahi ne imtihanlar görmüş, sabretmiş, sen hakikat yolunu neden dikensiz sanırsın?

77. Ruh, beden, akıl, gönül, irade ile kulluk şerefi güneşlere bile değil, sana verildi, şükredebildiğin için dahi şükret, tevben için bile tevbe et! Ölene dek ve öldükten sonra ve yeniden diriltilince ve sonrasında daima elhamdülillah demeyi nasib eylesin yüce Rabbimiz âmîn...

78. Kalbin ahlak kalitesi vefası kadar, hızla geçiyor yolculuk, kaliteni geliştir.

79. Asla şaşırma, hazırlıklı ol, ins ve cin şeytanlarından her türlü hile beklenir. Büyük imtihanların ihtimaline karşı ruhunda düşünceyle antreman yap, sınav günü sakin ol, kaybedenlerden olmamak için daima gayret et ey can...

80. Samimiyetsiz zarafet, ihlassız incelik, gizli kibirdir, gösteriş budalalığı. Erdemler sanatı, içtenliğin o hikmet kaftanıyla hakiki...

81. Üstündeki göğün, altındaki yerin ihtişamını görmez misin? Nasıl da muhteşem, intizamlı, hiçbir çatlak yok, herşey ölçüyle. İbretler al ey...

82. Bütün masiva bir araya gelse tek bir ayeti oluşturamazdı, Kur'an gibi muhteşemler muhteşemi bir mucize ancak Hakk katından gelebilir.

83. Şüphe helal olsaydı belki kendimizden bile şüphe edebilirdik lakin Kur'an-ı Kerim'den asla şüphe etmeyiz! Mushaf hakikatlerini evrenin başka hiçbir yerinde bulamayız! İnsanlığa insanlığı Kelamullâh öğretti, tarihte de hakikat çok açık, eski uygarlıklarda İslam kanunları vardı diyorlar bu çok doğal, İslam Medeniyeti ve İslam kanunları Adem peygamberden bu yana var, tüm yarattıkları sayısınca hamd olsun, şükürler olsun yüce Rahmân'a...

84. Tüm yaratılan varlığın zerreleri adedince elhamdülillah, sübhanallah, la ilahe illallah... Ancak herşeyi yaratan bir şeyi ve bir şeyi yaratan herşeyi yaratabilir. Her atom içre atom elbette bir Tevhid bürhanıdır.

85. Hakk kudreti öyle sonsuz kusursuz ki, cemalini daha görmeden Hakk'a iman ediyoruz, mutlak sonsuz kusursuz kudretini her zaman kuşkusuz hissediyoruz... Şükür O'na!

86. Cennet bir de neden muhteşem biliyor musun? Allah senden razı olmuş düşün, yeniden masumsun, güvenilirsin, kimsenin senden ve senin kendinden ve kimseden endişen yok, kendini tanıyamama gafletleri bitmiş, Hakk ihsanıyla kusursuz sonsuz bir huzur, güven, ihlas ortamı! Ruhun da hasret kaldığı her iyilik ve güzellik asıl vatanda...

87. Cennete girdiğini bir düşün, artık ölüm yok, ayrılık yok, kötüler yok, kötülük yok, kötü olma ihtimalin yok, stres ve kaygı yok, ihanet yok, en büyük nimet olan Rabbinin rızası, muhabbeti, sonsuz kusursuz cemalini seyir nimetleri var. Dünya sahiden müminlerin zindanı...

88. Açık saçık sapkınlığı savunan sapıkların atası, mağara devri yobazlarıydı, insanlığı geriye götürmek isteyen asıl barbarlar bunlar!

89. Bir antika eserin 1000 yıllık varlığına hayret edersin, onu da yaratan Hakk, binlerce yıllık yıldızları da! Hayret makamından asla ayrılma!

90. Dünyalar ağırlığında ateş topu güneşler göklerde yüzüyor, belirli yörüngesinde giden güneşimize bak... Ve diğer yıldızlarla bize hizmetkar! Daha hangi mucizeyi beklersin?

91. İslam dışı akılsızlara bak, ne aciz şeylere tapıyorlar, ancak gerçek zekiler bilir varlığın tek bir kaynağı olabileceğini... İman ettiğin Rabbine bak! Böyle bir Rab anlatımı başka hiçbir batıl dinde yok ve bu bile mucize olarak sana yeter!

92. Kimse Allah'a hesap soramaz, hesaba yalnızca O çekebilir! Rablık şanının gereğidir kelam ihsanı, bizi dünyada rehbersiz, yönsüz bırakmaması! Sonsuz kusursuz adalet ve merhametine ne güzel delil!

93. Hakk şanı öyle yüce ki, kelamı dahi yetiyor kullarının cemalini dünya gözüyle görmeden O'na iman ve itaat edişine...

94. Masivada bize sayısız gelen yarattığı onca çeşitliliği, Hakk'ın benzersizliğine ne özel bürhan...

95. Göğe kule diken değil, özüne dönen ancak Musa'nın Rabbine görür gibi kul olabilir, cennetinde cemalini görebilir!

96. Gökdelenlerle oynayan firavunlar var şimdi, İslam coğrafyasının, ümmetin hazinelerine çökmüş, müminler zordayken, parayı gavur ülkelere, israfa ve lükse harcayan... Çok yakında tadacaklar onları bekleyen adil gerçeği!

97. Mumyalar dahi ibrete vesile, dünyanın nice zorba diktatörü bugün acziyet sergisi, tıpkı helak olmuş bir kavmin yerinde yeller esen yurdu gibi değil mi?

98. Ey İslam düşmanı! Ölümden sonrası yokluğa eminsen haydi durma, hemen kendini öldürsene!

Yapamazsın! Yalanlarınıza siz bile güçlükle inanmaktasınız!

99. Camiler bölgelerinin anlam muhafızları, yuvalar civarına dizilir, nice cinnetler bile bir ezanla önlenir.

Ne mutlu camileri gür vatan bahçelerine...

100. Ezansız ülke asla vatan değil, şühedasız basit toprak gibidir, ezan özümüzdür, özümüze döndükçe biz biziz...

101. Katrilyonlarca mucizenin üstünde yaşıyoruz, her an, her nefes bir fırsat, bir ihsan...

102. Tüm masiva her an şükretse yine bir gözün hakkı ödenmez, O hep lutfeden, biz hep faydalanan, kıymet bilmeyen nanköre ne acı, hayatın anlamını kaçırmanın hasreti çökecek cehennemle yüreğine!

103. Devamlı Hakk zikriyle Hakk yolunda koşan ve coşan bir ırmak ol, en çok kendine akacaksın, en büyük feraha sen ereceksin, çevrene de ferahlık olacaksın, canın aşka, aşk canına dolacak inşallah, eyvallah...

104. Gerçek bilimi tarihte en çok ilerleten ve geliştiren hep İslami yönetim dönemlerinde desteklenen müslüman ilim adamları olmuş!

105. Bilim yine ancak İslam Devletinde zirveye çıkabilir.

106. İslam Tarihi, ilim ve bilim devrimleriyle dolu, bize düşmanlık eden seküler yobazların savunduğu tek düzen düzensizlik, Ortaçağ sapıklığı, ayyaşlığı, sapkınlığı...

107. Hakikat, yalan karanlığında hilal, bir avuç ışık yeter bu karanlığı boğmaya, kalabalığa ihtiyacı yok gerçeklerin, hiçbir gece hakikat ışığına zarar veremez Hakk izniyle!

108. Bir dişin ağrısına bile dayanamayan can ne kolay inkar ediyor, gavurluğu cesaret sanıyor, ne kolay ateşe girmem diyor, akıbet çok yakında gerçek adaletin sahasında!

109. Yaradılan bile doğurduğunu başıboş bırakmaz! Ki doğurmayı, doğanı, doğuranı yoktan var eden Allah, yarattıklarını neden başıboş bıraksın! Ki doğurmak yaratmakla asla kıyaslanamaz! Ki anne şefkati, Hakk rahmetinin sadece bir tozu! Hiç akıl etmez misiniz? Beyninizi ve kalbinizi neden kullanmazsınız?

110. En gariban halkları bile nice yerde faize bulaştırdılar yalan dünyada, harama helal fetvası veren satılık sözde alimleri bile gördü bu çağ, bunların olduğu yerde belanın eksik olmamasından doğal ne var?

111. Evliya görmek istiyorsan Rabbi için canından ve malından geçen mücahid yüreklere, şühedaya bak...

112. Ashab gibi olmaya gayret etmeli, boğazından geçen lokmanın tesbihini yüreğinde duymalı, dini sahiden yaşamalı, sözde kalmamalı.

113. Sosyal medyada mafyacılık oynayan acizlere acıyın, cahiller ancak kibirlenir, mermi edebiyatı yapar, oysa gerçek adamlık ve kahramanlık Mehmetçik gibi vatan ve milleti Hakk aşkına savunmaktır.

114. Aşkın deryasında batık gemiler gibidir bazı yürekler, çiçeklenerek derinde yüzenlere de ne mutlu...

115. Akrebin zehrinde dahi panzehir, alemler sana hizmetkar kılınmış, sana verilen önemi görmemen bile ateşe layık olmana yeter.

116. Yaptığın yarına kalmamış ne gam, Hakk için çalıştıysan unutulmaz, emekler zayi olmaz katında, asıl başarı Hakk rızasına ulaşmakla müşerref olmak, cennetler cenneti O'nun muhabbeti, sevgisi, hoşnutluğu... Bir muhteşem niyet belki bazen milyon işi geçer bilemezsin. Bu yol ihlas yoludur. Gör ey gönül!

117. Bizi müslüman kılmakla şereflendirdiği için dünyada ve maverada, nefeslerimiz adedince daima elhamdülillah...

118. Kaşıkla değer verip kepçeyle bekleyen, mağdur değil haindir, sırtından vurulan değil fırsatçı bencil insan cinsidir.

119. Yürek yatırım aracı değildir, iyilik ve insanlık yalnızca Hakk için yapılır.

120. Seküler yobazların hayvanseverliği bile canice, hayvanı kısırlaştırıp eve tıkmış, sokak köpekleri çocukları parçalarken umrunda dahi olmamış, tek gayeleri nefsi tatmin etmek, hayvanın dili olsa onu da sevmezlerdi, kimbilir evde nicesi ne eziyetler ediyor canlı garibanlara, oysa hayvanlar kendi doğasında güzel, kendi dalında çiçek!

121. Mescitler birer gökyüzü, özgürlüğe kanatlanan secde ehlinin yolunu gözler.

122. Namazsız ve ahlaksız nasıl yarımsan, adaletsiz ve vicdansız olarak da yarım kalırsın, İslam bir bütündür, işine gelen cüz değil!

123. Bakışıyla insanları rahatsız etmek de, din kardeşine korku salmak da bir ahlaksızlık, kul haklarına girme örneği, ömür boyu belki binlerin ahını alıyorlar, ne acı.

124. Kibirsiz ve riyasız tevazu, pişenlerin işidir. Alaylı, kibirli, riyalı, hasetli kötülükler cahillerin meşrebi.

125. Üç günlük dünya için değer mi sürekli insanlara rahatsızlık verip yük olup ah almaya? Şimdi ancak bir günün kalmışken söyle değer mi?

126. Kavramları dilediğin kadar çoğalt. Üç zümre var, müminler ve kafirler ve münafıklar! Mümin misin değil mi? Bütün mesele bu aslında! Mümin olan İslam Devletini savunur, İslam Milletini ve İslam Birliğini...

127. Zengin olmayan Mekke ve Medine'ye gidemez olmuş, Suud zalimleri gariban müminlere engel olmakta, Rabbimiz sana şikayet ediyoruz, sen hainleri helak eyle, müttakileri yeniden baş eyle...
 
128. Filistin hürriyetinin yolu Arabistan'ı özgürleştirmekten geçer, suud zincilerinden arındırarak!

129. Varlığı yaratmak bir atomu yaratmak kadar kolay Hakk hazretlerine, O'nun gücüne asla bir sınır yok, kudretine asla bir zor yok...

130. En eski nice uygarlıklarsa bile bazı İslam ilkelerine benzerlik var, işte bu da İslam dininin Adem peygamberden bu yana olduğuna ve olacağına ne güzel delil!

131. Son Resul ve Nebi peygamberimiz Muhammed s. a. v...

Yalancı deccallere aldanıp zinhar dinden çıkmayınız.

132. Allah için birbirini sevmeyen anne babalığın, evlatlığın, ahbaplığın, eşliğin sonu hep hüsran!

133. Boşluklarla doluyuz. Boşluğunu kabul et, boşluğunla barış, eksiğiz ve ancak Hakk rızası ile tamamlanabiliriz... Mutluluk, mutluluğu Yaradan'da!

134. 30 yaşlarındayım. Hayat şunu öğretti. Kim ağırdan aldıysa başa gelince azdı, zalimleşti, lükse kapıldı, milleti unuttu, gerçek hakiki devrim disiplinli ve seri bir şekilde cesurlarla gelebilir, korkaklarla, israfçılarla değil.

135. Öze dönüşle terakki, yavaş yavaş değil, ancak kökten bir değişimle gelebilir, gerisi avunma...

136. Kudüs, Mekke, Medine... Gerçekten savunanlar, oralarda poz kesen sosyete züppeleri değil, İslam Devletini ve İslam Birliğini her sahada korkusuzca haykıranlardır.

137. Şehirler ancak Şeriat ile aslına döner, müminler ancak Şeriat ile şereflenir, Şeriat Güneşinden ancak şeytanlar ve yarasaları rahatsız olur.

138. İran ve Arabistan ülkelerinin zalim başlarını göstererek sizi dinsiz yönetime razı etmeye kalkanlara aldanmayın, Osmanlı ve Selçuklu ve Eyyubi ve Abbasi ve en mühimi Asr-ı Saadet'i hatırlayın! Bugün Şeriat diyen sahteler var diye Gerçek Nizam, gerçekliğinden bir zerre dahi kaybetmez!

139. Allah Samed, ispatlamaya ihtiyacı yok, bilakis herşey O'nun ve O'na muhtaç! Zararınız ancak kendinize... Kullardır O'na kulluğa muhtaç olan! Hakk'a kul olmakla ancak biz şerefleniriz, elhamdülillah!

140. Hakk yolda su dahi aşk ile yanar, ahval lisanları, O'nun sevdasıyla haldaş ve yoldaş ve candaş, ne güzel ahbaplıktır özlem ehlinin hali...

141. Annesin ve babasız Adem peygamber örneği ortadayken bunu bile bile sırf babasız yaratıldı diye İsa peygambere haşa "oğulluk" iftirasında bulundular. Oysa ezelden ebede Cenab-ı Hakk'tır Allah! Ve ortak ve çocuk ve eş gibi acizliklerden ve tüm noksanlardan münezzehtir O, hakikati görmemek ne büyük zekasızlık!

142. Yüzünü ne kadar çevirirsen çevir arkanı göremezsin, umut hep önde...

143. Geçmişi ne kadar öğrenirsen, geleceğe o kadar idmanlı olursun.

144. Ahmed künyemdir, nice fikir erbabının vardır bir künyesi, benimki de Ahmedî... Daima Sübhanallah...

145. Cümle varlık, Hakk'ın kudret denizinin bir zerresinin zerresinin zerresi, hayranlıkla odaklanacağımız tek yön O'nun kusursuz ihtişamıdır. Fanilere ne takılırsın ey aksılsız... Baki olan Rabbine yönel, içinde devamlı kalacağın yükseklere olsun yolculuğun...

146. Dinlemeyi bil, herşey sana söylesin, varlık ve yokluk hal lisanıyla sana Rabbimizi anlatır durur, yeter ki kalbinle dinlemeyi öğren.

147. Bazı hasretler derindir, yerini hiçbir dünya vuslatı dolduramaz.

148. Gerçek öyle bir tohum ki, magmaya da gömsen yerin yedi katını aşar, gür bir edayla çıkar meydana, gerçekten kaçamazsın, gerçeğe yakalanmak için varsın, gerçeğe dost ol, geeçeğe teslim ol, gerçeklerden ol.

149. Bazıları sırf tutuşmamak için gerçeğin güneşine yaklaşmaz, derinleşmenin ihtişamını kısacık bir serinlik sandığına değişir, potanaiyelini heba eder, sığlardan olur.

150. Yalanların vadesi kelebek gibidir, oysa hakikatlerin ömrü Hakk izniyle devamlıdır, gerçeği asla yenemezsiniz!

151. Gerçeğe vardıktan sonra biraz yıpranmışsın ne önemi var.

152. Gerçeğin size ihtiyacı yok, gerçeği haykırarak ancak siz gerçekleşirsiniz, onurlanırsınız, yalancılıktan kurtulursunuz...

153. Gerçeği susan da, yalana sessiz kalan da, zulüm ehlidir.

154. Engin fırtınalı denizlerde yol almaktan korkma! Asıl küçük bir havuza çakılı kalmaktan kork!

155. Biberin acısı nice tatlılardan daha zevklidir, bazı acılar da öyledir, tatmayan, enginleşmeyen anlayamaz!

156. Ülkeler süpergüçler adlı şeytan devletlere hayran, sömüre sömüre yayıldılar, uzaya roket attılar da başları göğe mi erdi? İnsanlık seviyor mu bu istilacıları? Mazlumlara zulmeden bu şeytanlar gibi mi olmak hayaliniz ey mağdur olan o diğer ülkelerin yalaka başları!

157. Bir toplum ancak İslam'a samimi olarak yönetimine kadar tam itaat ederse gerçekten gelişebilir, canlılarını sakınabilir, zulmü önleyebilir, gerçek huzura erebilir, dünyaya nizam verebilir, tarih örneklerle dolu!

158. Alıştığın için sıradan sanıyorsun, oysa Rabbinin nimetlerini sadece bildiklerinle saymaya kalksan sayamazsın.

159. Fakir çocukların tozlu yüzlerini ancak sanatsal fotoğraflarda sevebiliyor bencil kapitalistler ve bu çocukların yüzlerini kullanarak onlara hiçbir faydaları olmadan menfaatler elde ediyor nice alçak şirketler, sözde sanatçılar... Böyle bir dünyada çıldırmamak zor zanaat...

160. Çıkar için teröristlere kucak açmış Fransa zaman zaman yanıyor, beslediği tasmalılar çokça kendisini ısırıyor, ne harika bir ibret tablosu bu.

161. Sürekli alacaklı gibi yaşayan kibirliler, gerçek güzelliği kalbiyle göremezler.

162. Tasavvuf mütevazı olalım diye var, lüks ve gösteriş ve israf ve aşırılık içinde yüzen sahteler ancak şeytanların talebesidir.

163. Kalbini aklıyla savaştıran vicdanını kaybeder, aklını yüreğiyle kardeş kılan ancak candan iyileşebilir.

164. İslam Devletimizden başkasını devlet edinmek dinden çıkarır, hüküm kayıtsız şartsız yalnızca Hakk'ındır, müminlere tek yol Allah ve Resûlünün yoludur.

165. Allah yolunda koş, Allah yolunda coş ey gönül... Başka yollar hep yolsuzluk! Kitabın ortasından konuş! Hakkı haykırırken asla kimseden korkma! Yalnızca Rabbinden kork! O'ndan korkmayan herşeyden korkar, O'ndan korkan başka hiçbir şeyden korkmaz!

166. Güller dahi kıvranarak açılır, çileler müminleri güzelleştirmek içindir, sabırla aç ki güzelliğini saçasın!

167. Müslüman zümreler adaleti arar durur, oysa adalet İslam Devleti ile gelmişti yine ancak İslam Devleti ile gelebilir, hatta Hilafet mümkün olmasa ve bir müslüman ülke İslam Devletine dönse bu yine böyledir, adalet mutlaka kendisine gelir inşallah, yeter ki adım atmaya cesaret edelim, mesul korkaklardan olmayalım.

168. Gerçek Alim, gerçek Arif, gerçek İmam insanlığı İslam Devletine davet eden ve tağutu tümüyle reddedenlerdir. Şeriatsiz tarikat, şeriatsiz cemaat ancak batıldır.

169. Bugün ABD ve AB ve Rusya ile Çin müslümanların olsaydı yine geliştik diyemezdik, gelişim içtedir, çekirdektedir, kişiliktedir. Toplumsal ahlak düzelmedikçe gelişemeyiz...

170. İyi bir kalbin yoksa çok bilgi seni ancak daha alçak bir canavar kılabilir, bilgelik iyilerle ancak dosdoğrudur.

171. Bir insanda merhamet yoksa geriye kalanların pek bir önemi var mıdır acaba?

172. Parklarda çocuk işçiler, toplu taşıtlar taciz merkezleri, fahişeler toplumların başında taşıdığı krallar olmuş, ayyaşlar ve faizciler dolu ortamlar, al sana beşeri sistemlerin şeytanlarla sonucu...

173. Bensiz sen, sensiz bensem, bizsiz siz, sizsiz bizdir. Bütünün cüzlerinin tüm dişleri bellidir, ölçüyledir, ölçüye zinhar hasım olma!

Ahmed Bilal Yavuz
 
Aksa Tufanı

Yiğitler kadim ebabiller gibi
İndiler göklerin cesur yüzünden
Anneden, evlattan, canından, yardan
Hakk için serden geçmiş kahramanlar
Tüm Siyonistan Terör Örgütünü
Adalet pusatıyla doğradılar
Zalimi büyük gören mürted itler kahrolsun
Ve gördü dünya alem nasıl korktuklarını
Ansızın bir gecede rahatça biçilecek
O muhteşem cihada öncü hazırlıklardır
Deccal köpeklerinin boynuna inen darbe
Münafıklar, kafirler, görmesi gerekenler
Sanki kendileri biçilmiş gibi
İzlerken bin ecel terleri döktü
Sıranızı bekleyin ey namussuz zalimler
Kahhar'ın intikamı hepinize yetecek
İki dünyada zelil olacak birliğiniz
Kaçamayacaksınız o derin mutsuzluktan
O derin korkulardan o derin boşluklardan
Yüreğinize hasret çökecek cehennemde
Ve dünyada niceniz tadacak bıçakları
Bizim yiğitlerimiz bir kez şehid olmakta
Siz korkaklar korkuyla her gün öleceksiniz
Yiğitler kadim ebabiller gibi
İnecek göklerin cesur yüzünden
Dağlar, taşlar, ağaçlar bildirecek yerinizi
Kurtulacak gövdeniz
O çöplük başınızdan

Kudüs Şairi
Ahmed Bilal Yavuz

World Children's Day Şiiri - Şair Bilal Yavuz
DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ

Ey dünya ülkeleri ey çağın insanları!
Siyonist canavarlar bebeklerimizi yakarken!
Hiç umursamadan büyüttünüz bebeklerinizi!
Başkanlarınıza baskı kurabilirdiniz
Siyonist markaları seçmeyebilirdiniz
Küresel boykotları başlatabilirdiniz
Barış ordularını gönderebilirdiniz
Fosfor bombaları altında bir ömür geçirmek!
Teröristlerin kuşattığı öz vatanında
Bazı günler çocuğuna ekmek dahi bulamamak...
Cebinizde kefenle dolaşmak nedir bilir misiniz?
Ey dünya ülkeleri ey çağın dilsizleri!
Biz yanıbaşında korkmazken bu canavarlardan...
Siz dünyanın en ucunda korkarak sustunuz!
Bize ihanet ettiniz, bize ihanet ettiniz!
İnsanlığa, kalbinize ihanet ettiniz!
Ellerini, ayaklarını, ağzını bağladığınız
Vicdanınızdan asla kaçamayacaksınız...
Katillere susmamak, ortak olmamaktı kana!
Siyonazist yamyamlar yutarken çocukları!
Ve destek gönderirken barbar Amerika, yılan Britanya!
Ortaçağ halkı gibi gerçeklerden kaçtınız!
Velakin içinizden kaçamayacaksınız!
Ellerinizde kanla, bağrınızdaki taşla!
Pısırık yaşamları, hayat sanacaksınız!
Ruhunuzu daraltan üstünüzdeki vebal!
Ey dünya ülkeleri ey çağın korkakları!
Kurtarabilecekken dünya çocuklarını...
Katletmeyi seçtiniz hemde hiç utanmadan!
Her sene Dünya Çocuk Gününü kutlayarak...

1445 - 04.11.23

Şiiri Değerlendir

The World Children's Day Şiiri - Şair Bilal Yavuz
O countries of the world, the people of the modern age!
While Zionist monsters burn our newborns,
You raised yours regardless!
You could have pushed your leaders
You might not have bought Zionist brands
You could have launched global boycotts
You could have sent the peacekeepers.
Spending a lifetime under shelling by phosphor bombs
In one's own homeland surrounded by terrors
Not being able even to find bread for some days...
Do you know the experience of wandering around with a bloody shroud in your pockets?
O countries of the world, the indifferent dumb of the age!
While we are not terrified by these monsters right next to them
You kept silent in fear at the very farthest corners of the world.
You betrayed us, you betrayed us!
You betrayed humanity, you betrayed your own hearts!
Of your conscience that you tied his hands, his feet, and his mouth
There will never be an escape...
Not to remain indifferent to the murderers, not to be complicit in the bloodshed!
While the Zionist cannibals devour the innocent infants!
While the barbarian America and the snake Britain send their support,
You avoided the truth like people of the Middle Ages!
But you will not escape from yourselves
With blood on your hands and bitter stones in your bosom!
You will think that your wimpy lives are just ordinary lives
With the shrinking of your soul and the shame on you!
O countries of the world, the cowards of the age!
Instead of saving the children of the world
You chose to slaughter them and celebrate World Children's Day every year.

Şiiri Değerlendir

Terörist Netanyahu Şiiri - Şair Bilal Yavuz
Yahudiler şimdi çok sevdikleri vahşi batıda
Amansızca soykırıma uğradıkları zaman
Filistin'e yardım çığlıklarıyla geldiler
Kahraman müslümanlar onlara kucak açtı
Evlerine aldılar, ekmeklerini paylaştılar
Sonra o siyonist kalleş yahudi köpekler
Terörist olup onların hayatını kurtaran
Filistin erlerini tıpkı kaçtıkları Hitler gibi
Soykırıma uğrattı sırtlanca ve alçakça
Misafir geldikleri evlere çöktüler çakalca
1 asır hiç durmadan 1000 kat daha vahşi
Hitler gibi diktatörlerden daha barbarca
Dünyanın en alçak kahpeliğini yapıyorlar
Siyonist yahudi bebek katilleri şimdi yine
Bir Musa doğmasın diye Firavunlar gibi
Müslüman bebeklerini yakıyorlar keyifle
Bir Musanın gelişine engel olamayacaklar
Mehdi Ordusu bir gün alacak intikam
Masumların kanı asla yerde kalmayacak
Ey bebek katili namussuz Netanyahu
Ey siyonist şeytan sürüsünün baş köpeği
Tarih seni en alçak pisliklerden yazacak
Rabbimiz Allah seni o ilk şeytanla beraber
Ateşin en dibinde sonsuza dek yaksın
Dünyanın en korkak lanetlileri siyonistler
Ebediyen bir damla merhamet görmesin
İslamsız ne kadar da barbar dünya ülkeleri!
Nicesi destekleyerek ortak olmakta kana
Nicesi de susarak kaybetmekte insanlığını
Sonra hep beraber hiç utanmadan toplanıp
İnsan hakları, evrensel hukuk falan filan
Hepiniz canisiniz, hepiniz katilsiniz, hepiniz
İki cihanda asla mutlu olamayacaksınız
Hesap vereceksiniz! Hesap vereceksiniz!
Tükürün baktığınız aynalarda kendinize
İnsan değilsiniz! İnsan değilsiniz! Değilsiniz!
Dünya kıyameti sonuna dek hak ediyor!
Ey müslümanım diyen korkak ülkeler siz de!
Bu ağır vebalin altında elbet ezileceksiniz...
Mesulsünüz! Mesulsünüz! Mesulsünüz!
Ahlar arşa ulaşıyor, büyük belaları bekleyin!
Ey susup oturanlar! Ey paranın köleleri!
İki cihanda yakanız bir araya gelmesin...
İsrail Terör Örgütü yeryüzünden silinsin!
Rabbimiz Allah tüm siyonistleri kahretsin!
Siyonistleri destekliyorsa Azerbaycan dahil...
Onları destekleyen içimizdeki faşistler de!
Tüm gavur ve münafık zalim köpekler için!
Yaşasın cehennem! Yaşasın cehennem!

Şiiri Değerlendir

Siyonistler İçin Yaşasın Cehennem Şiiri - Şair Bilal Yavuz
Din tüccarı faşistlere aldanma kardeşim
Şayet Siyonistan soykırımı tamamlayıp
Tüm müminleri şehid etse Filistin yurdunda
Yine bir zaman geçtikten sonra utanmadan
Para için işbirliğine giderler buna emin ol!

Din tüccarı faşistler hiç utanmadan
Hamaset kasıp durur klavye erkekleri
İncirlik ve Kürecik üsleriyle israile kalkanlar!
Gazze'yi bombalayan alçak pilotlar
Konya sahasında yetişir ne de kolay!

Sonra yüzü hiç kızarmadan maziyi söyler
Mazinin kahraman ecdadı görse bu soysuzları
İlk önce bu fesadın korkak hayınlarını kırar
Bu çakallar ki çıkar için ağız ile kınar durur
Potansiyeli emer durur münafık ve alçakça!

Bir Salahaddin gerek önce bunları gömmeye
Bir Fatih gerek çürükleri ezip hasadı toplamaya
Bir Ömer gerek adaletle haksızları doğramaya
Bir Mehdi gerek cesurlarla cihadı başlatmaya
Bir İsa gerek son altınçağımıza bir İsa gerek!

Ey müslüman ülkeler, korkmayın bu kadar!
Mahşerde mesulsünüz ürkek suskunluklardan
Hiç değilse başlatın büyük boykot devrimlerini
Siyonist markaları topraklarınıza sokmayın ey
Bebek katillerine ortak olmayın artık uyanın!

Şiiri Değerlendir

Gazze Gazâda! Şiiri - Şair Bilal Yavuz
Endonezya, Kudüs ve Şifa hastaneleri
Bombaların altında elektriksiz, susuz!
Ve hakiki kahraman doktorlar ki...
Son telefon ışığıyla, narkozsuz!
Çocukların hayatı için savaşmakta...
Siyonistlerin doktorları bile canavar!
Ve siz batının doktorları neredesiniz?
İnsan ve çocuk, yalnız sizin mi ülkeniz!
Nerede insanlık? Neden dilsizsiniz!
Gazze! Fosforlarla korkakça yakılan bu halk!
Şimdi yeryüzünün en cesur halkıdır!
Yediden yetmişe Ashab'ın yiğit varisleri!
Siz dünyanın en ucunda hayınca titrerken!
Onlar alemlerin Rabbi Allah için canından!
Malından ve yurdundan geçerek gerçek sevdayla!
Hemde yanıbaşında şeytanlarla yüzyüze!
Dünyanın en asil nöbetini tutmaktalar!
Bu nöbet ki Saadet Asrından mirastır!
Ey şehid oğlu şehid oğlu şehid ey Gazze!
Ceddinin mezarları Çanakkale'de dururken...
Faşistler hiç utanmadan sana iftira attı!
Mehmed Akif şimdi olsa yüzlerine tükürür!
En küçük bir savaşta batıya kaçacak itler!
Toprakları sattılar dedi ne kahpe yalan!
Seni kendileriyle karıştırdı çomarlar!
Dünya bunlardan arsız, namussuzu görmüş mü?
Ecdadın sayesinde kurtulan bir vatanda!
Anasından piç doğmadığı için minnettar!
Olacağına sana ve şüheda ceddine!
Bırak yanında durmayı, ecdada ihanet ederek...
Hayınca, şerefsizce, onursuzca karşında durdular!
Lağım ağızlarıyla siyonistler oldular!
Sana terör diyenler gerçek teröristlerdir!
Tarihe geçecektir elbet tüm alçaklar da!

11.11.23
1445
Şiiri Değerlendir
 
Üst Alt